Sarılın o büyüsün siz kendinizi onarın

Sarılın o büyüsün siz kendinizi onarın

Son iki aydır kızım Eylül'ün bana, babasına, dede ve anneannesine hatta oyuncaklarına bile sürekli sarıldığını fark ettim. Oyun oynarken bir bakıyorum, gülücükler saçarak tavşanına, minik ördeğine hatta resimli logolarına bile sarılıyor. Ortaya ne kadar sevimli bir sahne çıktığını tahmin ediyorsunuzdur. Bir ara kendime, 'acaba yeterince kucaklamıyor muyum kızımı?' diye sorarken buldum. Oysa biz sık sık kucaklaşan, tensel temasta bulunan bir anne-kızız, bu olamazdı. Durum tamamen doğal ve içgüdüseldi. Kızımı gözlemledikçe bir insan büyütmenin öğretici, ders verici yanlarını yaşıyordum ve yaradılışımızın muhteşemliği her defasında beni şaşırtıyordu.

AŞK HORMONU
Eylül şu an bağlanma döneminde. Sağlıklı bir bağlanma dönemi geçirmesi için elimden geleni yapıyor, bilinçli davranmaya çalışıyorum. Ama bir anne zaten bu süreçten haberdar olmasa da iç sesini dinlediğinde doğruları kendiliğinden bulacağına da inanıyorum, bu ayrı.
Bağlanma sürecinde beyin oksitosin denilen bir hormon salgılıyor. Bu hormon sevgi, önemsenme gibi duyguları da harekete geçiriyor. Halk arasında buna aşk hormonu da denir. Hatta doğumun başlamasına bile bu hormon yardım ediyor. İşte birbirimize sarılırken bu hormonu salgılıyoruz. Hem sevgiyle bağlanıyor hem de güven duygumuz gelişiyor.

KAN BASINCINI DÜŞÜRÜYOR
Daha da ilginci, bebeklere kan testi yapılırken ona sarıldığınızda daha az ağladıklarını okumuştum. Sarılmak kan basıncını düşürüyormuş. Böylelikle sakinleşiyorlarmış. Ancak, hamileyken öğrendiğim şu bilgi, bugünlerde hem işime yarıyor hem de beni çok düşündürüyor. Psikolog Virginia Satir'e göre, 'Yaşamaya devam etmek için günde 4, kendimizi onarmak için 8, büyüyüp gelişebilmek için 12 kucaklaşmaya ihtiyacımız var.'
Ne kadar güzel bir bilgi değil mi? Aslında her şey çok basit ve uzaklarda değil. Mucizeler bizim içimizde. Kollarımızı açıp bebeğimize sarıldığımızda büyüyecek, üzüntülü arkadaşımıza sarıldığımızda kendini onaracak, eşimize sarıldığımızda birbirimize daha da çok bağlanacağız. Tüm bu sevgi dolu adımımız bize de yaşamaya devam etmek için güç verecek. O halde ne duruyoruz, haydi yakınımızdakilere sarılalım, şifa verip şifa bulalım.



ŞİRKETLERE SÜT SAĞMA ODALARI
Doğum izninden dönen çalışan anneler için iş yerlerinde süt sağma odası bulunması çok önemli. Her anne sağlıklı şartlarda süt sağarak, en hijyen haliyle onu bebeğine götürmek ister. Maalesef ki, her şirkette süt sağma odası bulunmuyor. Philips Avent, hayata geçirdiği Süt Saatim projesi ile süt sağma odası kuran ve gerekli hijyen koşullarını sağlayan şirketlere elektrikli süt sağma makinesi, sterilizatör, süt poşetleri ve kapları hediye ederek danışmanlık veriyor.
Sizde ofisinizde kuracağınız süt sağma odasına Philips Avent'in destek olmasını istiyorsanız, 0216 470 56 11 danışma hattından bilgi alabilirsiniz.



AVM'LERE BABA İÇİN BEBEK BAKIM ODASI

Modern babaların çocuklarıyla ilgilenmesi, günlük hayatlarının büyük bir bölümünü onlarla geçirmesi alışveriş merkezlerinin de gözünden kaçmadı. İstanbul'da yeni açılan bir AVM, babalar için bebek bakım odası yapmış. Bir kullanıcının fotoğrafını sosyal medyadan paylaştığı durumu alkışlıyorum. Çok güzel hareketler bunlar.
Her işi eşlerine yıkmayan, bebek bakımının sadece anneye ait olmadığını kabul eden, o odalarda bebeklerinin altını değiştirip, besleyecek, üstünü değiştirecek babaları şimdiden alkışlıyorum. Babasıyla zaman geçiren, paylaşımcı baba modelini görüp rol alacak tüm çocukların geleceğimize sağlık, huzur ve başarı katan bireyler olacaklarına inanıyorum.
BİZE ULAŞIN