Dokunmayın lohusaya, gariptir

Deniz'le Mehmet'i doğuralı beş ay oldu. Bu beş ayın en zor dönemi ise ilk bir aydı. Hele ilk 15 gün gerçekten çok acılıydı. Hem sezaryen olduğum için ameliyat yerim çok acıyordu, hem iki bebekle neye uğradığımı şaşırmıştım hem de benim lohusa sendromu deyip durduğum, uzmanların ise annelik hüznü dedikleri ruhsal durumu yaşıyordum. Ama ne yaşamak... Bütün dünya üstüme üstüme geliyordu sanki. Bebeklerimle mutlu olacağım yerde mutsuz, umutsuz bir tip olmuştum. Sürekli çocuklarımın başına bir şey gelecek ve ben buna engel olamayacağım duygusu yaşıyordum. Her gün en az bir posta ağlıyordum. Uykusuzluk da başıma vurunca, iş halüsinasyon görmeye kadar vardı. Bir gece kız yatağında ağlıyor, kocam beni uyandırmaya çalışıyor... Ben ona "Hayır ağlamıyor. Deniz aramızda yatıyor, görmüyor musun?" diyorum. Başka bir gece, yine çocuklardan biri ağlarken kocam beni uyandırmaya çalışıyor. Benim gözler açık, ona dönüp "Sırtında bebek var. Üçüncü bebek senin sırtında duruyor, dikkat et," diyorum. Adamcağızın gözlerindeki dehşeti bugün bile unutamıyorum. "Üçüncü bebek yok ki," diye bana mantıklı mantıklı açıklama yapmaya çalışıyor, ama gözlerde "Eyvah, gitti bizim hatun elden," bakışı var. Üstelik ben o dönemde bütün bunları yaşayabileceğimi çok iyi biliyordum, psikiyatristim bana daha hamileyken bu duruma hazır olmamı; bu duyguların geçeceğini bilerek, o dönemi daha rahat atlatabileceğimi söylemişti. Beni tek rahatlatan buydu. Ama buna rağmen bir gün dayanamayıp "Doğan Bey ben çok fenayım, n'olur bana emzirirken de alınabilecek bir antidepresan filan yazın," diye mail atmıştım, ama o bana ilaç yerine sakinleştirici etkisi olan bitki çayları içmemi önermişti. Şimdi dönüp baktığımda "İyi ki de böyle geçici bir dönem için ilaç almamışım," diyorum. Nitekim o negatif duygular yavaş yavaş yerini çocuklardan keyif almaya bıraktı. Şimdi anlıyorum ki ben lohusalık dönemini aslında hafif bile atlatmışım. O dönemi çok daha ağır yaşayan kadınlar da var.

SEBEP HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER
Benimle aynı durumu yaşayan lohusalar için Doç. Dr. Doğan Yeşilbursa'dan şöyle bilgiler de aldım:
Doğum sonrası dönemde kadınların yüzde 70-85'inde ruhsal belirtiler bozukluklar görülmektedir.
En sık rastlanan tablo 'mothers blues' ya da 'baby blues' da denen 'annelik hüznü'dür. (Çeşitli çalışmalarda yüzde 30-85 arasında değişen sıklıkta görüldüğü saptanmıştır.)
Doğum sonrası dönemdeki hızlı hormonal değişiklikler en belirleyici nedendir.
Ruhsal hastalık öyküsü, soyda ruhsal hastalık ya da biyolojik yatkınlığı olan kişilerde hızlı hormonal değişikliklere ek olarak, yüklenme, zorlanma etmenleri nedeniyle klinik tablolar ortaya çıkabilir.
Doğum sonrası majör depresyon (sıklık oranı yüzde 10-15) ya da doğum sonrası psikotik bozukluk (sıklık oranı binde 1-2) görülebilir. Bunlar, gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu, düşünce ve algı bozuklukları ile belirli, mutlaka tedavi gerektiren tablolardır. Bu anneler, hastalık döneminde çocuk bakımı sorumluluğunu üstlenemezler.
Çocuk sahibi olmak eş açısından da önemli bir yaşam olayıdır ve ruhsal açıdan yüklenme zorlanma nedenidir. Eşin, annenin olası 'hüznü', duygudurum dalgalanmaları ve ağlamaları konusunda önceden bilgi sahibi olması, eşler arası dayanışmayı sağlamak, olası yanlış anlama ve çatışmaları önlemek açısından önem taşır.

BİZE ULAŞIN