TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Obamizm’in iki prensibi

Afganistan-Pakistan hattı dışında dünyanın hemen her yerinde 'barış rüzgarları' esiyor.

Savaş ve potansiyel çatışma riski bulunan bölgelerde gözle görülür bir yumuşama devrede.

Özellikle de Ortadoğu'da.

Bölgede otuz yıldır bulanan sular durulmak üzere. "İsrail'e dizgin, İran'a havuç" şeklinde formüle edilen yeni politika güç kazanıyor.

Tahran'la diplomatik flörte başlayan Washington, dişli-dişsiz diğer bütün rakipleriyle de buzları eritmenin peşinde. Kafkaslar'da Azerbaycan-Ermenistan-Türkiye arasında başlayan diyalog trafiği önümüzdeki günlerde daha da hızlanacak gibi. Küresel dengeleri sarsabilecek Gürcistan ve Rusya arasındaki çatışma olasılığı ise 'şimdilik' kontrol altına alınmış görünüyor.

***

Fakat dünyanın bu gidişatına ayak uyduramayan ülkeler de var. İsrail ve Kuzey Kore gibi.

Giderek yalnızlaşan bu aktörlerin eskiden olduğu gibi başına buyruk politika izlemeleri artık çok zor. Uluslararası atmosfer buna uygun değil. Çünkü silah yerine diplomasi öne çıkıyor. Küresel güçler sanki bu konuda tarihte eşine az rastlanan bir konsensüse varmış gibiler. Şiddetten yana olan yerel, bölgesel ve uluslararası unsurlar ya pasifize ya da tasfiye ediliyor/edilecek.

***

Şu sıralar benimsenen eğilim diyalog, değişim ve uzlaşma. Hobbes'un uluslararası sisteme egemen olan rekabet ve güç anlayışı yerini Kant ve Locke'un dostluk ve işbirliği yaklaşımına terkediyor.

KOSTA RİKA BİLE OLSA

ABD Başkanı Barack Obama, bu yeni siyaseti iki hafta önce Trinidad'da ilk ağızdan bir kez daha dile getirdi.

Dünyaya artık hükmetmekten çok birlikte yaşamaya yöneleceklerini; farklı kültür, tarih ve dinlere saygılı olacaklarını kaydetti. Trinidad'daki toplantıda NBC televizyonu muhabiri Başkan Obama'dan dış politikada 'Obamizm'i tanımlamasını isteyince, şu yanıtı aldı:

***

"Dış politika doktrinim iki prensibe dayanıyor. İlki, yeryüzünün en güçlü ve en zengin ülkesiyiz. Bunu korumaya çalışacağım. Elbet bunu yaparken diğer ülkelerin ne dediklerine de kulak vereceğim. Büyük, küçük fark etmeyecek. Kosta Rika bile olsa herkesi dinleyeceğim. Çünkü dünyanın sorunlarını tek başımıza çözemeyiz.


***

İkincisi de, ülkemizin dünyada evrensel değer ve ideallerin en iyi temsilcisi olduğuna inanıyorum. Ancak bu değerlerimizi yaymaya çalışırken diğer ülkelerin de farklı kültür, anlayış ve tarihlere sahip olduğunu unutmamalıyız. Kendimizi tek ölçü olarak dayatmayacak, herkese vaaz vermeyeceğiz."

SİLAHLI LİBERALİZM'E VEDA MI?

Bu sözler yeni bir dönemin ve anlayışın habercisi. Amerikan dış politika doktrininde bir bakıma jeopolitikanın yeniden yükselişinin ilanı. Jeopolitika, zaman ve mekan tanımayan idealizmin yerini tarih ve coğrafyanın gereklerine bırakması demek. Liberal realist ekolden Robert D. Kaplan, Foreign Policy dergisine yazdığı son makalesinde bu yeni yaklaşımı 'The Revenge of Geography / Coğrafyanın İntikamı' diye özetledi. Kaplan'ın yorumu, 'Obama ekolü'ne ait diğer bir çok uluslararası teorisyenin (Ikenburry, Hass, Knock, Smith vb.) son zamanlardaki tespitleriyle de uyum içinde.

***

Bütün bu aktüel gelişmeler, yorum ve resmi açıklamalar 'silahlı liberalizm' döneminin kapanacağını ima ediyor. En azından bir süreliğine. Yani doğuya karşı batı modernizmini kutsama, irrasyonel ulus inşası, güdümlü demokrasi ihracı, tarih üstü totaliter evrenselliğe vurgu, fanatik laisizmde ısrar, insan hakları bahanesiyle müdahale ve keyfi rejim değişikliği ile tanımlanan çağlara biraz 'ara' verilecek.

***

Ancak ABD, her 'ara'da yaralarını sarıp yeni savaşlara hazırlık yaptığından insan verilen bu barışçıl 'waat'lere şöyle gönül rahatlığıyla kanamıyor. Dünyanın en azından bir kesiminde, kapandığı söylenen 'silahlı liberalizm' kapısının her an açılacağı endişesi hakim. Nitekim Ortadoğu'da örtülen kapı, Afganistan ve Pakistan'da aralanmaya başlandı bile. Obama'nın 'iyi savaşamayan' Afganistan'daki generalini 'saha deneyimi' bulunan özel kuvvetler komutanı Korgeneral Stanley McChrystal ile değiştirmesi de bunu gösteriyor zaten.

Obama'nın profesyonel bir savaşçıyı görevlendirmesi dünyada, "Bush'a benzedi" yorumlarına yol açtı. Bakalım Obama, itibarını düşüren bu sıfata ne kadar itibar edecek?

BİZE ULAŞIN