Güzel vampirler ve yakışıklı kurt adamlar

Son bölümü uzatılıp ikiye bölünmüş olan Alacakaranlık Efsanesi nihayet bu bölümle sona eriyor. Derin bir oh çekip rahatlama zamanı gelmedi mi? Çünkü kadın bir yazarın (Stephenie Meyer) hayal gücünden çıkan bu seri romanlar, yalnızca klasik korku edebiyatının başyapıtları yanında son derece sönük durmakla kalmadı. Ayrıca yüzyılların içinden süzülüp gelen inançlara, korkulara ve efsanelere dayalı, 19. yüzyıldan itibaren edebi karşılıklarını, 20. yüzyıldan itibaren ise sinemasal yansımalarını yaratmış bu türe ciddi zarar da verdi. Çünkü olay tümüyle asıl çerçevesinden çıktı. İşin içine (iki İngilizce sözcük kullanmak zorundayım) 'glamour' ve 'sexappeal' karıştı. Gerçi daha önce de karışmıştı: Sadece Coppola'nın ünlü Dracula'sında Brad Pitt ve Tom Cruise'un da oynadığı unutulur mu?

TUHAF YENİLİKLER
Ama bu kez işin dozu kaçtı. Vampir öyküleri bir grup genç ve güzel insan arasında dönüp duran duygusal/cinsel ilişkilerin ve de iki kadın yazarın (romancı ve senaryo yazarı) bu öykülerin klasik yapısına getirdiği tuhaf yeniliklerin uygulama alanı haline geldi. Nedir bu yenilikler? Öncelikle o hatun kişiler, vampir öykülerinde yeni bir sınıflandırmaya gittiler. Aile büyürken (bu filmde 27 kişiye ulaşıyor!), elbette çok uzun yaşayan (bu filmin kahramanları ortalama 1500 yıldır yaşıyor ve kimileri Konstantinopolis kuşatmasına bile katılmış) vampirlerin yanı başına nedense kurt adamlar ilişiverdi. Farklı özelliklerde, kurda dönüştüklerinde devasa hayvanlar olsalar da, normalde vampirlerden daha güçsüz olan... Öyle ki bilek güreşinde bir kadın vampire bile yenilecek kadar! Bir de başımıza Volturiler çıktı. Onlar da vampirlerin akrabası aileler. Ama bebekleri sevmeyen, onlardan korkan yaratıklar. Bu açıdan, geçen filmde hamile kalan Bella'nın bu filmin başında doğurduğu çocuğu öldürmeye niyetliler. Oysa Bella gebe kaldığında -hatırlayınız!- henüz insandı. Onun için çocuk gerçek bir vampir olamaz, ölümsüzlüğe kavuşamaz. Ama gel de bunu Volturilere anlat... Böylece, artık evlerden çok bir dönemin Robin Hood ve arkadaşları gibi doğanın içinde yaşayan, büyük aile olmanın tadını çıkaran ve genetik bulmacalarını çözmeye çalışan yeni bir vampir kültürü ortaya çıktı. Ortak yanları arasında, gözleri ve de dudaklarının kızıl rengi de var. Ve de herbirinin bir ustalığı, bir marifeti... Yine yıldırım gibi davranıp havalara uçuyorlar. Geri kalan zamanda ise bir tiyatro sahnesinde gibi tumturaklı laflar ediyorlar. En büyük eğlenceleri ise kafa koparmak. Filmde koparılan bir düzine kadar kafa saydım! Ve tüm bu zalim yaratıklar, bir bebek karşısında paniğe uğruyor. İnsanoğlunun devamı için doğanın öngördüğü yöntem, insan-dışı olanları öylesine ürkütüyor. Tüm bu zırvalardan geriye kalan pek bir şey yok. Ne gerilim, ne gerçek korku, ne fantastik, ne de bilim kurgu adına. Ben yine de gençlere mani olmayayım. Grup halinde gidip, hangi vampir kız daha güzel, hangi kurt delikanlı daha yakışıklı, tartışabilirler. Bunda hiç sakınca yok!

ALACAKARANLIK EFSANESİ: ŞAFAK VAKTİ- 2 (The TwIlIght Saga: BreakI ng Dawn Part 2 *
Yönetmen: Bill Condon Senaryo: Melissa Rosenberg Görüntü: Guillermo Navarro Müzik: Carter Burwell Oyuncular: Kristen Stewart, Robert Pattinson, Taylor Lautner, Peter Facinelli, Elizabeth Reaser, Ashley Greene, Billy Burke, Dakota Fanning, Nikki Reed, Jackson Rathbone Amerikan filmi

BİZE ULAŞIN