Haziranda sanat

Türk çağdaş sanatının önemli isimleri otoportreleriyle karşımıza çıkıyor, ‘büyük ustalar’ bu pazar müzayedede satışa sunuluyor. Zamansız Fenomenler, kimya ile sanatı birleştiren Baloncuklar ve çok daha fazlası haziran ayı itibariyle galerilerde, müzayedelerde...

Haziranda sanat
Yazın gelmesiyle birlikte genelde müzayedeler, galeriler bir es verir ve sanat dünyası yeni sezon için hazırlanma aşamasına girer. Ama bu yaz bu kaide bozuluyor. Galeriler birbirinden iddialı karma sergilerle yaza "Merhaba" derken, sezonun son müzayedelerinde 'büyük ustalar' satışa çıkıyor. Haydi o halde yaza sanat depolayarak girelim. Aslında daha yazılmayı hak eden pek çok sergi var ama radarıma takılanlardan birkaç tanesini sizin için gezdim ve araştırdım...


BENİ BUL
Akbank Sanat yaza "Beni Bul" diyerek giriyor. Deniz Açıksöz, Burcu Aksoy, Kezban Arca Batıbeki, Sadık Demiröz, Balkan Naci İslimyeli, Şükran Moral gibi birbirinden değerli 23 sanatçının eserlerinden oluşan sergi 7 Haziran'da açılacak ve 29 Temmuz'a dek ziyaret edilebilecek. Çeken ve çekileni, yani sanatçı ve objesini aynı karede birleştiren sergide, farklı fotografik eğilim ve yaklaşıma sahip sanatçılar dünyaya bakış ve algılayışlarını felsefe, psikoloji, sosyoloji ve sanat üzerinden sorguluyor ve fotoğraf üzerinden yorumluyorlar. Merih Akoğlu'nun küratörlüğünü üstlendiği Beni Bul sergisi için "Otoportre çekmek, aslında sanatçının benliğiyle oynamasıdır. Fotoğrafı çeken ve poz veren kişi, aynı noktada buluşur ve sonrasında ayrılır. Sanatçının kendine doğrulttuğu makinenin narsisizmini körüklediği ve egosunu okşadığı kaçınılmaz bir gerçektir" özetini yapıyor. Sanatçıların fotoğraflar üzerinden kendilerini aradıkları bir görsel şöleni kaçırmayın derim.


TUVAL ÜZERİ YAĞLIBOYA
'Tuval Üzeri Yağlıboya' yine 7 Haziran'da sanatseverle buluşacak bir başka kaçırılmaması gereken sergi. Nişantaşı Aziziye Palas'taki L'appart'ta gerçekleşecek karma sergide Burcu Perçin, Ali Elmacı, Yusuf Aygeç, Barış Cihanoğlu gibi önemli sanatçıların yağlıboya örnekleri izleyiciye sunuluyor. Örneğin Yusuf Aygeç tarihsel figürleri günümüze taşıyor, Burcu Perçin, kendi çektiği fotoğraflarla oluşturduğu kolajları yağlıboya ile tuvale aktarıyor. Serginin küratörlüğünü Instagram'da İstanbul Art Snob olarak tanıdığımız Gülben Çapan yapıyor.


BALONCUKLAR
Dirimart Dolapdere, yazın en ilginç sergilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Sanatla kimyayı, bilimsel metotlarla mekan illüzyonunu birleştiren bir sergi Baloncuklar. Çek sanatçı Jiri Georg Dokoupil'in galeri duvarlarını süsleyen büyük ölçekli işleri, sanatçının 1990 yılından itibaren üzerinde çalıştığı Sabun Köpüğü serisinden oluşuyor. Bu etkileyici sergiyi 2 Temmuz'a kadar gezme şansınız var.


ZAMANSIZ FENOMEN
Siz de arada yanlış zamanda dünyaya geldiğinizi düşünür müsünüz? Örneğin ben 1920'li yıllarda yaşayıp çarliston dansının popüler olmasıyla kadınların kullandığı saçaklı bordürleri, uzun kolyeleri giymek, takmak isterdim. Ya da 1950'li yılların İngiltere'sinde yaşayıp anti-moda yaklaşımlarını deneyimlemek fena olmazdı... Farklı dönemlere ait farklı sanatçılar ve arkalarında bıraktıkları pek çok yapıt var. İşlerini çok beğendiğim sanatçı Mihriban Mirap ise belki gelecekte "2000'li yıllarda yaşamalıyım" diyeceğim tarz insanları resmenden bir sanatçı. Zamansız Fenomen isimli sergisinde büyük kentlerde yaşayan, ağırlıklı olarak teknolojiyi kullanan, otomobili, cep telefonu olan metropol insanını konu alıyor. 23 Mayıs'ta Bebek'teki artgalerim'de başlayan sergiyi kaçırmayın derim.


BURHAN DOĞANÇAY'IN DOKUZ ESERİ SATIŞA ÇIKIYOR
"Bu hafta ne yapalım?" diye soran sanatsever dostlarıma ben net olarak "Beyaz Müzayede tarafından yarın (4 Haziran Pazar) gerçekleşecek 40. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi'ni takip edin" diyorum. Aziz Karadeniz sezonu 'büyük ustalar'ın eserleriyle kapıyor. Rahmetli Burhan Doğançay'ın dokuz eserinin birden açık arttırmaya çıktığı müzayedede Nejad Melih Devrim, Mübin Orhon, Fahrelnissa Zeid gibi önemli sanatçıların eserleri de satışa sunulacak. Bakalım bu önemli yapıtların sahipleri kimler olacak?


KEŞİF NOKTASI: Rose Marine
Aslında yıllardır Cihangir'de olan ve belki de pek çoğunuzun bildiği bir mekan Rose Marine. Ben geçen hafta sevdiğim bir arkadaşımın doğum günü vesilesiyle gittim ve çok sevdim. İçeri adım attığınız anda kendinizi Provence'ta gibi hissediyorsunuz. Bunun sebebi elbette beyaz ve ahşap ağırlıktaki samimi dekorasyonu. Arka tarafta çok keyifli bir bahçesi var. Üstelik menüdeki her şey ev yapımı. Hazır içerik kullanılmıyor. Ambiyansı, müdavim kitlesi ve müzikleriyle de keşfedilmeyi bekliyor.


NE YEMELİ?
Yaz geldi diye ben bu ara diyet kafasında takılıyorum. O yüzden kendime ızgara somon söyledim ve pek lezzetli buldum. Ama ortaya gelen pizzaları görünce diyet falan unuttum. Tandır pizzası enfesti. Tek tek elle didiklenmiş kaburga eti ve köz patlıcanla damaklara şölen havası yaşatan cinstendi. Mekanın diğer favorileri arasında ise risottolar, wrap'ler, dağ kekikli dana külbastı gibi lezzetler yer alıyor.

NE GİYMELİ?
İçeride herkes ayrı telden takılıyor. Bizim masamızda, doğum günü kutlaması için bir araya geldiğimizden ötürü yüksek ökçeli ayakkabılar ve blazer ceketler çoğunluktaydı. Ama Cihangir'deyiz, sneaker üzeri jean ve tişört de işinizi görür.

MÜZİKLER
Mekanda gün boyu müzik susmuyor. Cuma ve cumartesi günleri DJ Gökhan Işık gelenleri moduna göre nasıl havaya sokacağını iyi biliyor.
BİZE ULAŞIN