Türkler ve Rumlar geçmişle yüzleşiyor

Kıbrıs'ta, 1963-1974 arasında "kayıp" olan bin 842 kişi için Kayıp Şahıslar Komitesi çaba gösteriyor. Karma komite, büyük acılara son vermeyi amaçlıyor

Kıbrıs'taki sorunların temelinde yatan en önemli parametrelerden birini hiç kuşkusuz her iki taraftaki kayıplar oluşturuyor. Cesetleri kaybolan Türk ve Rumların bulunması için adadaki taraflar yıllar sonra ilk kez işbirliği yapmaya karar verdi. Rum ve Türk toplumundan yetkililerin ortak katılımıyla oluşturulan Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) adlı karma komite, adada yıllardır siyasi malzeme olarak kullanılan insanlık dramına son vermeyi amaçlıyor. Aileler, kaybolan yakınlarının bir gün döneceği umudunu yitireli çok olduysa da en azından kemiklerini bulup cenazelerini usulüne uygun kaldırmak istiyor. BM gözetimindeki karma komite, 1963-1974 arasında adada kayıplara karışmış bin 842 kişi olduğunu söylüyor.

HER İKİ TARAFIN ACILARI

Adanın her yerinden çıkan kime ait olduğu bilinmeyen insan kemikleri ise teşhis edilmeyi bekliyor. Adanın yegane iki toplumlu komitesi, bulduğu kemiklerin DNA'larını laboratuvarlarda inceleyerek kayıpların kimliklerini tespit ediyor ve bir araya getirdikleri kemikleri de kayıp ailelerine teslim ediyor. 1963'te Kıbrıs'taki Rum milliyetçilerin (EOKA- B), Kıbrıs Türk köylerini basarak insanları kurşuna dizmesi; cesetleri kuyulara atarak ya da açtıkları çukurlara gömerek yeryüzünden silme operasyonundan 11 yıl sonra, 1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında bu kez de Kıbrıs Rum köylerinin aynı yöntemlere maruz kaldı. Kurşuna dizilenlerin cesetleri kuyulara, çukurlara atıldı ve Rumlar da aynı Türk hemşerileri gibi kayıplar listesine girdi. Resmi belgelere göre; 1963-1974 arasında gerek Türk gerekse Rum tarafında işlenen faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin ve cesetleri arananların sayısı toplam bin 842. Bunlardan bin 340'ı Kıbrıslı Rum, 502'si de Kıbrıslı Türk. Kıbrıs'ta 1963-64 dönemindeki kanlı çatışmalarda olsun; 1974'te Türkiye'nin Kıbrıs'a gerçekleştirdiği askeri operasyonda olsun, adanın her iki kesiminde kayıplara karışanlar, özellikle Rum tarafında tam anlamıyla bir siyasi malzeme olarak kullanıldı.Türk tarafı 1963-64 dönemindeki çatışmalar süresinde kayıplara karışan Kıbrıs Türklerinin listesini sadece BM'ye sunmakla yetinirken; Rum tarafı kendi kayıplarını daha farklı uluslararası platformlara da taşıdı. Üstelik kayıp Rumların belki de Türkiye'de esaret altında bulunduklarını söyleyerek konuyu iç siyaset malzemesi haline de getirdi.

KAYIPLARDA İLK UZLAŞMA

2004'teki sonuç vermeyen adımlardan sonra Kıbrıslı Türk ve Rumlardan oluşan KŞK, liderlerinin siyasi iradesiyle adadaki bu insanlık dramına bir son verilmesi için teşvik edildi. Türk tarafı ve Türkiye, Rum kayıpların "varlığını" kabul ediyor; Rum tarafı ve Yunanistan ise hem Türk tarafındaki kayıp kişilerin "varlığını" hem de kayıp Rumların esir değil, artık ölü olduklarını kabulleniyordu. BM gözetimi altında kurulan KŞK, Türk tarafında eş başkan Gülden Plümer Küçük ve Rum tarafında eş başkan İlias Georgiades ile temsil ediliyor. Kayıpların toplam nüfusun neredeyse yüzde 3'ü gibi büyük bir miktara tekabül ettiğini belirten Küçük, bugüne kadar yaptıkları kazılarda 500'e yakın kayıp şahıs çıkarttıklarını ve 150'ye yakınını ailelerine teslim ettiklerini belirtti. Küçük, "DNA testi ile kimliği tespit edilip ailelere iade edilenlerin 130'u Rum, 100'ü Türk. DNA testleri tamamlandığında geri kalanlar da ait oldukları ailelere iade edilecekler" dedi. Proje, adanın yegane iki toplumlu projesidir" diyen Küçük, "Eğer ileriye dönük bir barış yapacaksak ki bilindiği gibi barış görüşmeleri yapılıyor, geçmişimize bir kapanış getirmemiz lazım. Geçmişimizle hesaplaşmamız lazım" diyor.

DENKTAŞ: 2 KAMYON DOLUSU CESET TESLİM ALINMADI
KKTC 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 1987'de gerçekleştirdiğim röportajda verdiği özel demecinde "Rum tarafının kayıp şahısları propaganda malzemesi yaptığını; bu insanların maalesef öldürüldüğünü; bu acı olayların kan davasına dönüştüğünden, zulme uğrayan Kıbrıslı Türk aile fertlerinin, sırf intikam almak için o savaş ortamında birçok Rum'u kurşuna dizdiklerini" söylemişti. Denktaş ayrıca, "...kendi onayı olmadan işlenen bu cinayetlerden sonra, öldürülen Rumlardan oluşan 2 kamyon dolusu cesedi 1974'te Rum tarafına gönderdiğini, ancak Rum tarafı ceset dolu bu kamyonları geri çevirince, Türk tarafında açılan toplu mezarlara, Rum tarafından davet edilen bir din adamının yönettiği cenaze töreniyle gömüldüklerini..." de sözlerine eklemişti. Denktaş'ın bu ifşaatları, o dönemde ne Rum ne de Yunan basınında yer almıştı. Anlaşılan, Rum tarafı "kayıp kişileri" o dönemde siyasi malzeme olarak kullanmayı daha uygun görmüş; dolayısıyla kayıp ailelerinin içindeki ümit ışığını söndürmemeyi tercih etmişti. Bu da başka tür bir cinayetti.

'YILLIK MALİYET 3 MİLYON $'

KŞK'NIN yıllık bütçesi ortalama 3 milyon dolar düzeyinde. En büyük desteği Kıbrıs Rum ve Türk tarafı veriyor. AB desteği de var. AB'nin KKTC'nin gelişmesi için ayırdığı 259 milyon euronun bir buçuk milyonu bu projeye bağışlandı. AB'nin yanı sıra Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Almanya, ABD de büyük bağışçılar arasında yer alıyor.

KİMLİK TESPİTLERİ NASIL YAPILIYOR?
1. Kazılar: Tamamen halkın bilgilendirmesine dayalı olarak kayıpların gömülü oldukları yerler tespit ediliyor. Rum ve Türk ofislerinin araştırma ekipleri ortaklaşa çalışmalara başlıyor. Projede Türk ve Rum bilim adamları ortaklaşa çalışıyor.
2. Tasnif: Kazılar süresince çıkarılan kemikler laboratuvara getiriliyor. Antropologlar kayıpları analiz etmek için analiz yapıyor.
3. DNA analizi: Kemiklerden alınan numuneler DNA laboratuvarında bulunan iki toplumlu üniteye gönderiliyor ve burada ailelerden alınan kan örnekleriyle eşleştiriliyor. Yani kimlik tespiti yapılıyor. Bu yapıldıktan sonra ailelerle temasa geçerek kayıplarının bulunduğu bildiriliyor.
4. Kemiklerin teslimi: Bu bildirimden sonra laboratuvar bölgesi içindeki ziyaret binasına aileler davet ediliyor, kemikler gösteriliyor ve tüm süreç hakkında bilgi veriliyor. Yakınlarını teslim alan ailelerin fenalık geçirdiklerini söyleyen Küçük ile Georgiades, kayıp kişilerin naaşlarını ailelere teslim ederken hissedilen duyguların kelimelerle anlatılamayacak kadar hüzünlü olduğunu söylüyor. Kayıplarına yeniden kavuşan aileler, yakınlarını yeniden; ancak bu kez "gerektiği gibi" toprağa defnetmenin verdiği acı bir mutlulukla bu uzun bekleyişlerine bir son vermiş oluyorlar.

KİMLİĞİ BELLİ OLANLAR TOPRAĞA VERİLDİ
Türk ve Rum tarafında geçmişi 45 yıla dayanan büyük acıların ardından aranan kayıplar ortak çalışmayla bulunuyor. Aileler "yakınlarının hiç olmazsa bir mezar taşı olacak" diye kendini avutsa da yaşanan travma kolay kolay atlatılacak gibi değil. Türk tarafında isimleri belli olanlar toplu halde toprağa verilirken yandaki çocuğun bakışları çok şey anlatıyor.
BİZE ULAŞIN