K.Irak’ta neler oluyor?

SABAH Erbil, Süleymaniye ve Dohuk'tan oluşan Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin 25 Temmuz 2009 Cumartesi günü gerçekleştirilen parlamento ve başkanlık seçimlerini yerinde izledi.

SABAH, bir hafta boyunca Kuzey Irak'taydı. Türkiye'nin 15 gözlemci göndermesi, bölgede sevinçle karşılandı ve "Ankara, Kürt yönetimini tanımaya hazırlanıyor" yorumlarına yol açtı. Türkiye ve Kürt bölgesi arasında gözle görülen siyasi yakınlaşma Erbil'deki Türkmenler başta olmak üzere herkesi sevindiriyor. Ancak en çok sevinenler Türkiye'den bölgeye giden yatırımcılar. Siyasi ilişkilerin gelişmesiyle Türk yatırımcılar artık inşaat dışında başta enerji olmak üzere tekstil, gıda, elektronik, hazır giyim ve kuyumculuk gibi alanlar da faaliyet göstermeye başladı. Türk yatırımcılar, bölgede el üstünde tutuluyor. 'Türk malı' güven ve kalite anlamına geliyor. Süleymaniye, Duhok ve Zaho, Türkiye'de ekonomik krize giren bir çok sektörün ikinci adresi haline gelmiş durumda. Ankara ve Erbil arasındaki siyasi ve ekonomik yakınlaşma Kürt yönetimini de son derece mutlu ediyor. Liderliğini Kürt Bölgesi Başkanı Mesut Barzani'nin yaptığı Kürdistan Demokrat Partisi (KDP)'nin Dış İlişkiler Sorumlusu Sefin Diyazi, Türkiye ve bölge arasında sosyal ve ekonomik bütünleşmenin sağlanması için vize uygulamasının kaldırılmasını savunuyor. SABAH, Kürt bölgesiyle Türkiye arasında giderek gelişen bu siyasi, sosyal ve ekonomik yakınlaşmanın nabzını tutan küçük bir panorama hazırladı.

* FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

DİZAYİ: ARAMIZ FRANSA İLE ALMANYA SINIRI GİBİ OLSUN

Sefin Dizayi, SABAH'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Dizayi'ye göre Türkiye ile bütünleşme sınırları koruyarak da olsa mümkün.Kürdistan Demokrat Partisi (KDP)'nin Dış İlişkiler Sorumlusu Sefin Dizayi, Irak'ın Kürt Bölgesi'nin Türkiye'ye bağlanma iddialarına yeni bir boyut getirerek, "Siyasi sınırların değişmesine gerek yok. Türkiye ile Irak, tıpkı Almanya ve Fransa gibi sınırlarını koruyarak bütünleşebilir" dedi. Dizayi, Uluslararası Kriz Grubu'nun raporunu değerlendirirken "Türkiye ile bütünleşmek siyasi sınırların değişmesi anlamına gelmez" diyerek şöyle konuştu: "Türkiye ile Irak, tıpkı Almanya ve Fransa gibi siyasi sınırlarını koruyarak bütünleşebilirler. AB üyesi, NATO müttefiki, demokratik bir Türkiye ile yakınlaşmayı biz de istiyoruz. Ben barış ve ilişkilerin iyileşeceği konusunda hiçbir zaman umudumu kaybetmedim. Çünkü Türk ve Kürt halkları arasında husumet yok." Dizayi, Türkiye'ye bağlanma konusundaki sözlerin Bölgesel Başkanlık Konseyi Sözcüsü Fuad Hüseyin'e ait olmadığını da belirterek, "Bizde bağımsız teknokrat bakanlar var. Onlardan birisi olabilir. Kişisel görüşüdür" diye konuştu.

IRAK'A DEMOKRASİ, KÜRTLERE OTONOMİ

Sefin Dizayi, Kürt Bölgesi'nin 1991-2003 arasında de facto olarak bağımsız olduğunu hatırlatarak, Kürtlerin eskiden beri temel düsturunun "Irak'a demokrasi, Kürtlere otonomi" olduğunu söyledi. Dizayi, ABD Irak'a girdiğinde Kürtlerin ayrılma yönünde politika izleyebileceğini de savunarak, "Biz gönüllü birliği tercih ettik. Irak'a bağlılığımız anayasa uygulandığı sürece devam edecek" dedi.

MAHMUR'DAKİLER DÖNMEK İSTİYOR

Türkiye'nin boşaltılmasını istediği Mahmur Kampı'nda 10 bin 900 Türkiye vatandaşı olduğunu ifade eden Dizayi,. Mahmur'un idari olarak Kürt Yönetimi'ne değil Musul'a bağlı olduğunu hatırlattı. "Türkiye gerekli inisiyatifi gösterirse, kamptakilerin büyük bir kısmı Türkiye'ye dönmek ister" diyen Dizayi'ye göre, Türkiye, Doğu için 12 milyar dolarlık yatırım paketinden 100 milyon doları kamptaki insanların geri dönmesine harcayabilirse sorunu çözebilir.

VİZE KOTASI KALDIRILSIN

Geçmişte Türkiye'nin karayolu için Türkmen cephesi ve KDP'ye günde 20'şer vize kotası verirken bu kontenjanın bugün sadece beşe indiğini söyleyen Dizayi, "Bu sınırlama hiç gereksiz. Kontenjan kaldırılsın" çağrısı yaptı.

DEMOKRASİDE YENİYİZ

Sefin Dizayi, demokrasi istediklerini ancak uygulama konusunda yeni olduklarını belirterek, cumartesi günü yapılacak seçimler hakkında şöyle konuştu: "Dağlarda savaşıyorduk bugüne kadar, şimdi demokrasi prensiplerini kabul etme ve uygulama konusunda işin başındayız. Aileler bile parti kuruyor. Seçime 42 parti başvurdu. 24 liste katılıyor. Bu enflasyonun temel nedeni, anayasa olmadığı için yapamadığımız seçim yasası. Yasa boşluğundan yararlananlar, 5 kişiyi bir araya getirip parti kuruyor."

TALABANİ ÖZAL'A BENZİYOR

Dizayi, Irak'ın Kürt kökenli ilk Devlet Başkanı Talabani'yi de 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a benzetti. "Irak Cumhurbaşkanı olarak Talabani'nin yetkileri çok sınırlı. Ama Talabani'nin ağırlığı, bu kısıtlamaları fiili olarak ortadan kaldırıyor. Tıpkı Turgut Özal'ın yaptığı gibi" diyen Dizayi, Talabani'nin 15 yaşından beri 60 yıldır siyasetin içinde olduğunu, emekli olsa bile aktif olacağını iddia etti.

KÜRTLERİ EN İYİ TANIYAN MALİKİ'DİR

"Bağdat'la diyalogumuz sürüyor. Maliki 2003'e kadar mülteci değil ama muhalif olduğu için Kürt Bölgesinde kalıyordu. Hatta doktorasını Selahaddin Üniversitesi'nde yaptı. Kürtleri en iyi tanıyan insanlardan biri Maliki'dir. 2008'de Basra'da mahsur kalınca Mesud Barzani'den yardım istedi."

ANAYASA REFERANDUMU MUTLAKA YAPILACAK

"1991 öncesi Türkmen, Keldani, Asurilerin hiçbir hakkı yoktu. Bu hakların garantisi Barzani, ve Talabani değil anayasa olmalıdır. Yüksek Seçim Kurulu, referanduma hazırlanmak için 3 ay süre gerektiğinden erteledi. Biz 1.5 ay önce haberdar etmiştik. Ama mutlaka anayasa referandumu yapılacak."

FUAD HÜSEYİN NE DEMİŞTİ?

"Eğer (Iraklı) Şiiler İran'ı ve Sünniler Arap dünyasını seçerse, Kürtler de Türkiye ile ittifaka girmek zorunda kalacak. Türkiye'nin bu kapsamda Kürtlere ihtiyacı olacak. Biz Türkiye ile birlikte olmak zorundayız ve Türkiye açısından bakarsanız, Irak'ta bizden başka dost ya da ortakları yok."

İSİMSİZ KÜRT YETKİLİ

"Bağımsız olma hakkımız. Fakat bu olmazsa ben Türkiye ile olmayı Irak'la birlikteliğe tercih ederim. Çünkü Irak demokratik değil. Tek çıkış yolu bölgenin 'Musul vilayeti' adıyla Türkiye'ye, Türkiye'nin de kendi içindeki Kürtlerin durumuna çözüm olarak AB'ye katılması."

İSİMSİZ TÜRK YETKİLİ

"Iraklı Kürtlerle ekonomik birliktelik gelecekte mümkün. Fakat resmi değil, fiili bir birliktelik olmalı. Biz Irak'ın bütünlüğünü korumasından yanayız. Irak bölgedeki etnik ve mezhepsel dengenin barometresi gibi. Fakat ekonomik teşvikler mümkün. Bağdat'la anlaşarak Kürt bölgesiyle sınırımızı esnek hale getirip ekonomik (serbest) bölge oluşturabiliriz."

IRAK'A ERBİL MODELİ

Kuzey Irak'taki Türkmenlerin liderlerinden Mahmud Çelebi'ye göre, Erbil'deki barış ortamı tüm Irak'a örnek olabilir.Iraklı Türkmen Lider Mahmud Çelebi, Erbil'deki Türkmen ve Kürt barışının Bağdat, Kerkük ve Musul gibi tüm Irak kentlerine model olabileceğini söyledi. Çelebi, Erbil tarihinde Türkler ve Kürtler arasında bugüne kadar hiçbir çatışma olmadığını belirterek, "Kürtlerle olan ilişkimiz çok iyi. Ancak istediklerimizi yüzde 100 elde ettiğimizi de söyleyemeyiz" diye konuştu. Kürtler ve Türkmenler için "iki millet, bir aileyiz" ifadesini kullanan Çelebi, "Keşke Bağdat, Musul, Kerkük ve Irak'ın diğer kentleri de Erbil'i örnek alsa" dedi. Kürtlerin Erbil'deki Türkmenlerle sorunu ve en küçük bir kompleksi olmadığını söyleyen Çelebi, Türkiye ve Kürt liderler arasında zaman zaman sorunlar çıkmasının doğal olduğunu ancak bunun Türkmenlere yansıtılmaması gerektiğini vurguladı.

"KÜRT DEĞİL KÜRDİSTAN HÜKÜMETİ"

Türkiye'de adeta yasaklı olan Kürdistan kelimesi konusunda ise Türkmenlerin hiçbir kompleksi yok. Hatta Kürt Hükümeti yerine Kürdistan Hükümeti demeyi tercih eden Türkmenlerin mantıklı bir açıklaması da var. Çelebi, Kürdistan'ın Irak Anayasasında tanımı yapılan bir bölge olduğunu belirterek, "Kürt hükümeti değil çünkü içinde Türkmen, Asuri, Keldani ve Ermeni de var. Kürdistan Hükümeti daha doğru bir ifade. Çünkü Kürt Hükümeti diyerek bizim haklarımızı ortadan kaldırıyorsunuz" diyor. Çelebi, sevme hakkının kişisel bir tercih olduğunu ancak saygı duymaya zorunlu olduklarını da ekliyor.

"DİKTA VARDI AMA TERÖR YOKTU"

Mahmud Çelebi'ye göre, Musul ve Kerkük ile birlikte Irak'taki huzursuzluğun sebebi Iraklılar değil. Hüseyin, terör ve patlamaların ABD geldikten sonra başladığını hatırlatarak, "Erbil, Duhok ve Zaho'da neden patlama yok, Kerkük, Musul ve Telafer'de var. ABD'den önce dikta vardı ama terör yoktu" dedi.

"ÇEÇENLER DEĞİL AZERİLER GİBİ OLMAK İSTİYORUZ"

Erbil'deki Türkmenler Türkiye'ye karşı sitemkar. Türk bayrağının kızıl rengi içinde dedelerinin kanlarının da olduğunu söyleyen Çelebi, "Erbil'den Çanakkale'ye gidenlerden sadece 19'u geri dönmüş. Bugün eğer iki ayrı devlette yaşıyorsak bunun cevabını Türkiye yetkilileri vermeli" diyor. "Bugün burada bizim silah değil, kültür, akıl ve cesaret gücümüz var" sözlerini kullanan Çelebi, ekliyor: "Azerbaycan gibi olmak istiyoruz, Çeçenistan gibi değil. Azeriler Ruslarla kavga etmeden amaçlarına ulaştılar."

DOĞRAMACI'NIN LİSTESİNDE HAYAL KIRIKLIĞI

Erbilli bir Türkmen olan Prof. Dr. İhsan Doğramacı, 25 Temmuz'da yapılan Kürt Bölgesel seçimlerinde bağımsız Türkmen listesine destek verdi. Doğramacı, Erbil'de kendi adıyla kurduğu vakfın üyesi olan adaylara maddi ve manevi her tür katkıyı sundu. Ancak beş kişilik listenin ilk sırasında yer alan Erbil futbol takımının 1970'li yıllarda kaptanlığını yapmış Şerdıl Tahsin dışında kimse parlamentoya giremedi. Türkmenler 25 Temmuz'da yapılan başkanlık ve genel seçimlerinde kendilerine ayrılan 5 sandalyelik kotayı az buluyor. 1.5 milyonluk Erbil'de nüfuslarının en az 300 bin olduğunu savunuyor. Mahmud Çelebi, "Altı imparatorluk kurmuş, bin 300 sene Ortadoğu'da hüküm sürmüş bir millet aynı topraklarda azınlık olabilir mi? Bizi azınlık sayarak 5 sandalyelik kota ayırmaları haksızlık" diye konuşuyor. Ancak seçimlerden sonra Türkmen listelerinin sadece 15 bin dolayında oy almaları ve kendi listelerinden de sadece Şerdıl'ın seçilmesinin yarattığı hayal kırıklığını da gizlemiyor. Türkmenlerin kErbil Futbol Kulubü'nün 1970'li yıllardaki efsane kaptanı Şerdıl Tahsin, şimdi Türkmenleri Kürt Parlamentosu'nda temsil edecekendi listelerinden daha çok Mesut Barzani'nin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP)'ye oy verdikleri belirtiliyor.

EFSANE KAPTAN

Parlamento'da Erbil Futbol Kulübü'nün 1970'li yıllardaki efsane kaptanı Şerdıl Tahsin, İhsan Doğramacı'nın desteklediği Türkmen listesinden Meclis'e girdi. Üç sezondur Irak şampiyonu olan Erbil futbol takımının 1970'li yıllarda kaptanlığını yürüten Tahsin, Spor Bakanlığı bünyesinde görev yapıyor. Tahsin, 5 Türkmen kontenjanı tanınan Kürt Bölgesi'ndeki seçimde Doğramacı'nın listesinde ilk sırada yer alıyordu. Seçimlerde, parlamentoya KDP-KYB ittifakının desteklediği liste 3, aralarında Doğramacı'nın desteklediği iki liste ise birer sandalye kazanarak, Kürt Parlamentosu'nda temsil hakkı kazandı.

DOĞRAMACI'NIN HAYALİ GERÇEK OLUYOR


Türkiye'nin ilk özel üniversitesini kuran İhsan Doğramacı, doğduğu kent olan Erbil'e inşa ettiği Bilkent International College'ın açılışını bu yıl içinde yapmayı planlıyor. İlkokul, ortaokul ve liseden oluşan okul kampusu inşaatı biter bitmez de yanı başında 200 yataklı hastane projesi başlıyor. SABAH, 95 yaşındaki Doğramacı'nın Kuzey Irak'taki 40 milyon dolarlık dev eğitim yatırımını yerinde inceledi. Tepe İnşaat'ın 2010'a kadar bitireceği Uluslararası Bilkent Koleji'nin dili İngilizce, Türkçe ve Kürtçe olacak. Seçimleri izlemek için geldiğimiz Erbil'de, Bilkent'in son durumunu proje müdürü F. Haluk Sağdaş'a sorduk.

DOĞRAMACI'NIN DENETLEDİĞİ TEK PROJE

Doğramacı'nın bu projeye çok önem verdiğini kaydeden Sağdaş, "Başından itibaren her aşamasıyla ilgileniyor. Bilkent International College'ın açılışı bu yıl bizzat Sayın Doğramacı tarafından yapılacak. Eğitime ise Ekim 2010'da başlıyoruz" diye konuştu. Ispartalı Sağdaş, 37 bin dönüm araziye yapılacak eğitim kompleksinin ana okulu, ilk, orta ve lise bölümlerinin yanı sıra spor salonu, konferans ve kütüphanesinin de bulunduğunu hatırlattı.

ANA OKULUNDAN LİSEYE

Okul inşaatının Proje Müdürü Haluk Sağdaş, Doğramacı'nın bu projeyi özel olarak kendisinin denetlediğini söylüyor.Sağdaş, "Bilkent eğitim komleksinde 4 sınıflı bir anaokul, 21 sınıflı ilkokul, 16'ar sınıflı ortaokul ve lise de bulunuyor. Komplekste bin 400 kişi aynı anda eğitim görecek" dedi. Öğretmenler için 78 daireli bir lojman da yapıldığını kaydeden proje müdürü Sağdaş, komplekste sanat, sosyal ve spor aktiviteleri için her türlü tesislerin de bulunacağını belirtti. Kütüphane ve kapalı bir yüzme havuzuyla 600 kişilik konferans ve tiyatro salonu da projede yer alıyor. Doğramacı'nın atayurdu Erbil'e Bilkent Üniversitesi'nden sonraki yatırımı ise, 40 bin dönümlük araziye 200 yataklı tam teşekküllü bir hastane olacak.

LALELİ ESNAFI'NIN YENİ ROTASI

Bir zamanlar Türkiye ekonomisini sırtlayan Laleli esnaflarından biri olan Mustafa Bozkurt, ekonomik krizden sonra kurtuluşu Erbil'de buldu. Hem Laleli'nin gözden düşmesi, hem de ekonomik krizin açtığı yaraları sarmak için Erbil'de çok katlı mağaza açan Bozkurt'un hikayesi, Türk işadamlarının yeni rotasını gösteriyor.

KURTULUŞ REÇETESİ ERBİL OLDU

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin başkenti olan Erbil caddelerinde Türkiye'de rastlayabileceğiniz her türlü mağaza ve markanın tabelasını görmeniz mümkün. Beş yıl önce inşaat işiyle Kürt Bölgesine giren Türk işadamları artık, yelpazeyi genişleterek petrol üretimi de dahil olmak üzere daha katma değerli işlere de el atmaya başladı. Türkiye'de kan kaybeden tekstil sektörü, kurtuluş için geldiği Erbil'de perakende ve mağazacılık işine de girdi.

TEZGAHTAR OLARAK BAŞLADI

İşe Laleli'de başlayan Mustafa Bozkurt, krizde çareyi Kuzey Irak'a yatırım yapmakta bulduMustafa Bozkurt, Laleli'de 1995'de tezgahtar olarak başladığı iş yaşamını, bugün Kuzey Irak'ta iş adamı olarak sürdürüyor. Mardinli komşusu Arap Ahmet'ten aldığı dört bin dolarlık borç ile tezgahtarlıktan 1997 yılında 10 metrekarelik dükkan işletmeciliğine terfi eden Bozkurt, 40 pantolon ile başladığı işi kısa sürede ana caddedeki bir dükkana taşıdı. Laleli'nin en gözde yerinde 250 metrekarelik dükkana sahip olan Bozkurt, 2005'te iç piyasaya girmeyi denedi. Ancak umduğunu bulamadı.

7 KATLI BİNA KİRALADI

Yaklaşık üç ay önce Erbil'de katıldığı bir fuar ise hayatını değiştirdi. Arayış içindeki Bozkurt, Erbil'deki potansiyeli görünce, toptancılığın yanında perakendeciliğe geçme hayalini gerçekleştirmeye karar verdi. Bu kararı vermesinde bölge insanlarının sıcaklığı etkili olmuş. Erbil'e gelene kadar bölge ve insanlarla ilgili önyargılı olduğunu itiraf eden Bozkurt, düşüncelerinin tamamen değiştiğini ekliyor. Kısa süre içinde çok katlı uygun bir yer arayışına giren Mustafa Bozkurt, Erbil'in en gözde caddelerinden Şoriş üzerinde 7 katlı bir bina kiraladı. Üç ay gibi kısa bir sürede mağazasının iç dekorasyonunu tamamlayan Bozkurt, 17 personel istihdam ederek, açılışa gün saymaya başladı. İstanbul'da ekmeğin aslanın midesinde olduğunu ancak Kuzey Irak'ta ise önünde olduğunu söylüyor.

YENİ HEDEFİ OBAMA'NIN BABAYURDU

Bozkurt, yakın gelecekte Zaho, Süleymaniye ve Bağdat"ta da şube açmayı planlıyor. Mustafa Bozkurt'un sonraki hedefi ise Afrika. Türkiye'den 20-30 yıl gerideki ülkeler. Daha doğrusu gelişmekte olan pazarlar. Özellikle Kenya piyasasını yakından araştırdıklarını Irak'tan sonraki adreslerinin Kenya olduğunu vurguluyor. Hayali ise Zara ve Mango gibi bir hazır giyim zinciri kurabilmek.

TÜRKİYE'DEKİ MAĞAZALARININ SİGORTASI KUZEY IRAK

Kuzey Irak'ta ilk cok katlı magaza yatırımını yapan MaxiMall'un Genel Müdürü Kadir Çetin, bir yıl içinde 10 mağazaya ulaştıklarını söylüyor.Türkiye'deki 18 mağazaya ulaşan Kimlik zinciri, Kuzey Irak'ta Maximall adıyla bir yılda dokuz mağaza açarak, bölgede çok sayıda ilke imza attı. Kısa sürede markalaşan Maximall, Türkiye'deki Kimlik mağazalarının da sigortası haline geldi. Türkiye'de tekstil sektörünün krize girmesinden Kimlik mağazaları da etkilendi. Arayışa giren şirket yöneticileri, bir yıl önce Kuzey Irak'ta ışık gördüler. Erbil'de Maximall adıyla açtıkları ilk mağazalarının olağanüstü ilgi görmeleri üzerine, kısa sürede Süleymaniye ve Duhok'tan gelen talep üzerine mağaza sayısını bir yıl içinde dokuza çıkardılar. Ayrıca İstanbul Pazarı adıyla da alt ve orta gelir seviyesine hitap eden mağazalar açtı. Kuzey Irak'taki Maximall mağazalarının Genel Müdürü Kadir Çetin, kısa zamanda gelen bu büyük başarıyı çok katlı mağazacılık konseptini bölgeye ilk getiren olmalarına bağlıyor. Gerçekten de Maximall'un kısa sürede gösterdiği başarının altında iade kavramı, tadilat ve indirim gibi Erbil'de mağazacılık alanında birçok ilke imza atması yer alıyor.

İLK KADIN İSTİHDAMINI YAPTI

Maximall'un ilklerinden biri de bölgede ilk kez kadınlara iş veren mağaza olması. 700 çalışanının yarısı kadın olan Maximall'da sabah 09.00'dan gece 24.00'ye kadar iki vardiya iş var. Birçok çalışanı para kazanmaktan çok, sosyal bir ortam sağladığı için Maximall'u tercih ediyor. Hatta çalışanları arasında devlet memurları da var. Öğleden sonra 16.00'da mesaileri biten birçok devlet memuru, Maximall'da gece 24.00'e kadar tezgahların arkasına geçiyor.

VERGİ YOK, VADE YOK, KREDİ KARTI YOK

Kuzey Irak'ta vergi yok. Daha doğrusu Türkiye ile karşılaştırınca yok demek daha doğru. Çok daha önemlisi, Kuzey Irak'ın en güzel yanı alışverişin peşin oluşu. Kredi kartı ve vade yok. Her şey nakit. Çünkü doğru dürüst bir bankacılık sistemi henüz yok. Kadir Çetin, Maximall'un Kuzey Irak'taki muazzam büyümesinin sayesinde Türkiye'deki işlerinin sigortası haline geldiğini belirterek, "Boynuz kulağı geçebilir" dedi. Erbil'de gördükleri yoğun ilgiye teşekkür etmek için sezon ortasında indirim yapan Maximall, bu uygulamaya yabancı olan halkın mağazalarda izdiham yaratmasına da neden olmuş. İndirim zamanı mağaza kapanmakta zorlanmış.

MAĞAZA TALEBİ MÜŞTERİDEN GELİYOR

İlk mağazayı Erbil'de açtıktan sonra, yenilikler ve müşteri güveni sayesinde Süleymaniye, Duhok, Zaho ve Kerkük'ten dahi müşterilerin gelip kendilerinden alışveriş yaptıklarını söyleyen Çetin, bu kentlerde de mağaza kurmaları yönünde yoğun talep aldıklarını anlattı. Müşterilerinin artık sınıflaştığını, tercihlerinin oluştuğunu söyleyen Kadir Çetin, kadınların televizyonda gördükleri elbiseleri istediklerini de ifade ediyor. "Kadınlar, herkesin giydiğini giymek istemiyor. Herkes farklı ürün peşinde. Her hafta yeni bir kreasyon getirmek durumunda kalıyoruz" diyen Çetin, güzel, yeni ve Türk malı olduğunda müşterilerinin pazarlık yapmadığını belirtiyor.

KİMLİKSİZ ÇOCUKLARIN KAMPI MAHMUR




Irak'ın kuzeyinde Musul'a bağlı Mahmur ilçesindeki bir kampta yaşayan 10 bin 900 Kürt kökenli Türk vatandaşı için hassas bekleyiş sürüyor. 11 yıldır Mahmur'da, 16 yıldır ise Kuzey Irak'ta olan Türk mültecilerin bu süreçte doğan çocukları ise kimliksiz olarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyor. Irak ve Kürt Yönetimi yasaları, Kürt kökenli de olsa mülteci çocukların vatandaş olmasına izin vermiyor. Kamptaki ilkokullara giden ve hiçbiri nüfus cüzdanı sahibi olamayan çocuklar ise fakirlik ve zor koşullara rağmen hayat ve eğitim mücadelesi veriyor. SABAH'ın gündeme taşıdığı barış planı için kritik önemdeki kamp ile ilgili iddiaları yerinde araştırmak için Mahmur'a giden Türk gazeteciler, kapıdan dönmek zorunda kaldı. Kamp yetkilileriyle görüşen Kuzey Irak'taki ekibimize, kampta yaşayanların oluşturduğu meclisin aldığı ortak karar gereği, hassas süreçte yanlış anlaşılmalara yol açmamak için kapıların basına kapanması kararı alındığı söylendi.

Mahmur ilçesinin kaymakamı Barzan Seyidkakan ile görüşen SABAH, kampın son durumla ilgili son bilgileri aldı. Kampın Kürt Yönetimi'ne değil, Irak'ın Musul Valiliği'ne bağlı olduğuna dikkat çeken Seyidkakan, bugüne kadar kampın durumuyla ilgili kimsenin kendileriyle iletişime geçmediğini de kaydetti.

KİMLİKSİZ ÇOCUKLARIN SAYISINI BİLE BİLMİYORUZ

Nüfusunun yüzde 60'ı kadın ve çocuklardan oluşan kampta halkın çok fakir olduğunu aktaran Seyidkakan, barınma ve altyapı sıkıntısı olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: "Buradaki insanlar, kendi yaptıkları evlerde ilkel şartlarda yaşıyorlar. 2 binden fazla evde 10 bin 900 kişi var. Yasalara göre burada doğan mülteci çocuklar, sadece Türkiye vatandaşı olabiliyor. En büyük sorunumuz bu çünkü hiçbirisinin nüfus cüzdanı yok. Kimliksiz çocukların sayısını bile bilmiyoruz. Irak Anayasası'na göre bu çocuklar ne Kürdistan, ne de Irak vatandaşı olabiliyorlar." Kamptaki yoksulluk nedeniyle son aylarda kötüleşen yaşam koşullarının düzelmesini sağlamak amacıyla birkaç ay önce mültecilerin kamp dışında çalışmasına izin verilmiş.

MAHMUR DIŞINDA 2-3 KAMP DAHA VAR

Seyidkakan, kampta kalan Türk vatandaşlarının tümünün dönmeyi istediği ancak garanti talep ettiklerini de aktardı. Kendilerinin taraf olmadığını vurgulayan Seyidkakan, mültecilerin dönmek için suçlanmayacaklarına dair garantinin yanı sıra ev ve topraklarını geri istediklerini söyledi. Medeni haklarını geri isteyen kamptaki mülteciler, silahlı militan olarak yansıtılmaktan da şikayetçi. Mahmur dışında Kuzey Irak'ta Türk mültecilerin kaldığı 2-3 kamp daha olduğu belirtiliyor.

NEDEN IRAK'TALAR?

Türkiye'nin güneydoğusunda 1993 yılı sonunda güvenlik nedeniyle köy boşaltmalarını protesto etmek amacıyla 12 bine yakın Kürt kökenli Türk vatandaşı PKK'nin de yönlendirmesiyle gönüllü olarak Kuzey Irak'a sürgüne gitmişti. Sayıları 10 bin 900'ü bulan kişi, sekiz kez yer değiştirdikten sonra, son olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından Musul'a bağlı Mahmur'a yerleştirilmişti. Tümü Türk vatandaşı olan Kürt mültecilerin ihtiyaçları UNHCR tarafından karşılanıyor.

MAHMUR'U BOŞALTMA 1.5 YILLIK PLAN

Türkiye'nin boşaltılmasını istediği Irak'ın Musul eyaletine bağlı Mahmur İlçesi Kaymakamı Barzan Seyidkakan, Türkiye-Irak ve ABD'den oluşan bir heyetin 1 yıl 4 ay önce Mahmur Kampı'na gelerek, burada kalanların geri dönmesi için görüşmeler yaptığını söyledi. Mahmur'daki makamında SABAH'ın sorularını yanıtlayan Seyidkakan, aralarında Türk yetkililerin de olduğu üçlü heyetin son olarak 5 ay önce kampa geldiğini kaydetti. Seyidkakan, dün Ankara'da bir araya gelen üçlü mekanizmanın yaptığı toplantıda kampın durumunun da ele alınacağını kaydetti.
BİZE ULAŞIN