Ramazan sofranız hem sağlıklı hem de lezzetli olsun

Uzun ve sıcak günlerde oruç tutanların, besleyici fakat vücuduy ormayan yemeklere yönelmesinde fayda var. Ama damak tadından taviz vermeden

Şimdi Ramazan geldi ya, bütün dergiler, televizyon kanalları, magazin programları, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün diyetisyenlerle, beslenme uzmanlarıyla röportaj yapıp, "Bu ay boyunca ne yemeliyiz, nasıl beslenmeliyiz," klişe sorularından oluşan haberler yapacaklar. Uzmanlar da yıllardır anlattıkları üzere bu ay boyunca mideyi yormadan, aşırı yüklenmeden uygulanacak beslenme formülleri ile ilgili küçük ipuçları verecekler. Soran da haksız değil sormakta, cevaplayan da mantıksız değil tabii ki söylediklerinde. Ama sanki artık hepimiz bunları çok iyi biliyormuşuz gibi geliyor. Yine de hatırlatmakta fayda var. Siz siz olun, "Ramazan boyunca iftardaki ölçüyü kaçırmadan kalkın sofradan," diyerek ben de çorbadaki tuzumu serpmiş olayım bu konuya. Ramazan, bu sene ve bundan sonraki beş-altı sene boyunca yazın tam ortasına denk geliyor. Bu, fazlasıyla sıcak ve uzun günler demek. Gün boyunca vücudumuzun ihtiyaç duyacağı su, tuz, mineral, vitamin, protein ve karbonhidratları birbirine yakın birkaç öğünde alacağız demek. Zor ama imkansız değil. Ne bütün gün aç kaldım diye yemeğe saldırıp aşırı yağlı, mideyi yoracak şekilde beslenmek doğru ne de zaten havalar çok sıcak sadece sebze, meyve yiyeyim de hafif hissedeyim diye bir zihniyet gütmek. Her şeyin azı karar, çoğu zarar malum.

İFTARDA ÇORBAYI İHMAL ETMEYİN
Sizi bilmem ama benim Ramazan sofrasında en çok aradığım şeylerden biri çorbadır. Canım çekse de çekmese de başlangıç olarak bir çorba, mideyi öğüne hazırlayan bir altlık gibidir. Sofraya bütün günün açlığıyla saldırmayı önler. O yüzden ben her seferinde bir porsiyon olmasa da yarım çorba içmeyi, içine de nefis Ramazan pidesinden şamandıra yapmayı adet edinmişimdir başlangıç olarak. Hele çorbam lezzetli bir yöresel çorba ise değmeyin keyfime. Geçen hafta birçok arkadaşıma laf arası sordum, "İftarda canın en çok ne çeker, ne ister?" diye, kız-erkek demeden yüzde 90'ı kebap dedi. Önce bir garipsedim, sonra garipsediğimi garipsedim, çünkü gerçekten benim de canım fazlasıyla kebap çekiyor iftar sofrasına oturduğumda. Kendimizi inkar etmeyelim bu konuda, biz kebapsever bir milletiz. Fakat diyoruz ki, "Çok ağır yememek lazım," ama canımızın kebap çekmesini de engelleyemiyoruz. Bu ne yaman bir çelişkidir, bunun bir ortasını bulmak lazım sanki. Hem şoför arkası, hem tekerlek üstü olsun hem de sallamasın derseniz o iş zor, ama imkansız değil. Çözüm az yağlı bir kıyma ile yapılacak güzel bir tepsi kebabında gizli. Bu hafta biraz başlangıç ve ana yemek üzerine yazdım çok özendirici olmamaya çalışarak. Malum Ramazanın ilk günleri, oruçlu olup da aklından binbir türlü yemek geçirenleri düşünmek lazım. Haftaya biraz daha ara atıştırmalıklar ve hafif tatlılar var aklımda. Siz de benimle facebook. com/ardaninmutfagi ya da www.twitter/ arda_turkmen adresinden sevdiğiniz tarifleri paylaşın, lezzetli iftar sofralarını birlikte kuralım. Hepinize bol bereketli bir Ramazan dilerim...

PATLICANLI TEPSİ KEBABI
5 adet orta boy patlıcan
500 gram orta yağlı kıyma
2 adet domates
2 adet biber
1 baş sarımsak
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı biber salçası
1/2 bardak su
Tuz ve karabiber
Zeytinyağı
Kıymayı tuz ve karabiber ile biraz yoğurun ve yumurta büyüklüğünde toplar haline getirin. Patlıcanları üç parmak kalınlığında dilimleyin. Fırın tepsinizi 1 kaşık zeytinyağı ile yağlayın ve patlıcanlar ile köfteleri birbiri ardına sıkı sıkı dıştan içe doğru dizerek tepsiye yerleştirin ve tepsinin ortasını boş bırakın. Dörde böldüğünüz domatesleri ve iri dilimlediğiniz biberleri tepsinin ortasına, sarımsakları ise tepsinin muhtelif yerlerine köfte ile patlıcanların arasına sıkıştıracak şekilde yerleştirin. Bir kabın içinde domates ve biber salçasını yarım bardak kadar su ile seyreltin, çok sıvı değil hatta boza kıvamında bir pelte elde edeceksiniz. Elde ettiğiniz bu kıvamlı salçayı patlıcan ve köftelerin üzerine sürün. 30 dakika üzeri kapalı, 30 dakika üzeri açık şekilde 200 derecelik fırında, toplam 1 saat kadar pişirin. 4 Salçanın koyu kıvamlı olması, köfteler ile patlıcanların birbirlerine sıkı sıkı yapışacak şekilde tepsiye dizilmesi tarifteki önemli püf noktalardır.

KİŞNİŞLİ SÜZME YOĞURT
6 kaşık süzme yoğurt
1 avuç taze kişniş
1 adet lime
Birkaç damla zeytinyağı
1 tutam tuz
Taze kişnişi incecik kıyın ve yoğurtla karıştırın. Lime'ı sıkın tuz ve zeytinyağı ile karıştırın. Hazırladığınız karışımı kebabınızın üzerinde servis edin.

MAHLUTA ÇORBASI
1 kuru soğan
1 diş ezilmiş sarımsak
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 litre tavuk suyu
100 gram ayıklanmış ve yıkanmış kırmızı mercimek
50 gram ayıklanmış ve yıkanmış pirinç
1 tatlı kaşığı toz kişniş
1/2 tatlı kaşığı toz kimyon
1/2 limonun suyu
Tuz ve karabiber
1 adet soğanı yemeklik olarak tencereye doğrayın ve zeytinyağında hafif terleterek soteleyin. Sotelenen soğanların üzerine tavuk suyu ekleyip kaynatın. Tavuk suyu kaynadıktan sonra içine mercimeği ve pirinci ekleyin. Tuz, karabiber, toz kişniş ve limon suyunu ekleyerek mercimekler iyice yumuşayana kadar 35-40 dakika orta ateşte, ağzı kapalı olarak pişirin. Kaselere alıp üzerlerine toz kimyon serperek servis edin. 4 Bu çorba, başlangıç olarak mideyi rahatlatacak hatta ana yemek olarak bile servis edilebilecek iyi bir alternatiftir.


BİZE ULAŞIN