Öğretmenler de okullu oldu

Beş yıldır öğretmenlere öğrencileriyle doğru şekilde iletişim kurmayı ve onlara kendilerini geliştirmeyi öğreten bir kurum var: Öğretmenler Akademisi Vakfı. Biz de 24 Kasım vesilesiyle mesleğe yeni bir yaklaşım getiren bu vakfa giden öğretmenleri tanıdık

Öğretmenlik , hele de ilkokul öğretmenliği kolay meslek değil. Ömürleri boyunca sizi gönülden sevecek çocuklar yetiştirmek, onların hayat yollarını çizmelerine yardımcı olabilmek emek istiyor. Elinde cetveliyle öğrencilerine ders anlatan, onları kara tahta önünde ayakta bekleten öğretmenlere de artık pek rastlanmıyor. Öğretmenler, her geçen gün meslekte kendilerini geliştirmek, ufuk açıcı eğitim verebilmek için yeni yollar arıyor. Öğretmenler Akademisi Vakfı (ÖRAV), tam da bunu yapmaya çalışıyor. Garanti Bankası tarafından kurulan vakıf, son beş yılda 76 ildeki ilkoöğretim okullarında 73 bin öğretmene mesleki gelişim konusuda eğitim vermiş. Yıl sonuna kadar da bu sayı 100 bine çıkacak. Bu eğitimlerin en güzel kısmı, öğretmenlerin öğrencileriyle daha sağlam bağ kurmasını sağlaması. Geçtiğimiz günlerde televizyonda yayınlanan vakfın reklam filminde de, işte bu öğretmenlerden biri olan Aslan Gürbüz kendi hikayesini anlatıyordu. İlk başta fazla önem vermeden gittiği bu eğitim sayesinde öğretmenliğe bakış açısı değişen Aslan Gürbüz'e ve onun gibi vakıftan eğitim alan öğretmenlere, daha iyi bir öğretmen olmanın sırlarını sorduk. Öğretmenler Günü vesilesiyle onların ve tüm öğretmenlerin bu özel gününü kutlamak istedik.

SEVGİNİN NESİ YANLIŞ OLABİLİR?
Vakfın reklamında rol alan Aslan Gürbüz, 34 yaşında ve Kahramanmaraşlı. 2006'dan bu yana Muş Varto'da öğretmenlik yapıyor. Vakfın öğretmenliğine etkisini şöyle anlatıyor: "ÖRAV, Türkiye'nin dört bir yanındaki öğretmenlere mesleki gelişim seminerleri veren bir sivil toplum kuruluşu. Milli Eğitim Müdürlüğü'nde görevli öğretmen arkadaşım Mehmet Osman Çetiner, vakfı ilçemize davet etti. İki buçuk gün süren çok eğlenceli ve güzel bir mesleki seminer aldık. Seminer sonrasında okulumuzda bir değişim rüzgarı yaşandı. Tüm arkadaşlar ve idaremiz, daha samimi ve sıcak bir atmosfer yaratmak için çabalamaya başladı. Mesleğini ve çocukları çok seven biri olarak benim için ÖRAV'ın en büyük etkisi, ne yapabileceğim konusunda önümü açması oldu. Kendime ve çocuklarıma güvenim artmaya başladı. Sınıf içinde daha renkli bir kişilik haline geldim." Gürbüz'ün öğrencileriyle kurduğu iletişim de tamamen değişmiş: "Bu durum, öğrenciler için sınıfı eğlence yeri haline getirdi. Ateşler içinde yanan öğrencim, sabah eve gönderdiğim halde öğleden sonra evden kaçıp okula geldi. Sanırım bu örnek bile ÖRAV'ın mesleki gelişimimizdeki katkısını anlatmak için yeterlidir. Çocuklarımla sarmaş dolaş bir ilişkimiz vardı zaten. Öğle yemeklerine, akşam çıkışlarına öpücüklerle uğurlardık birbirimizi. Takdir edersiniz ki birçoğumuz 'eti senin, kemiği benim' felsefesiyle yetişmiş bir toplumuz. Eğitimcilerimiz de böyle bir eğitimden geçmiş, şimdi sahip olduğumuz öğrencilerin ailelerinin çoğu da böyle. Tüm bunlar bazen çocuklarla kurduğum bu bağın yanlış olduğu, öğretmen-öğrenci mesafesini koruyamadığım düşüncesine kapılmama neden oldu. Çevremden kimi zamanlar yaptığımın yanlış olduğu yönünde eleştiriler alırdım. ÖRAV semineri sonrasında içimdeki bu kıvılcımın yanmasına, dışarı çıkmasına izin verdim. Sevginin, sevmenin neresi yanlış olabilirdi ki? Uygulanmasa da bir şey kaybettirmez diye düşündüklerim, bilmediklerim, yanlış bildiklerim seminer sonrasında tamamen değişti. Burada şunu açıklamam lazım; bu süreç iki buçuk günde tamamlanmıyor. ekampüs.orav.org.tr üzerinden öğretmenlerin seminer sonrasında katılmaya devam ettikleri sanal platform ile güçlenerek devam ediyor.

BİR UMUT DÜNYAYI DEĞİŞTİRİR
33 yaşındaki Melike Özer, 13 yıllık ilkokul öğretmeni. İstanbul'daki bir devlet okulunda sınıf öğretmeni olarak çalışıyor. Vakıfla tanışmasını ve aldığı eğitimleri şöyle anlatıyor: "ÖRAV'la, ilk projeleri olan Öğretmenin Sınırı Yok aracılığıyla basın üzerinden tanıştım. Sonrasındaysa vakfın hepimizin mesleki yaşamında bir izi oldu. İyi öğretmenliğin sırrı basit. Öncelikle çocukları ve mesleğini sevmek. Yaşı kaç olursa olsun, bireyin haklarına saygı duymak. 'Eğitimde feda edilecek, tek bir fert bile yoktur,' diyen ulu önderimizin izinde yürümek. Değiştirmemiz gerekenler; işlemeyen kalıplara sıkışıp kalma alışkanlığımız ve değişime karşı direncimiz... ÖRAV eğitiminden sonra, aslında bildiğim ama uygulamada sıkıntı çektiğim ya da eksik kaldığım birçok konuda farkındalığımı geliştirdim. Empati cümleleri kullanma, olumlu düşünme ve olumlu ifade, onurlandırıcı veya onaylamama cümleleri, sen-ben dili mesajları gibi temel iletişim becerileri konularını özümseyerek, sadece mesleki yaşamımı değil, özel yaşamımı ve anneliğime dair süreçleri de besleme şansını yakaladım."

ÖĞRETİRKEN ÖĞRENİYORUZ
37 yaşındaki Alaaddin Karacan, uzun yıllardır eğitimci. 10 yıl öğretmenlik, bir yıl müdür yardımcılığı yapmış, iki yıldır da müdürlük yapıyor. Şu anda Şile Rehberlik Araştırma Merkezi'nin müdürü. ÖRAV'dan aldığı eğitim sonrası vakıfta eğitmen olmuş. Öğretmenlere verdikleri eğitimi "Değerli meslektaşlarımıza şunu söylüyoruz 'Öncelikle biz, size bir şeyler öğretmek için gelmedik, şöyle üzeri tozlanmış bilgilerinizin tozlarını almaya, biz sizlerle biz de var olan bilgileri paylaşırken, onların da var olan deneyimlerinden yararlanmaya geldik.' Seminerlere katılan öğretmenlerimiz, bizi pasif olarak dinlemiyor. Aslında eğlenirken öğreniyorlar ya da bilgilerini tazeliyorlar," diyerek özetliyor.

BİZE ULAŞIN