Ne yediğimizin farkında mıyız?

Elbette hepimiz yiyeceklerimizi damak tadımıza ve bütçemize uygun, bir de yapabiliyorsak belli bir kalori hesabından sonra tüketiyoruz. Fakat GDO'lu tohumlarla elde edilen ürünler ve kimyasal ilaçlama yöntemlerinden sonra artık yerken iki kere düşünüyoruz. Geçtiğimiz hafta Mutfak Dostları Derneği'nin İstanbul Ayazağa'daki Mutfak Sanatları Akademisi'nde düzenlediği 'Yerel Ürünlerimiz' konulu semineri dinleyince de yiyecekler üzerinde oynanan oyunları bir kez daha fark ettim. Seminerin konuşmacıları organik ürünlerle ilgili 18 yıldır Kuşadası'nın Davutlar yöresindeki çiftliğinde mücadele veren Gürsel Tonbul ile temiz gıda araştırmaları olan Prof. Dr. Kenan Demirkol'du. Organik tarım üreticisi Tonbul konuşmasında, tohumdan tüketiciye ulaştığı ana kadar kontrol edilebilen tek üretim biçimi olduğu için organik ürünlerle beslenmenin önemine değindi. "Gıdanız ilacınız, ilacınız gıdanız olsun," diyen Tonbul, şöyle devam etti: "Tarım eğitimi almadım ve ilk yıllarda yaptığımız tarım modelinde toprağa ve kendimize zarar verdiğimizi fark ettim. Alternatif arayışına girince organik tarımla tanıştım. İlk yıllarda sabahın 04.00'ünde kalkıp, sarımsaklı suyla bahçedeki domateslerin üstündeki böcekleri temizlediğimde, kimse bana destek olmadı. Organik tarım, inandığım en adil tarım yöntemi. Tüketici de artık gerçek gıda arayışı içinde. Farkındalık arttı. Büyükşehirlerde daha çok endüstriyel gıda tüketiliyor. Yerel ürünler, büyük marketlerde kendine yer bulamıyor. Bu da organik üreticisinin etik olamamasına neden oluyor. Bir ürünün gerçekten organik olup olmadığını üzerindeki sertifikasından anlayabilirsiniz. Şüphe duyarsanız da Alo 175'e şikayet etmelisiniz."

***

SONBAHARIN RENKLERİ KAÇMADAN
İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yaşarken sonbaharın renklerini anlamak imkansız. Ağaçların kırmızıdan sarıya dönüşen yapraklarını görmek, yerlere dökülen kestane ve elmaları toplamak için şehirden uzaklaşmak lazım. İstanbul'dan iki-üç saatlik uzaklıktaki Taraklı, Göynük, Çubuklu ve Sünnet Gölü gibi doğanın içinde korunabilen birçok yerleşimin çevresinde ise sonbahar, bütün güzellikleriyle önünüze seriliyor. Özellikle Çubuklu, Sünnet gibi göller bölgesinde, İsviçre'nin göller bölgesinde görebileceğiniz manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Ben geçen hafta sonu günübirlik Taraklı ve Göynük keşfi yaptım. 'İstanbul Yakını' konseptli bu geziyi hepsiburada.com, Nikon için düzenlemişti. Fotoğrafa meraklı bir grupla beraber profesyonel fotoğrafçıların rehberliğinde doğanın keyfini çıkardık, yöreyi ve yemeklerini keşfettik. Böylece tek gün içinde ülkemizdeki slowcity (yavaş şehir) konseptine giren Taraklı'da Etnografya Müzesi ve eski çarşı arastayı dolaştık. Sonra yaklaşık 30 kilometre uzaktaki Göynük'te Zafer Kulesi'nden panoramik manzarayı seyredip, hatta Fatih Sultan Mehmet'in de hocası olan Akşemseddin'in türbesini ziyaret ettik. Bütün bu keşif de sadece 12 saat sürdü.

***
HASTALIKLARIN NEDENİ YİYECEKLER
Prof. Dr. Kenan Demirkol da çağımızda tam bir beslenme kirliliği yaşandığına, yediklerimizle kendimizi hasta ettiğimize dikkat çekti. Demirkol, organik tarımın zararsız tarım olduğunu söyleyerek, beslenme konusunda şu önerilerde bulundu: "Ben her hafta mutlaka organik pazarlardan alışverişimi yaparım. Şeker tüketiminin artışıyla kronik hastalıkların oranı da arttı. Şekeri, hayatımızdan çıkartmak zorundayız. Günde en fazla 30 gr. kullanılabilir. Kolesterolün de üç nedeni var: Şeker, trans yağ asitleri (ayçiçek, mısırözü yağı gibi) ve endüstriyel süt ürünleri. Dünyadaki ölümlerin yüzse 60'ının nedeni yanlış beslenme. Sigara için yapılan kampanyalar, gıda için yapılmıyor. Fakat felç, kanser, yüksek tansiyon gibi hastalıkların nedeni, büyük oranda yanlış beslenme." Son 60 yıl içinde topraklarımızın yüzde 50'sinin kaybolduğunu da hatırlatan Demirkol "Araştırmalar, Anadolu'da 40 yıl sonra sadece Karadeniz'de tarım yapılabileceğini ortaya çıkardı," diyor. Bu durumda bize düşen, içeriğini ve nasıl üretildiğini bilmeden hiçbir gıdayı tüketmemek...

***
NARENCİYE DENİNCE AKLA MERSİN GELİR
Dünyanın en büyük ikinci limon ihracatçısı Mersin'de bu hafta sonu 3. Narenciye Festivali düzenlenecek. Mersin Ticaret Borsası, büyükşehir ve merkez ilçe belediyelerinin ortaklaşa düzenlediği festivale aralarında Moldova, Gürcistan, Romanya, Endonezya, Bulgaristan, Gana, Yunanistan, Sırbistan, Hindistan, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Tayland, Peru gibi ülkelerin de olduğu 26 ülkeden yaklaşık 600 sanatçı katılacak. Bu ülkelerden gelecek gruplar çeşitli gösteriler düzenleyecek. Festival için geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantıda konuşan Mersin Ticaret Borsası ve Narenciye Festivali İcra Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, narenciye üretimi ve ticaretinin Mersin ekonomisine katkısına dikkat çekti: "Geçen yıl Mersinli firmaların narenciye ihracatı 400 milyon doları buldu. Bu rakama dahili ticareti de eklediğimizde, narenciyenin Mersin ekonomisine yıllık katkısı 1,5 milyar lirayı aşıyor. Narenciye, Mersin kırsalının ana gelir kaynağı durumunda. On binlerce aile için aş ve iş demek. Mersin'de irili ufaklı 200'e yakın narenciye işleme tesisi var. Mersin, Meksika'dan sonra dünyanın en büyük ikinci limon ihracatçısı."

***
SÜSLER İÇİN 70 TON NARENCİYE KULLANILDI
Mersinliler, bugün saat 11:00'de başlayacak festival kapsamında narenciye ürünleriyle süslenen araçların kortej geçişini tribünlerden izleyecek. 70 ton narenciyeyle süslenmiş ve 50 firmanın stant kuracağı alanlarda, isteyenler farklı narenciye ürünlerinden yapılmış lezzetleri de tatma imkanı bulacak. Festival kapsamında ilk kez Devlet Opera ve Balesi, Klasik Türk Müziği Korosu ve kilise korolarının bir araya gelmesiyle oluşan Mersin Anadolu Kültürleri Korosu ve Orkestrası, birçok farklı türden eseri seslendirecek. Festival yarın akşam sona erecek.

***

HAYALİNDEKİ YEŞİL BİN AYI ANLAT, YARIŞMAYI KAZAN
Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği, üniversitelerin lisans öğrencilerine yönelik bir fikir yarışması düzenliyor. "İnsanlara yeşil bina ve yeşil kentin gerekliliği nasıl anlatılır?" konulu yarışma aracılığıyla gençlerin yeşil bina ve yeşil kent kavramları üzerinde düşünmesini ve daha yaşanabilir bir yapılı çevre üretimi için daha fazla sorumluluk almalarını teşvik etmek amaçlanıyor. 21 Aralık'a kadar başvurulabilecek yarışmanın ödül töreni 18-19 Şubat 2013'te gerçekleştirilecek 2. Uluslararası Zirve kapsamında düzenlenecek. Bilgi için: http://cedbik.org/gelsenanlat

BİZE ULAŞIN