Bir erkek, bir kadın, bir bebek

İtiraf edeyim: Filmin başlarında ben de şu 'seyirci kitlesi' denen geniş gruba hiç aldırmayan, minimalist ve yavaş anlatımı olmazsa olmaz bir erdem sayan genç Türk sinemasına neredeyse giydirmeye ve önlenemez gişe yenilgilerini hak edilmiş görmeye başlamıştım. Ama hiçbir şey o kadar basit değil. Bu yalın ve kışkırtıcı hikaye giderek zenginleşmeye, katmanları üst üste binmeye ve o sadeliğin içinden çağdaş bir trajedinin tohumları saçılmaya başlayınca fark ettim: İyi bir film izliyorduk. Yine itiraf edeyim. Pelin Esmer'in ilk iki filmi olan Oyun ve 11'e 10 Kala'yı da pek tutmamış ve bunu yazılarımda açıklamıştım. Çok özetle, o filmlerde yapılmak istenen belgesel/drama karışımı, bana tutmamış gibi gelmişti. Oysa burada sırtını belki yine belgesele dayayan, ama tümüyle daha sağlam bir hikaye var. Ve diğer iki filmden çok daha incelikle işlenmiş. Aslında konu büyük ölçüde Yeşim Ustaoğlu'nun aynı günlerde çekilmiş Araf filmini anımsatıyor. Yine kırsal kökenli bir genç kadının istenmeyen bir gebelikten kurtulma çabası anlatılıyor. Karşısına çıkan tümüyle yabancı adam ilkinde bebeğin babası iken, burada kadını bu durumdan kurtarmaya, giderek ona anneliği öğretmeye uğraşan altın yürekli bir erkek portresi çiziyor. İki kadın yönetmenin erkeğe bakışındaki temel fark! Ve ana dekor, yine otoyola yakın, otobüsler binenler için lokanta/kahve mekanı. Bu kez hem otobüs hostesi hem de garson olan Seher, büyük kente kaçarak tutucu ailesinden kurtulmak istiyor. Ama başaramıyor. Kader karşısına tepelerdeki bir kulede orman bekçiliği yapan Nihat'ı çıkarıyor. Bir süre önce karısını kendi neden olduğu bir kazada yitirdiği anlaşılan Nihat, Seher'i de bebeğini de benimsemeye kalkışıyor. Belki onları artık sahip olmadığı ailenin yerine koymak için...

KARADENİZ DEKORU
Bu güzel Karadeniz dekorunu biz son yıllarda az mı gördük? Pandora'nın Kutusu'ndan Bal'a ya da Sonbahar'a? Ama yine de ona bayılıyor ve orada yaşamak istiyoruz. Hikayenin Araf'la olan benzerliği, hatta oradaki dayanılmaz bebek düşürme sahnesinin buradaki karşılığı olup yine çok etkileyici olan doğum sahnesi bir handikap mı? Belki. Ancak Pelin Esmer bu handikapları sonunda aşıyor. Çünkü elindeki malzeme sağlam ve onu iyi işlemeyi biliyor. Hele o hemen final öncesi gelen fırtına sahnesi. Emin olun, belleklerinize yerleşecek ve belki asla çıkmayacak. İki başrol oyuncusu, Olgun Şimşek ve Nilay Erdönmez filmi sürüklüyorlar. Yan rollerdeki oyuncular da onlara ayak uyduruyor. Hiç müzik kullanmamayı seçen film, böylece dizi atmosferinden kurtulup bunu bir üstünlüğe dönüştürüyor. Eken Özgür'ün görüntü çalışmasını da kutlarım.

GÖZETLEME KULESİ ***
Yönetim ve senaryo:
Pelin Esmer Görüntü: Eken Özgür Oyuncular: Olgun Şimşek, Nilay Erdönmez, Menderes Samancılar, Rıza Akın, Laçin Ceylan Sine Film yapımı

BİZE ULAŞIN