Paylaşırken cimri olun

Paylaşırken cimri olun
Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır derler ama biz bunu yanlış anladık ki her anımızı sosyal medyada paylaşmaya başladık. Bence biraz cimri olun ve bazı mutlu anlarınızı sadece kendinize saklayın
Bir Sevgililer Günü'nü daha geride bıraktık. Sosyal medyaya hayırlı uğurlu olsun. Kazasız belasız atlatıldı çok şükür. Yanlış anlamayın Sevgililer Günü'ne karşı olanlardan değilim ama sıcak da duramıyorum. Tüketim kültürü adına ortaya atılmış tüm günlere mesafem var. Para harcama çılgınlığı neticede... Aslında hediye almışlığım da vermişliğim de var. Şık restoranlarda sürpriz yemeklerde bulunduğum da... Hatta eşime sürprizler yaptığım, çokça paralar harcadığım zamanlar da oldu. Şimdi evli, çocuklu ve mutlu bir dönemin kadınıyım. Sevgililer Günü için günler önceden hazırlık yapıp kalp çarpıntılarıyla gezme günlerim çok geride kaldı. Eminim bebeği olan her kadın benimle aynı düşünceleri paylaşıyordur.
Mesela bu sene 14 Şubat'ta kızım Eylül'le yine öğle saatlerinde uyandık. Takip edenler bilir, benim kız sabaha karşı uyuyor. Emzir, altını değiştir, uyut ritmi her iki saatte bir tekerrür ediyor. Şimdilerde oyun istemeye başladı. Gün boyu ona dış dünyayı tanıtmaya, nesnelerle bağ kurmasına yardım etmeye çalışıyorum. Şarkılar söyleyip oynatıyorum. Verdiği tepkileri, el ayak hareketlerini hem sonsuz bir sevinç ve gururla hem de bir anne dikkatiyle takip ediyorum. Çıkardığı her ses beni benden alıyor. Beni tanıyıp kucağıma atlamasına bayılıyorum. O an kendimi dünyadaki en sevilen varlık gibi hissediyorum. Anlayacağınız gün boyu aramızda sevgi selleri akıp duruyor. İkimizin göz bebekleri de hep kalp kalp...
Gece ise beşiğinde uyuması için babasıyla resmen stratejiler üretiyoruz. Hareket ettirmeden beşiğe nasıl koyarız? Mutlaka yan yatırmalıyız gibi... Ama ne mümkün. En sonunda kendi yatağımızı Eylül hanımın emrine açtık ve yatağın üçte ikisini kendisine verdik. Babası ve ben ise geri kalan üçte birlik bölümüne kıvrıldık. Ne mi oldu? Minik kuzu uyudu kaldı. Belli ki tek derdi anne ve babasından ayrılmamak. O uyurken fısıltıyla küçük meleğimizin bizi ne kadar mutlu ettiğini konuştuk. Anne ve baba olmadan önceki hayatımız ikimize de çok uzaktı artık. Hep yorgun ama hep huzurluyduk. Yatağımızı işgal etmiş o minik surata bakınca gözlerimizin içi gülüyordu. O an biraz yukarı çıkıp kendimizi gözlemledim. Mutluğun resmi başka ne olabilirdi ki?

EVLİ, MUTLU, ÇOCUKLU
Sevgililer Günü'nde sosyal medya resmen ana baba günüydü. Bekarlar, evliler, çocuklular fark etmiyor, adeta herkes bir fotoğraf paylaşma yarışı içindeydi. Anın tadını çıkar, daha tadına varmadan canlı yayına geçmek de neyin nesi... İşin doğrusu artık kendimiz için değil paylaşmak için yaşamaya başladık. Bunun kendimize yaptığımız bir haksızlık olduğunu yaşlanınca anlayacağız. Anlatmak istediğim fotoğraflardaki farklar aslında. Bekarlar bugünü dışarda kutlamayı tercih ederken evliler evlerindeler. Bekarlar ve yirmili yaşlarının başında olanlar gürültülü ve kalabalık mekanları tercih ediyor, otuzlarında olanlar şık ve sade restoranları. Evliler evde hazırladıkları şık masalardan canlı yayın yapıyorlar. Evliyiz ve hâlâ sevgiliyiz, kırmızıyı çok severiz kıvamında...
Çocuklular ise çocuğum en büyük aşkım fotoğraflarıyla sevgi dolu ebeveyn ispatındalar. Özellikle bu yıl evli ve çocuklu ünlüler arasındaydı büyük yarış. Çocuğum da var ama hâlâ kocamla aşk yemeği yiyebiliyoruz, bakımlı ve formdayız... Neyse ki bir 14 Şubat'ı da böylelikle geride bıraktık. Yediklerimiz, içtiklerimiz, hediyelerimiz zaman tünelimizde öylece dursun, inşallah aşkımız baki kalsın.
BİZE ULAŞIN