Medya dünyası mercek altında

Polisiye okurlarının son yıllarda yakından takip ettiği yazarlardan biri Esmahan Aykol. Beyoğlu'nda polisiye kitaplar satan bir kitapçı dükkanı olan Kati Hirşel adlı kahramanın dedektifliğe kalkıştığında başından geçen maceralar, özellikle İstanbul'da yaşandığı için hem polisiye kurgunun hem de "Bakalım bu romanda hangi mekanlara uğrayacak?" heyecanını birlikte yaşatıyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Tango İstanbul da beş yıldır yeni bir Kati Hirşel polisiyesi bekleyenleri sevindirmiş olmalı. Esmahan Aykol bu kez merceğine medya dünyasını almış: Medyasiyaset bağlantıları, kasetler, şantajlar, kamera kayıtlarının peşinde koşan romanın kahramanı Kati Hirşel'in, entrikaları hissetme performansından hiçbir şey eksilmemiş. Tabii aşkı aramaktan da vazgeçmemiş.
Kati Hirşel'in yeni macerasını yayımlamak için beş yıl bekledim. Ben uzun araştırma süreçlerini seviyorum: Romanlarımın geçtiği sokaklarda dolaşıyor, kafelerde oturup insanları gözlemliyorum. Dolayısıyla çok hızlı yazmam mümkün değil. Tango İstanbul'un konusu da uzun zaman kafamda dönüp durdu. Tango dersi aldım, Türkiye'de medya hakkında yazılmış hemen tüm kitapları okudum, gazetecilerle konuştum. Üstelik bu beş yıl içinde kahramanı Kati Hirşel olmayan, henüz tamamlanmamış iki roman üzerinde daha çalıştım. Birinin kahramanı orta yaş krizinde bir kadın, diğeri ise bir bilim kurgu. Ömrümün tam ortasında, sadece okuyarak, düşünerek ve yazarak ama yayımlatmadan geçen bu beş yıl bana çok iyi geldi.
Kati Hirşel, polisiye romanlarla çevrelenmiş korunaklı bir hayat yaşıyor, uzun süreli dostluklar kuruyor, hayatına yeni birini sokarken de çok dikkatli davranıyor. Yani aslında yorulması için bir neden yok gibi görünüyor ama bir İstanbullu olarak bu iklimden etkilenmemesi mümkün değil. Yine de Tango İstanbul'la birlikte hayatına giren yeni aşk ve kitabeviyle ilgili gelişmeler ona enerji verecek. Zaten bir sonraki romanın araştırmasını yaptım, hatta romanın ilk sahnesi gözümün önünde belirdi. Dolayısıyla Kati Hirşel'in eski korunaklı hayatına devam etmesi pek de mümkün görünmüyor. Serinin yeni kitabı İstanbul'da yaşayan Afrikalı göçmenler arasında geçiyor.
İstanbul, Türkiye'yi pek tanımayan herhangi bir Batılıya oryantal dansı çağrıştırır. Sosyal danslar, hele hele bedensel yakın temas gerektiren tango, İstanbul'la birlikte düşünülemeyecek bir kelimedir. Tango ve İstanbul'un sadece yan yana gelerek yabancıların gözünde yarattıkları bu çelişki, tam da benim bu romanda anlatmak istediğime vurgu yapıyor: Bir yüzüyle Batılı, laik bir hukuk düzeni olan ama öte yandan 'oryantal', kısmen feodal ilişkilerin belirleyici olduğu bir memleket. Kapaktaki figürü de bu nedenle çok sevdim. Tango giysileri giymiş bir kadının belden aşağısı şakır şakır göbek dansı yapıyor...
Tango İstanbul'da Kati Hirşel, polisiye okumanın zekayı geliştirdiğini söylüyor. Ben bu cümledeki 'zeka' kavramını biraz daraltmak gerektiğini düşünüyorum. Entrikacı zeka, demek daha doğru olur. Bu da Türkiye'de yaşamaya niyeti olan herkesin sahip olması gereken bir şey.
Tango İstanbul'da, şehirdeki pek çok yeme içme mekanı da yer alıyor. Bu sayede darklı şehirlerdeki okurlara da İstanbul'u tanıtmak istiyorum. Belki ben İzmirli olduğum için, Türkiye'de sadece bir tek şehir varmış gibi yaşanmasından hep rahatsızlık duymuşumdur. Merkezi devletin yarattığı bir şey bu sanırım. Tek bir şehir, tek bir kültür var gibi yaşanıyor. Ayrıca, yabancı okurlarım, ellerinde Kati Hirşel romanlarıyla İstanbul'u dolaştıklarını söylediklerinde de çok seviniyorum.

BİZE ULAŞIN