Çocukların kalbine dokunan öğretmenler kazanacak

Okullar açılıyor, öğrenciler, oyun bahçelerinden uzak kalacakları için hüzünlü. Ancak onları kalplerinden yakalayan, dersi oyuna çeviren öğretmenler bu hüznü yok edebilir

Çocukların kalbine dokunan öğretmenler kazanacak

Eylül ayını hep çok sevdim. Bunun okulların açıldığı ay olmasıyla yakından ilgisi var. Çünkü ben okulların açılmasını dört gözle bekleyen öğrencilerdendim. "Okulu sevmişim, demek ki öğretmenlerimin payı büyükmüş" diyorum kendi kendime... Ancak hafızamı yokladığımda sıra dayağı yediğim anları da, alaycı öğretmen bakışlarını da hatırlıyorum. Bunu hatırlamama Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Ziya Selçuk'un yeni öğretim yılı için yaptığı konuşmasındaki şu sözleri sebep oldu: "Çocuklar ilk başta öğretmenlerin beyniyle değil, kalbiyle ilgileniyor. O yüzden deneyimli öğretmenler sınıfailk girdiklerinde çocukların gözü gözlerine değmeden derse başlamazlar." Ne kadar doğru bir söz. Hafızanızı yoklayın bakalım, hatırladığınız öğretmenler hep "İyi insan" olarak tabir ettiklerimiz olmuyor mu? Ya da çocuğunuza sorun, en sevdikleri öğretmenler kalplerine dokunmuş olanlar olacak. Bir anne olarak, yeni öğretim yılında öğretmenlerden dileğim de bu olacak. Çocuklarımızla göz göze gelin, önce onların kalpleriyle ilgilenin ve onları kalplerinden yakalayın. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Sevgiyle başlasın Eylül...

Derse değil oyuna gitsinler
Sosyolog ve yazar Erol Erdoğan'la eğitim konusunda sohbet ederken, "İşini sevmeyenler için her hafta 'Pazartesi sendromu' olduğu gibi, okulu sevmeyen öğrenci ve öğretmenler için de 'yine mi okul?' sendromu var. İşte bundan dolayı eylül ayında okular açılırken öğrenci ve öğretmenlerden bazıları daha ilk hafta 'Bu eğitim döneminde hangi tatiller var?' diye soruyor ve dönem başında tatil günleri listeleniyor. Her tatil iple çekiliyor sonra" diyor. Çok haklı. Bu sayımı yapan pek çok öğretmen ve öğrenci tanıyorum. Ancak bu durumun tersine döneceğini, tüm öğretmen ve öğrencilerin yaşasın okula gidiyoruz diyeceğini sanmıyorum. 'Nasıl değişir bu durum?' diye soruyorum: "Eğitimi güler yüzlü hale getirmeliyiz. Öğretmen sevecen olmalı. Eğitimin güler yüzlü hale gelmesi için konuşacağımız başlıklar çok olabilir ama ilk önerim şu: Zorunlu on iki yıllık eğitimin hiçbir sınıfında ilk hafta ders olmasın; okullar yeni döneme gezi, oyun, eğlence, sanat, gösteri, tiyatro, sinema ile başlasın. Üstelik çocuklar ve gençler, kültür ve sanat ortamlarında kendilerini daha iyi gösterir. Bu da öğrencisini tanımak isteyen eğitimci için bulunmaz fırsattır." Bakanımız Yusuf Ziya Selçuk belki bu öneriye kulak verir ve öğrenci ile öğretmenlerin kültür, sanat ortamlarında birbirlerini tanımaları için bir hareket başlatır.

BİZE ULAŞIN