Dördüncü nesil doğum odaları

Bugünkü doğum odalarının şatafatlı ve iddialı ikramlarla dolu haline nasıl geldik dersiniz? İşte Sultan Aziz devrinden günümüze doğum odaları

Dördüncü nesil doğum odaları
Bebeği doğmuş bir arkadaşınıza hayırlı olsun ziyaretine gittiğinizi düşünün. Özel kapı süsüne bakarak ziyaretinizin hangi odaya olacağını kimseye sormadan bulabilirsiniz. Hastane odasına girdiğinizde genelde şatafatlı bir süslemeyle karşılaşırsınız. Yatak, yatak başlığı ve bebeğin beşiği pembe ya da mavi tüllerle kaplanmıştır. İkram masasında envai çeşit şekerlemeler, çikolatalar... Lohusa şerbeti cam damacana içinde, etrafında renkli kurdelelerle süslü kadehler...
Bir süre annenin makyajlı yüzüne, fönlü saçlarına ve lohusa tacına takılırsınız. Doğum fotoğrafçısı en güzel kareleri yakalamak için yanında getirdiği objeleri bebeğin yanına iliştirir. Pozu bozmamak için kıpırdamadan durursunuz. Doktor yanında beş hemşireyle içeri girer. Bir hemşire emzirmeyi öğretirken diğeri nabzı kontrol eder. Hemen yanındaki anneye neler yiyebileceği anlatılır. Anne düşen lohusa tacını almaya çalışırken doktoru sezaryen dikişlerini birazdan kontrol edeceğini söyler. Baba zorla yakaladığı pozu bozmamak için hareket etmez. Altınınızı takıp çıkmak için uygun zamanı ararken, elinize verilen kaliteli bir çantanın içindeki hediyeleri de merak edersiniz...



Ben yazarken yoruldum. Peki, biz buralara nasıl geldik? Geçmişten beri doğum odaları böyle bir kaos ve şatafatın içinde miydi? Geleneklerimiz evrile evrile bu hali mi almıştı? Bu ay Lacivert dergisi yine harika bir dosya konusuna imza atmış. Refik Halid Karay'ın Sultan Abdülaziz, Sultan Abdülhamit ve Cumhuriyet devirlerinde yaşanan sosyal değişimleri anlattığı Üç Nesil Üç Hayat kitabından doğum, eğitim, yolculuk ve edebiyat gibi hayata dair birçok kavramdaki kıyaslamalarını alarak günümüz halini de ekleyerek okuyucuya sunmuş. İşte Karay'ın kaleminden devirler arası doğum odalarının değişimi...

AZİZ DEVRİNDE



"Loş bir alt kat odası, cicim perdeler; yer yatağı ve sedefli bir beşik, bakır güğümler... Havada karanfil, ıslak tülbent ve kesilmiş limon kokusu. Ebeyi Karagümrük'teki ahşap evinden lahana dolması sararken siyah feracesini ve yumuşak yaşmağını acele taktırarak yayan getirmişler" şeklinde tarif ediyor doğum sürecini Refik Halid. Ebenin saçlarının kınayla boyalı olduğunu, şal hırkalı, ayaklarında aba terlik, bumburuşuk ve yaşlı bir kadın olduğunu söyler. Doğum gerçekleşir, babası Kadirî tarikatına mensup olduğu için çocuğun adı Abdülkadir konur.

HAMİD DEVRİNDE



Panjurlu geniş ferah bir oda; Hereke malı dallı çiçekli ipek perdeler, mermer kaplı tuvalet, gerektiğinde beşik gibi kullanılabilcek bir çocuk karyolası, odaya sinmiş lizol kokusu, yerde porselen küvet, kaynamış su dolu kaplar, masada ecza şişeleri, 80 dereceli alkol, oksijenli su, pamuk paketleri... Ebe hanım Nuruosmaniye semtindeki kâgir evinden hastalarına lavaj yaparken siyah çarşafını taktırılıp bir kupa arabasına bindirip getirilmiştir. Ebe orta yaşlı, dinç, beyaz önlüklüdür. Ellerini kaynamış su, asitfenikli sabunla yıkayıp alkolden geçirir. Doğum gerçekleşir, çocuğun adı Mehmet Enver olarak planlanırken büyükbabasının hürriyet isimlerini sevmemesi sonucu Niyazi konur.

CUMHURİYET DEVRİ



Bembeyaz, modern bir hastane odası, perde yok abajur var. Hastane asitfenik ve lizoform kokar. Her tarafta ayak sesleri, asansör hırıltısı, telefon çıngırakları vardır. Ebe doktor erkektir artık. Beyaz önlüklü, gözlüklü, sert, fazla ciddi ve kasvetli çehrelidir. Çocuk doğar ama annesine hemen verilmez, 24 saat beklemesi gerekir.

BUGÜN
Aziz, Hamid ve Cumhuriyet devrinde gerçekleşen doğum şekillerinin neredeyse hepsi mevcut günümüzde. Buna ek olarak günümüzde maalesef mecburiyet halleri dışında da kullanılan doğum şekli sezaryen de oldukça fazla. Hem anne hem de bebek açısından en sağlıklı doğum şekli olan doğal doğumun devlet eliyle de yaygınlaşması, daha sağlıklı nesiller için oldukça önemli. Evde doğum, doğal doğum gibi yöntemlere geri dönüş yoğunlaşsa da, eskiye nazaran artık evde ve doğal doğum masraflı.
BİZE ULAŞIN