Altın kemeri ebediyen istiyorum

Ali Gürbüz ikinci kez Kırkpınar'da başpehlivan oldu. Bir kez daha altın madalyayı almayı başarırsa altın kemer ebediyen onda kalacak. Başpehlivan olan babasını iki yaşındayken kaybeden Gürbüz'ün hikayesi hem başarılarla dolu hem de hüzünlü

1.98 boyunda, 110 kilo bir adam. Başpehlivanlık sadece aldığı madalyayla değil, boyu posuyla da ilgili. Öyle ki bu zamana kadar kendimi yanında minyon hissettiğim nadir insanlardan biri! Kırkpınar'da bu yıl da altın madalyayı kazanan Ali Gürbüz'den söz ediyorum. Eğer önümüzdeki yıl da altın madalya alırsa üst üste üç yıl başpehlivan olduğu için altın kemere ebediyen sahip olacak. Ali Gürbüz'ün iki yaşında kaybettiği babası da altın madalyalı bir başpehlivandı. Bu nedenle altın madalyaya ebediyen sahip olmak Ali Gürbüz için çok önemli. Gürbüz; "Babamın izinde gidiyorum," diyor. İşte bir başpehlivan hikayesi....

- Babanız da başpehlivanmış. Hatta Antalya'ya altın kemeri getiren ilk başpehlivan...
- Evet. Babam Recep Gürbüz, 1988 yılında kazanmış altın kemeri. Antalya halkı tarafından, büyük bir coşkuyla karşılanmış. Ben o zamanlar, yaşımı bile doldurmamışım. Annemin kucağında, babamı davulla zurnayla karşılamaya gidenler arasındaymışım.

BABAMIN BOŞLUĞUNU DEDEM DOLDURDU
- Sonra neler oldu?
- Babam 1989 yılında Kırkpınar'a hazırlanırken aniden rahatsızlanmış. Baş ağrısı diye gitmişler doktora, kanser olduğu ortaya çıkmış. Pehlivan adamın böyle bir hastalığa yakalanması, ailem kadar tüm sevenlerini de yıkmış. Tümör hızla ilerlemiş yataklara düşmüş. İkinci ve üçüncü kez Kırkpınar'ı kazanıp altın madalyayı ebediyen almayı çok istiyordu ama olmadı, ömrü vefa etmedi. Ben iki yaşımdaydım babamı kaybettiğimiz zaman. Altın madalyayı ebediyen almayı babam için çok istiyorum...

- Siz güreşle ilgilenmeye nasıl başladınız?
- İlk olarak meydana çıkmam sembolik. Babamın arkadaşları, bize yardım edebilmek için bir güreş düzenlemişler. Başpehlivan Recep Kılıç'ın oğlu ile birlikte kispet giydim. O zaman üç-dört yaşlarımdayım. Zaten güreşe dair hatırladığım ilk anı bu. Sonra hep hayatımda oldu güreş, çünkü dedem, dayım güreşçi. Uzak kalmam mümkün değildi.

- Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
- Kırda bayırda, arkadaşlarla...

YARIM KALAN İŞİ TAMAMLIYORUM
- Babanın eksikliğini hissettiniz mi?
- Dedem doldurdu o boşluğu. O babam gibi oldu. Dedem hep başımdaydı. O da eski başpehlivan olduğu için beni hazırlama konusunda yardımcı oldu. Onun için de önemliydi tabii, oğlunu gencecik yaşta kaybetmiş. Onun acısını yaşıyor, bende onu görüyor. Dayımın oğlu antrenörlüğümü yaptı. Yastıklarla güreşirdim, babamın kasetlerini izlerdim. Bir gün onun gibi olmak istiyordum. Babama dair hiçbir şey hatırlamıyorum ama kasetler yardımıyla onu tanıdım. Babamdan daha uzun boylu biri oldum. Dayımın oğlu küçüklük dönemimde çok yardımcı oldu, güreşi o öğretti bana. Dedem de bizim başımızdaydı. Babamı hatırlamadığım ya da görmediğim belki daha iyi oldu. Çünkü o zaman daha çok zorluk çekerdim. Babamın yarım kalan işini inşallah seneye tamamlayacağım. Onun izinde olduğum için mutluyum. Babamın beni güreştirmeye pek niyeti yokmuş aslında ama ben istedim.

GÜREŞ BİR TÜRLÜ POPÜLER OLAMIYOR
- Belek Belediyesi nasıl destek oluyor?
- Maaşımız var belediyeden. Kalacak yer, yeme-içme, çalışacak alan sağlıyor bize. Sağolsunlar sahip çıkıyorlar.

- Müsabakalardan çok kazanır mı pehlivan?
- Altın madalyayı alan 27 bin lira alıyor. Esas geçim kaynağım belediyenin verdiği destek. Bir de davet edildiğim güreşler oluyor, onlara katılıp para kazanıyorum.

- Güreş çok izlenir mi?
- Yağlı güreş futboldan ve belki basketboldan sonra daha çok seyircisi olan bir spor. Kırkpınar'da 25 bin kişi vardı. Giremeyenlerle birlikte 45 bini bulur o rakam. Mahalli güreşlerde bile seyirci sayısı 10 bini bulur. Büyük bir kitlesi var. Yağlı güreş çok önemli, UNESCO'nun tarihi mirasına girdi. Bunu yaşatabilsek, yurtdışına da daha iyi pazarlanabilir. Ama popüler olamıyor.

- Neden olamıyor?
- Federasyon olsun, yetkililer olsun, reklamını iyi yapamadıklarını düşünüyorum. Sadece yağlı güreşin değil, minder güreşinin de. Minder güreşinin hiç seyircisi yok. Benim minder güreşinde de derecelerim var, Avrupa üçüncüsü oldum. Uluslararası turnuvada bile sadece sporcuların ailesi izler. Yağlı güreşin izleyicisi de, yaşlı ve kırsal kesimden insanlar, Anadolu halkı.

- Siz yeni nesilsiniz, size nasıl geçti güreş aşkı?
- Yağlı güreş, Antalya'da çok popüler. Antalya'nın yerel halkı Kırkpınar'da altın madalya alıp gelirsen, seni bağırlarına basıyor. Burada neredeyse herkes tanır beni. Bu nedenle küçük yaştaki sporcular hevesleniyor güreşçi olmak için.

BİR OTURUŞTA BİR KUZU YEMİYORUM
- Bugünlere kolay gelmediniz sanırım...
- Son üç yıldır Kırkpınar'da başa güreşiyorum. 2009'da başpehlivanlık güreşlerinde üçüncü oldum. 2010'da ikinci. 2011'de ve bu yıl birinci. Altın kemeri alan en genç pehlivanım. 650 yıllık Kırkpınar tarihinde baba ve oğul başpehlivanlığı kazanan yok. Biz babamla bunu başardık. Babam da ben de 23 yaşında kazandık ilk altın kemerimizi. Bu da önemli benim için. Antalya'ya geldiğimde, aynen babamın karşılanması gibi karşılandım. Sonra babamın mezarını ziyarete gittim altın kemeri ona götürdüm, "Emanetini geri aldım baba," dedim.

- İki altın madalya kazandınız. Bir tane daha kazanırsanız ebediyen altın kemer sizde kalacak. Nasıl bir hazırlık yaptınız?
- Ben 2008 yılında başaltında birinci olarak başa çıktım. 2009 yılında başa güreştim. Üçüncü oldum. Ertesi sene ikinci, geçen sene birinci, bu sene yine birinci oldum. Bu sene ikinci kez altın kemer aldım ebediyen sahip olabilmem için bir kez daha almam gerekiyor. Seneye de çok iyi hazırlanıp altın kemeri almak istiyorum. Antalya'da daha önce başpehlivan olan birçok kişi var ama altın kemeri ebediyen alan yok. Hedefim Antalya'ya altın kemeri ebedi olarak getirmek.

- Altın kemeri ebedi olarak hak etmiş kaç kişi var?
-
Cumhuriyet tarihinde benim bildiğim, dört kişide var. Ben alabilirsem beşinci olacağım.

- Bir güreşçi nasıl hazırlanır böyle bir sürece?
- Haftanın altı günü günde dört, beş saat sporla geçiyor. Yeme içmeye dikkat ediyorum.

- Pehlivan dediğin, "Bir oturuşta bir kuzu yer," derler doğru mu?
- Yok bir kuzu yemiyorum ama güzel bir kahvaltı yaparım. Normal bir insanın yediğinden biraz fazla yiyorum.

GÜREŞ SPOR DEĞİL, HAYATIN BİR PARÇASI
- Profesyonel olarak güreşmeye ne zaman başladınız?
- 1998 yılında profesyonel olarak güreşmeye başladım. Kırkpınar'a gittim, miniklerde ikinci oldum. O aşamadan itibaren başlayarak bu noktaya gelen ender başpehlivanlardan biriyim.

- Büyüdüğünüz Elmadağ nasıl bir yer?
- Güreş bizde spor olarak yapılan bir şey değil, hayatın bir parçası. Özellikle bizim ailede, hayatın her alanında güreş var. Ben güreştiğim zaman tüm ailem mutlu oluyor, ben yenildiğimde tüm aile, sülale üzülüyor. O yüzden çok büyük sorumluluk onları mutlu etmek. Elmalı'da, Kırkpınar'dan daha eski güreşler düzenlenir yazları. Yayla bölgesi Elmalı, güzel bir yer.

BİZE ULAŞIN