Güneş, deniz, müzik: Benicassim

Avrupa'nın ünlü festivallerinden Benicassim, müzik ve tatil keyfini bir arada sunuyor. İşte bu yılki festivalden izlenimlerimiz ve gelecek yıllarda yolu İspanya'ya düşeceklere tavsiyeler

Tatillerimi "Önce Bodrum'a sonra Çeşme'ye uğrayayım, gerisine bakarız," diye geçiren insanlardan değilim. Benim için öncelik müzikte. Bu yüzden yazları, değişik festivallere yolumu düşürmeyi alışkanlık haline getirdim. Bu sene ilk durak İspanya'daki Benicassim oldu. Benicassim, İspanya'nın güneyinde, kumsallarıyla ünlü küçük bir kasaba. Barselona'ya trenle birkaç saat uzaklıkta. Avrupa'daki diğer festivallere oranla Benicassim nispeten daha küçük. Yaklaşık 40 bin kişi katılıyor. Ama müzikal açıdan, devasa olanları bile aratmıyor. Dört günlük festivalde bu sene Bob Dylan, The Stone Roses, New Order, Noel Gallagher, David Guetta, Vaccines gibi 100'e yakın isim sahne aldı. Konaklama için çadırları ya da festival alanına yakın otelleri tercih edebilirsiniz. Tavsiyem -gündüzleri aşırı derecede sıcak olduğu için- otelde kalmanız yönünde. Konserler akşama doğru başladığı için gündüzlerinizi sahilde geçirebiliyorsunuz. Benicassim'in en güzel yanı bu. Müzik, güneş ve deniz bir arada. Benicassim'in gerçekleştiği tarihlerde Türkiye'de One Love festivali vardı. Malum, biranın, daha doğrusu alkolün bu sene yasak olduğu güzide festivalimiz. Benicassim'deyse kelimenin tam anlamıyla birayla yıkanıyorsunuz. Festivale iki farklı biletle gidebilirsiniz. Sadece festival alanına giriş sağlayan bilet ve VIP olanı. VIP olanı pahalı olsa da, size Türkiye'deki o dandik VIP platformlarından çok daha fazla avantaj sağlıyor. Bu biletle giriş yapanlara ana sahnenin hemen yanında kocaman bir alan ayrılmış. Koltuklar, yataklar gün boyu hizmetinizde.

Türkçe reggae keyfi
Sattas, Türkiye'de icra edilmesine pek de alışık olmadığımız bir türün temsilcisi. Uzun süredir, yıllar içerisinde oluşturdukları kitlelerine reggae müziğin iyi örneklerini sergiliyorlardı. Bugüne kadar bir albüm kaydetmemişlerdi. Bu yüzden onları irili ufaklı barlardaki ve festivallerdeki performanslarıyla tanıyıp sevmiştik. Bu hafta yayınladıkları ilk albümleri Sattas'ta da, o canlı performanslarındakinden çok da farklı bir çizgi çizmiyorlar. Bir kere albümü canlı olarak kaydetmişler. Reggae'nin samimiyeti, o hümanist tavrı kayıt açısından da albüme yansımış. Şarkılar canlı performanslarında olduğu gibi Türkçe ve İngilizce olarak ayrışıyor. Yine de bu farklılık, çalışmanın bütünlüğünü bozmamış. İnceden caz'a, ska'ya kaydıkları anlar da mevcut ve özellikle Türkçe sözlü şarkılarda Athena'nın ilk dönemlerini anımsatıyorlar. Onlarla yeni tanışacaklar için bu bir kolaylık aslında. Garipsemeden müziğin içine çekilebilirsiniz. Ki zaten reggae'nin de tür olarak böyle bir hafifliği var. Yaz akşamında, tatlı bir rüzgar eserken sahil kenarında oturmak gibi hoştur reggae. Sizi yavaş yavaş, kulağınızı tırmalamadan okşar. Sattas da bu albümü iyi kotarmış. Dinlemek hoşunuza gidecektir...

BİZE ULAŞIN