TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Obama'nın konuşmasının tam metni- 5

Aynı şekilde, batı ülkelerinin Müslüman vatandaşlarının dinlerini kendilerinin uygun gördükleri gibi uygulamalarına, Müslüman kadınların nasıl giyinmesi konusunda olduğu gibi, engel olmamaları da önemlidir. Kısaca ifade edersek, herhangi bir dine karşı düşmanlığı liberalizmmişgibi sunnamayız.

Gerçekten de din bizi bir araya getirmelidir. O yüzden biz Amerika'da Hıristiyanları, Müslümanları ve Musevileri bir araya getiren hizmet projeleri uyguluyoruz. Bu yüzden Kral Abdullah'ın Dinlerarası Diyalog ve Türkiye liderliğinin Medeniyetler Birliği gibi girişimlerini memnunlukla karşılıyoruz. Dünyanın her tarafında diyalogu Dinlerarası hizmete çevirebiliriz ve böylece insanlar arasında kurulan köprüler ister Afrika'da sıtma ile savaşmak, ister bir doğal felaket sonucu kurtarma çalışması olsun, faaliyetlere yol açar.

Ele almak istediğim altıncı konu kadın hakları. (Alkışlar)

Buradaki izleyicilere bakarak, bukonuyla ilgili sağlıklı bir tartışma olduğunu görüyorum. Bazı Batılıların başını örtmeyi seçen kadınların eşitliklerinden taviz verdiği yönündeki görüşlerine katılmıyorum, ama eğitim hakkından mahrum bırakılan kadınların eşitlikten de mahrum bırakıldığına inanıyorum. Kadınların iyi eğitimli olduğu ülkelerin müreffeh olma olasılıklarının daha yüksek oluşu da tesadüf değildir.

Net olarak ifade edeyim: kadın eşitliği hiçbir şekilde sadece İslamın sorunu değildir. Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Endonezya gibi çoğunluğun Müslüman olduğu ülkeler kadınları seçerek lider yaptılar. Öte yandan kadının eşitliği uğraşısı Amerikan hayatının belli yönlerinde ve dünyadaki diğer ülkelerde hala sürüyor.

Kızlarımızın da, erkek evlatlarımız kadar topluma katkıda bulanacağına (alkışlar) ve ortak refahımızın tüm insanlığın -kadınların ve erkeklerin- tam potansiyellerine ulaşmalarıyla sağlanabileceğine inanıyorum. Kadınların eşit olabilmek adına erkeklerle aynı seçimleri yapmak zorunda olduklarına katılmıyoru ve geleneksel rollerde yaşamlarını sürdürmeyi seçen kadınlara saygı duyuyorum. Ama bu onların seçimi olmalı. İşte bu nedenle ABD herhangi bir çoğunluğu Müslüman ülkeyle ortaklık içinde kızların okuryazarlığının artmasına katkıda bulunacak ve bu genç kadınların rüyalarını gerçekleştirmelerine yardımcı olacak mikro-finansman seçenekleriyle istihdam arayışına girmelerine destek olacaktır. (Alkışlar)

Son olarak, ekonomik kalkınma ve fırsatları gözden geçirmek istiyorum.

Biliyorum ki çoğumuz için küreselleşmenin çelişkili tarafları var. Internet ve televizyon bilgi ve fikirler sunarken beraberinde suça yönlendirici cinselliği ve düşüncesiz şiddeti de eviçlerine getirebiliyor. Ticaret refah ve yeni fırsatlar sunarken, büyük huzursuzluklar ve toplumsal değişikliklere de neden oluyor. Amerika da dahil olmak üzere tüm uluslarda bu değişim korku getirebiliyor. Modernlik yüzünden ekonomik seçimlerimiz, politikalarımız ve daha da önemlisi kimliklerimiz üzerindeki kontrolümüzü kaybedeceğimiz korkusu - toplumlarımızda, ailelerimizde, geleneklerimizde ve inançlarımızda en değer verdiğimiz yönler.

Ama aynı zamanda insanın gelişiminin engellenemeyeceğini de biliyorum. Gelişme ve gelenek çelişmek zorunda değildir. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler ekonomilerini muazzam ölçüde geliştirirken özgün kültürlerini korudular. Kuala Lumpur'dan Dubai'ye kadar inanılmaz gelişim gösteren, nüfuslarının çoğunluğu Müslüman ülkeler için de durum aynıdir. Geçmiş zamanlarda ve günümüzde İslam toplumları yeniliğin ve eğitimin öncülüğünü yapabildiklerini göstermiştir.

Bu önemli, çünkü hiçbir kalkınma stratejisi sadece topraktan çıkanlara endekslenemez ya da genç insanlar işsizken sürdürülemez. Pek çok Körfez ülkesi petrol sayesinde büyük refaha kavuştu ve bazıları bunu daha geniş kapsamlı kalkınmaya odaklanmaya başlıyor. Ama hepimiz anlamalıyız ki, eğitim ve yenilik 21. yüzyılın para birimi olacaktır. (Alkışlar) Bunun kendi ülkem için de vurguluyorum. ABD geçmişte dünyanın bu bölgesinde petrol ve gaza odaklanmış olsa da, artık daha kapsamlı ilişkiler arayışındayız.

Eğitim alanında değişim programlarının kapsamını arttıracağız, babamın Amerika'ya gelmesini sağlayanlara benzer bursları fazlalaştıracağız, (Alkışlar) Amerikalıları da Müslüman ülkelerde eğitim almağa teşvik edeceğiz. Ümit vadeden Müslüman öğrencilere Amerika'da staj fırsatları sunacağız, dünyanın dört bir yanındaki öğrenci ve öğretmenler için on-line eğitim yatırımları yapacağız, yeni on-line ağlar oluşturacağız, böylelikle Kansas'taki bir genç anında Kahire'deki bir gençle temasa geçebilecek.

Bilim ve teknolojide çoğunluğu-Müslüman olan ülkeler için teknolojik kalkınmayı destekleyecek yeni bir fon başlatacağız ve işgücü piyasasına fikirler aktararak istihdam yaratmalarına yardımcı olacağız. Afrika, Ortadoğu ve Güneydoğu Asya'da bilimsel mükemmeliyet merkezleri açacağız; buralara yeni bilim elçileri atayarak yeni enerji kaynakları geliştirme, çevre dostu işler yaratma, kayıtları dijital ortama dönüştürme, temiz su ve yeni tarım ürünlerinin yetiştirilmesi konularında ortak programlarda çalışacağız. Ve bugün İslam Konferansı Örgütüyle birlikte çocuk felcinin kökünün kazınması amacıyla yeni bir küresel çabamızı açıklıyorum. Ayrıca, ana ve çocuk sağlığını iyileştirmek için, Müslüman toplumlarla daha fazla ortaklık arayışına gireceğiz.

Bunların hepsi ortaklık içinde yapılmalıdır. Amerikalılar dünya genelindeki Müslüman toplumlarda insanlarımızın daha iyi bir yaşam sürmelerine yardım etmek amacıyla vatandaşlar ve hükümetlerle, toplum örgütleriyle, dini liderlerle ve iş dünyasıyla biraraya gelmeye hazırdır.

Burada tanımladığım sorunların çözülmesi kolay olmayacak. Ama aradığımız dünyaya ulaşabilmek adına biraraya gelme sorumluluğumuz var - bu dünyada aşırı uçtakiler insanlarımızı tehdit etmeyecek ve Amerikan birlikleri evlerine dönmüş olacak; bu dünyada İsraillilerin ve Filistinlilerin kendilerine ait güvenli vatanları olacak, nükleer enerji barışçıl amaçlar için kullanılacak; hükümetler kendi vatandaşlarına hizmet edecek ve Tanrı'nın tüm çocuklarının haklarına saygı gösterilecek. Bunlar müşterek menfaatler. İstediğimiz dünya bu, ama buna ancak birlikte ulaşabiliriz.

Biliyorum ki çoğunuz - Müslüman ya da değil - böyle bir başlangıcı yapıp yapamayacağımızı sorguluyorsunuz. Bazıları bölücülük tohumları ekme hevesinde ve ilerlemenin önünü kesmek istiyor. Bazıları bu çabalara değmez - uyuşmamak kaderimiz, medeniyetler çatışmaya mahkum - diyor. Diğerleri ise gerçek değişimin olabileceğine sadece tereddütle yaklaşıyor. Çok fazla korku var, bir o kadar da güvensizlik. Ama geçmişin bizi durdurmasına izin verirsek hiç ilerleyemeyiz. Bunu özellikle de hangi inançtan olursa olsun, her ülkedeki gençlere söylemek istiyorum: Dünya'ya yeni bie vizyonla bakmak ve onu yeniden yaratmak kaabiliyetine sizler sahipsiniz.

Zaman içersinde hepimiz bu dünyayı kısa bir süre paylaşıyoruz. Burada sorulacak soru şudur: bu kısacık süreyi bizleri ayıran şeyler üzerine odaklanarak mı geçirelim, yoksa kendimizi, ortak bir zemin bulma, çocuklarımız için istediğimiz geleceğe odaklanma ve tüm insanların saygınlığına saygı gösterme gibi bir çabaya -istikrarlı çaba- mı adayalım?

Bunlar basit şeyler değil. Savaşları başlatmak durdurmaktan daha kolay. Diğerlerini suçlamak kendi içine dönmekten daha kolay; birinde nelerin farklı olduğunu görme, neleri paylaştığımızı bulmaktan daha kolay . Ama her dinin özünde mevcut bir de kural var- kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak başkalarına öyle davranmalıyız. (Alkışlar) Bu gerçek ulusların ve insanların ötesinde ve yeni olmayan bir inanç; bu siyah, beyaz ya da kahverengi değil; Hıristiyan, Müslüman ya da Yahudi değil. Bu inanç medeniyetlerin beşiğinden doğdu ve hala milyarların kalbinde atıyor. Bu başkalarına olan inancımız ve bugün beni buraya getiren neden.

Bizim düşlediğimiz dünyaya ulaşma gücümüz var; ama bunu ancak yazılanları akılda tutarak yeni bir başlangıç yapma cesaretini gösterirsek başarabiliriz.

Mukaddes Kuran bize şunu söyler: "Ey insanlar, biz sizi kadın ve erkek olarak yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi ulus ve kabilelere böldük."

Talmud şöyle der: "Tevrat'ın bütünü barışı yaymak amacı güder."

Kutsal İncil'de şu ifade yer alır : "Tanrı barış getirenlerin tarafındadır, onlar Tanrının evlatlarıdır." (alkışlar)

Dünyadaki insanlar barış içinde birarada yaşayabilir. Bunun Tanrı'nın vizyonu olduğunu biliyoruz. Şimdi, Dünyadaki işimiz bu olmalı. Teşekkür ederim. Tanrı'nın rahmeti üstünüze olsun. Çok teşekkir ederim. Telekkir ederim. (alkışlar) .

SON
BİZE ULAŞIN