Köstebek ve günah keçisi

LONDRA - Bütün parlamentoların anası tabir edilen İngiliz parlamentosu, iki haftadır yüzyılın en büyük skandalıyla rezil ediliyor. Aralarında bakan ve kabine üyeleri de olmak üzere, milletvekillerinin son beş yıl içinde devletten tazmin ettikleri masrafların detaylarının açığa çıkması, parlamenterlerin itibarını sarstı. Lordlar Kamarası'nın bir üyesi sokakta suratına bağıran vatandaşla yüzleşmek zorunda kaldığını söylerken, Avam Kamarası'nın bazı üyeleri seçim bölgesinde dolaşmakta temkinli hale geldiğinden yakındı. Kimi de suçu sisteme atarak, kurallar çerçevesinde hareket ettikleri savunmasını yaptı.

Kendine özgü dili ve acaip kurallarıyla dünyanın en güçlü kulübü olan İngiltere Parmantosu'nun üyeleri yıllardır, maaş artışı, emekli maaşının yükseltilmesi, yan ödemeler gibi kendi gelirlerini kendileri belirledi. İşçi Partisi'nin 12 yıllık iktidarının en büyük başarılarından biri kabul edilen Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası'nın 2005 yılı başında yürürlüğe girmesiyle basın ve halkın, siyasetçiler hakkında merakını giderme yolu açılınca Sunday Telegraph gazetesinden Ben Leapman, Sunday Times'tan Michael Jonathan Ungoed-Thomas ve serbest gazeteci Heather Brooke bu yasaya dayanarak, milletvekillerinin devletten tazmin ettiği ikinci ev masraflarının detaylarını görmek istedi. İngiltere'de o zamana kadar siyasilerin kişisel bilgilerinin ifşa edilmesi görülmediği için, gazetecilerin bilgilere ulaşmak için attığı her adıma çelme takıldı.

Parlamentonun, Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası dışında tutulmasını öneren özel kanun tasarısını kabul eden Avam Kamarası, gazetecilere istediği bilgiyi vermemek için hukuki mücadeleye girişti. Gazeteciler mahkemeyi kazanınca da milletvekillerinin ikinci ev masraflarında adreslerin gizli tutulmasını sağlayacak yeni bir tedbir parlamentoda kabul edildi. Avam Kamarası, istenen bilgileri sansürden geçirip tatil ayı olan Temmuz da açıklamaya hazırlanırken, 646 milletvekilinin ikinci ev masraf bilgilerini tüm detaylarıyla ele geçiren Daily Telegraph gazetesi, üç gazetecilnin peşinde olduğu bilgileri 8 Mayıs'ta yayınlamaya başladı.

KÖSTÖBEK
İddialara göre hükümet için çalışan bir memur, 646 milletvekilinin geçen 5 yıldaki harcama detaylarının bulunduğu 2 milyon belgenin yüklü olduğu trilyonlarca bayttaki kaydı kopyalayıp güvenliğe yakalanmadan dışarı çıkarmıştı. Milletvekillerinin kişisel bilgilerinin dışarı sızmasını önlemek için son zamanlarda eski askerleri veri denetimcisi olarak işe alan Avam Kamarası'nın güvendiği bu elemanlar, gördükleri karşısında sessiz kalamayarak, asker geçmişi olan bugün bir güvenlik şirketinin başındaki John Wick'e vermişti. Belgeleri 350 bin sterline satmak için üç gazeteye gidilmişti ancak amatörce bağlantı kurulduğu için satış kolay olmamıştı. İlk gittikleri Times gazetesi, fiyatı çok bulmuş, belgelerin bir bölümü teklif edilen Sun gazetesi, 20 bin sterlinden fazla vermeye yanaşmayınca üçüncü durak Telegraph olmuştu.

GÜNAH KEÇİSİ
İngiltere'de her skandalda olduğu gibi bunun da duyulmasıyla milletvekilleri şok oldu, basın büyük tepki gösterdi, halk öfkeyle politikacılara güveni kalmadığını tekrarladı. İngiliz politikasındaki genel kural gereği; ortamı yatıştırmak için bir günah keçisi bulundu. Milletvekillerinin kendi yaptığı kanun çerçevesinde kamu parasını özel harcamaları ve gelir etmek için kullanmasının cezası parlamento başkanına kesildi, yolsuzluğu örtbas etmeye çalıştığı gerekçesiyle istifaya zorlandı. Şimdi gelecek ay seçilecek yeni başkan ve kanunda birkaç değişiklikle parlamentonun tertemiz hale getirilmesi planlanıyor. Masraf skandalını 'demokratik kriz' olarak görenler ise reformun yeterli olmayacağını, sistemin tamamen değiştirilmesini öneriyor.

DEMOKRATİK KRİZ
Skandalla şok olmayanlarda var. Siyaset tarihçileri parlamentonun yıllardır can çekişmekte olduğunu, siyasi sınıf ile ondan nefret eden halkın arasının hiç olmadığı kadar tehlikeli derecede açıldığı uyarısında bulunuyordu. Ayrıca bundan beş yıl önce İngiliz demokrasisinin durumunu ölçmek için yapılan bir anket, seçmenin siyasi sınıfın mutlak güce sahip olduğuna inandığı, vereceği oy birşey değiştirmeyeceği ve politikacılara güvenmediği için oy kullanmadığını belirlemişti. Nisan ayında yapılan başka bir ankette, parlamentonun halk için çalıştığını düşünenlerin oranını yüzde 19 olarak saptanmıştı.

Masraf skandalı ortaya çıkmadan önce Avam Kamarası'nın koltuklarından sembolik geleneklerine kadar eskiliğiyle dalga geçen İngiliz basını, sistemin çürüdüğünü reforme edilmesi gerektiğini yazıyordu. Ayrıcalıklı statüye sahip olan milletvekilleri, dünyanın imrendiği kamu sektörünün son yıllarda köstebek yuvasına dönüştüğünü, özel sektörle eşit ücret verilmesinin de sadakati sağlamadığını keşfetmişti.

Sendika, miras yada büyük sermayecilerin desteği olmadan siyasette kalması mümkün olmayan milletvekilleri de içlerinde lükse düşkün olanların az olmadığının bilincindeydi. Skandaldan, belgeleri 15 günden bu yana aralıksız yayımlayarak tirajını arttıran Daily Telegraph gazetesi kârlı çıkarken, parlamentoda sandalyesi olmayan küçük partiler ve bağımsız adaylar da prim yapmaya başladı. Aşırı sağdaki iki küçük partiye İngiltere'de 4 Haziran'da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde skandalın meyvasını toplayacakları gözüyle bakılıyor.
BİZE ULAŞIN