Erkekler feminenleşiyor!

Hem araştırmalar hem de şöhretlerin yaptığı açıklamalar, erkeklerin cinselliği hayatlarının odak noktasında görmekten vazgeçtiğini gösteriyor. Pek çok erkek, maç izlemeye, lezzetli bir yemeğe, iş yerinde yükselmeye cinsellikten daha çok değer veriyor. Peki erkeklere ne oldu, bu noktaya nasıl gelindi? Sosyal antropolog Prof. Dr. Tayfun Atay "Geleneksel roller değişiyor, erkekler feminenleşiyor," diyor

Toplumumuzdaki genel kanı, erkeklerin seksten başka bir şey düşünmedikleri yönünde. Ancak bu kanıyı şöyle bir baş aşağı çevirsek fena olmayacak. Erkekler seksten başka şeyleri de pekala düşünür. Asıl sorun, konu seks olduğunda başka şeyleri düşünemez hale gelmeleridir! Diğer yandan bilinçli bir tercihten ziyade biyolojik ve toplumsal koşullanmalardan kaynaklanan bu durumun değişmekte olduğunu da söyleyebiliriz. Örneğin bir teknoloji firmasının altı Avrupa ülkesinde yaptığı araştırmaya göre, erkeklerin yüzde 72'si, iyi bir futbol maçı izlemeyi, sekse tercih ediyor. İngiltere'deki bir araştırma, erkeklerin yarısından fazlasının kariyerlerindeki olumlu bir gelişmeye, Avusturalya'da yapılan bir araştırmaysa erkeklerin üçte birinin iyi bir yemeği seksten daha fazla değer verdiklerini gösteriyor. Son olarak Ohio Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırmadaysa, geçmişteki bir araştırmada dakikada yedi defa seks düşündükleri belirlenen erkeklerin, artık günde yalnızca ortalama 19 defa seks düşündükleri belirlendi. Bir de bu araştırmaları destekleyen açıklamalar yapan ünlüler var elbette. Tüm bu verileri bir araya toplayınca, bize düşen sosyal antropolog Prof. Dr. Tayfun Atay'ın kapısını çalmak ve "Ne oluyor bu erkeklere?" sorusunu sormak oldu. Atay "Geleneksel roller kırılıyor, erkekler feminenleşiyor," diyor.

TAKIMI YENİLEN ERKEK SEVİŞEMİYOR
- Son dönemdeki araştırma ve açıklamalar, erkek hayatının odak noktasında cinselliğin bulunduğu kanısıyla çelişiyor. Erkekler cinsellikten soğuyor mu?
- Ciddi bir değişim yaşanıyor. Geleneksel ataerkil kültürde, erkeğin gücünün birlikte olduğu kadın sayısıyla doğru orantılı olduğu düşünülürdü. Hayatına giren her yeni kadınla birlikte, erkeğin de şanı yürürdü. Bunun aksini ifade eden; erkeklerin seks dışındaki aktivitelerden daha fazla zevk aldığını ima eden açıklamalar yapılamazdı. Bu kültürde erkeklerin seksi, kadınlarınsa duygusallığı ön planda gördüğü düşüncesi ön plandaydı. Şimdiyse kadınların toplumsal yaşamda daha etkin hale gelmeleri sayesinde hakim kültürel anlayış değişiyor. Bu yeni kültürde, erkeklerin güçlenen kadınları yalnızca 'seks objesi' olarak görmeleri zorlaşıyor. Dolayısıyla erkekler, kadınlar karşısında geri adım atarak, cinsellik dışındaki aktivitelerden de zevk almayı öğreniyorlar. Ama şurası açık ki, eskiden en büyük takıntısı seks olan erkekler, ataerkil düzenin değişmesiyle iktidarlarının en çıplak dışvurumu olan seks pratiği dışında başka ilgi alanları ve yeni öncelikler bulabiliyor. İnternette vakit geçirmeyi, spor yapmayı, iyi bir yemeği, takımlarının maçını izlemeyi tercih edebiliyor.
- Peki maç izlemek, spor yapmak veya oyun oynamak, cinsellikle nasıl kıyaslanabilir? Sonuçta her birinin sunduğu tatmin ayrı...
- Aslında çok da farklı değil. Çünkü saydığınız tüm aktiviteler, erkek cinselliğinin temelindeki iktidara sahip olma güdüsüyle ilişkili. Futbolu ele alalım. Eğer tuttuğunuz takım kazanırsa, kendinizi mutlu, güçlü hissedersiniz; iktidar güdünüz tatmin olur. Takımınız başarısızlığa uğradığındaysa, ciddi bir iktidar kaybı yaşarsınız. Pek çok erkeğin, yenilgiyi takip eden gece seks yapmak istemediklerini biliyoruz mesela. Yani sosyal bir olgu olan futboldaki iktidar kaybı, biyolojik alana yansıyor. Bilgisayar oyunlarında başarı elde ettiğinizde de, iktidar güdünüz tatmin oluyor.
- Ataerkilliğin sonuna mı geldik yani? Yeni çağ erkeğinin eskisinden farkı ne olacak?
- Sonuna gelmedik ama değişim başladı. Geleneksel kadınlık-erkeklik rolleri değiştikçe, ataerkillik de tarih olacak. Artık erkekler geçmişte çok gizli ortamlarda itiraf edebilecekleri şeyleri, halk içerisinde rahatlıkla söyleyebiliyor. Eskiden anlatmaz, sızlanmaz, ağlamaz, sıkıntılarını, üzüntülerini paylaşmazlardı. Bu sert kabuğun kırılmasıyla birlikte, cinsellik dışı alanlara da ilgi duymaya; daha fazla insan olmaya başladılar.

KADIN -ERKEK FARKI BELİRSİZLEŞECEK

- Kadınlar da değişiyor mu peki?
- Elbette. 'Erkek olma' baskısının azalmasıyla doğru orantılı olarak, kadınlarda da bir rahatlama var. İki cinsin önündeki engeller de yavaş yavaş kalktığı için, hem erkekler hem kadınlar, uçlardan merkeze doğru bir geçiş halinde.

- Cinsiyetler arasındaki farklılık belirsizleşmeye başladı yani. Peki bu merkezileşme, nereye kadar devam edecek?
- Erkekler gün geçtikçe daha feminen hale gelecek. Uygarlığımız 'kadınsı', androjen bir mecraya doğru akacak. Ama feminenleşme diyince aklınıza karikatürize durumlar gelmesin! Kastettiğim, erkeklerin daha anlayışlı, daha yaratıcı hale evrilecek olmaları. Erkekliğin şiddet ve iktidar bağlantılı olarak hayatın içinde belirleyici olma özelliği kaybolacak.

- Herhalde uzun zaman alacak bu değişimin tamamlanması...
- Geleneksel erkeklerin bir anda yok olacağını söyleyemeyiz. Çünkü erkeklerin iş, bilim ve sanat dünyasındaki hakimiyeti devam ediyor. Ama
kadınların mücadelesi, er geç onları da dönüşüme uğratacak. Ne zaman ki cinsiyet eşitliği sağlanır, o zaman geleneksel erkek yok olur.

- Maddi durum veya toplumsal statü nasıl etkiliyor değişimi?
- 'Tok açın halinden anlamaz,' diye güzel bir atasözümüz vardır. Zengin ve başarılı insanların, cinsel arzularını daha rahat karşılayabildikleri
bir gerçek. Diğer yandan başarı, karşı cins için bir afrodizyak. Yani bazı erkekler 'Kariyerimde yükselmeyi sekse tercih ederim,' derken, bilinçaltlarında başarının kendilerine hangi kapıları açacağını da biliyorlar. Yani aslında başarıya ulaşmaya çalışma çabası da, cinsel hazza
giden yolu kısaltan bir etkinlik.

- Peki, siz bir erkek olarak bu değişimi olumlu buluyor musunuz?
- Toplum bize cinsiyetimizden dolayı çok fazla görev yüklüyor. Bu yüzden ben erkeklerin geleneksel 'erkekliği' elde etme çabalarını, büyük
bir imkansızın peşinde koşmaya benzetiyorum. Nihayet bunun farkına varıp, mücadeleden vazgeçmeye başladı erkekler. Yani kabuk kırıldı,
inim inim inleyen erkek özgürleşmeye başladı. Dolayısıyla ben değişimi olumlu karşılıyorum.

BİZE ULAŞIN