Türkiye'nin şikayetleri ses getirdi

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) çalışma biçimine yönelik şikayetleri ve somut önerileri ses getirdi.

AİHM Başkanı Jean Paul Costa, Türkiye'nin Avrupa Konseyi nezdindeki daimi temsilcisi Büyükelçi Deryal Batıbay'ın Bakanlar Komitesine sunduğu şikayetleri, mahkemenin 47 yargıcına yazılı olarak iletti.

Bu arada Avrupa Konseyinin karar organı Bakanlar Komitesi, AİHM Başkanı ile komite arasında istişare için oluşturulan İrtibat Komitesinin konuyu sürekli gündeme almasını kararlaştırdı.

Avrupa Konseyinin önemli ülkelerinden İngiltere, Fransa, Almanya ve İsviçre'nin Türkiye'nin önerilere güçle destek verdiği öğrenildi.

Bu arada Türkiye'nin önerilerinin, 2010 yılında İsviçre'de düzenlenecek ve AİHM'nin işleyişi konusunda reformların ele alınacağı uluslararası konferansın hazırlıkları için önemli katkı sağlayacağı bildirildi.
Türkiye, AİHM'nin önünde yüz binin dosya beklediğini ve bu tempoda gitmesi halinde gelecek yıllarda başvuru sayısının 300 bini geçmesinin beklendiğini belirterek, mahkemenin işleyiş yapısının ciddi şekilde reformdan geçmesini istiyor.

Hükmettiği yüksek miktardaki yüksek tazminat miktarlarıyla AİHM'nin başvuruları cesaretlendirdiğini belirten Türkiye, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin bu sistemi bir tazmin mekanizması olarak öngörmediğine" dikkat çekiyor.

Avrupa ülkelerinde birçok hukuk bürosunun, AİHM'nin müvekkilleri için hükmedeceği tazminatlardan komisyon alarak çalıştığına işaret eden Türkiye, bu hukuk bürolarının, "Davayı açalım, sonra alınan tazminattan şu kadar komisyon alırız" şekilindeki yaklaşımlarının, üye ülkelerde belirli bir rant sistemi oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

AİHM'ye gelen davalarda, başvuru masrafı istenmediğini ve herkesin kendi dilinde başvurma hakkına sahip olduğunu hatırlatan Türkiye, bu yüzden gelen çok sayıda başvuruyla, binlerce davaya bakan mahkemenin işin işinden çıkamaz bir hale geldiğini belirtiyor.

Türkiye, AİHM'ye gelen başvuruların yüzde 97'sinin incelenmeye alınmadığını, sadece yüzde 3'ünü alındığını kaydederek, AİHM'nin mesaisinin yarısını incelenmeye alınmayan davaları değerlendirmekle geçirmesinin yarattığı sıkıntıya dikkat çekiyor.

Türkiye, Bakanlar Komitesine, AİHM'de "zaman aşımı" gerekçesiyle reddedilen veya kabul edilen davalarla ülkeden ülkeye ayrımcı bir yaklaşım içinde olmasına de eleştiri getiriyor.

Türkiye, Kıbrıslı Türklerin "kayıp kişilerle" ilgili yaptığı başvuruları "zaman aşımı" gerekçesiyle reddeden AİHM'nin, Kıbrıslı Rumların yine aynı konudaki başvurularını kabul etmesini "ayrımcılık" olarak değerlendiriyor ve bu konuda çifte standart uygulanmamasını istiyor.
BİZE ULAŞIN