Bölgede durum

Çin'in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 5 Temmuzda meydana gelen olayların ardından sosyal yaşam güvenlik tedbirleri altında sürerken, Uygurlar ile Han Çinlileri arasında gerilim ve kin duygusunun arttığı ifade ediliyor.

Sosyal adaletsizliğin uzun süredir Uygurlar aleyhine seyrettiği sık sık vurgulanırken, merkezi ve özerk yönetimin bu adaletsizliğe karşı bazı tedbirler planlandığı ifade ediliyor. Belediye, kamu binaları ve yol güzergahlarında yoğun güvenlik önlemleri göze çarpıyor. Öte yandan Sincan Operasında yeni sezona yönelik dans ve müzik provaları sürüyor, eğlence merkezlerinde yerel ve Türkçe parçalar eşliğinde yerli ve yabancılar eğleniyor.

Türkiye'den, Sincan Uygur Özerk Bölgesi başkenti Urumçi'ye giden basın heyetinin temasları çerçevesinde, Sincan Sosyal Bilimler Akademisi yetkilileri 5 Temmuz olaylarına ilişkin detaylı analiz ve değerlendirmeler yaptılar. Dekan Prof. Dr. Timur, yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmesine ABD'yi suçlayarak başladı ve görüşlerini şöyle dile getirdi.

''5 Temmuz olayları etnik ve dini kışkırtmalarla çıkarıldı. Demokrasi, insan hakları ve milli bağımsızlık gibi bahaneler altında ayrılıkçı hareketler desteklendi. Tarihi tecrübelerimize göre, Sincan'ın başka şehirlerinde meydana gelen aynı nitelikteki olaylardan öğrendiğimiz kadarıyla, bu olaylar zinciri böyle devam edecek. Amaçları farklı etnik gruplar arasındaki dayanışmayı bozmak ve sosyal gelişmeyi engellemektir. Huzur içinde ve kardeşçe yaşıyoruz. Özerklik politikasını başarıyla uyguluyor ve iyileştirmeye çalışıyoruz. 5 Temmuz olayı, cumhuriyetin kurulmasından bu yana en ciddi şiddet olayıdır, bilançosu da en ağır olaydır, çok hasar gördük. Çin'de bulunan 56 etnik grup dahil Çin milliyetinin saygınlığını çiğneyen bir olaydır. Çin'in özellikle Sincan'ın dünyadaki iyi imajını ciddi biçimde gölge altına almış, zedelemiş bir olaydır bu olay. 5 Temmuz olayları ne dini, ne etnik bir olaydır. Bu olayda büyük can kaybı oldu, masum insanlar canlarını kaybetti, yaralanan kişi sayısı bine ulaştı. Büyük mal kaybı da oldu, 300'den fazla dükkan yakıldı ve tahrip edildi. Yaklaşık 600 taşıt tahrip edilmiş ve ateşe verilmiştir. Güzel ve hızlı şekilde büyümekte olan bir şehirde altyapı tesisleri de çok ağır hasar gördü. Bu olay Urumçi halkına sadece fiziki değil, ruhsal bakımdan da ciddi bir etki yarattı, insanlar bu kargaşadan korktukları için evlerinden dışarı adım bile atmak istemediler. Çin merkezi hükümeti ve Çin Komünist Partisi'nin tam desteği ile özerk bölge ve büyükşehir belediyesinin aldığı haklı ve doğru kararlar sayesinde, şimdi durum normale dönmüştür. Bazı kayıplar kısa zamanda gideriliyor, ancak insanlar arasında, gruplar arasındaki dayanışma duygusunda oluşturulan gölgeler ve iç yaralar kolay kolay kapanmıyor. Dıştaki yaralar kolay iyileştirilir, gönüldeki yaralar kolay kolay kapanmaz. Bu durum insanlar için çok üzücü.''
Timur, kendisine yöneltilen bir soruya cevap verirken, 5 Temmuz Urumçi olaylarının olmaması halinde başka yerlerde başka olaylar çıkarılabileceğini ileri sürerek, ''Terörizme eğilimli insanlar var, biliyoruz, ama düşünce aşamasında bir şey yapamayız, harekete geçtiklerinde yakalayabiliriz'' dedi.
Prof.Timur, daha sonra Uygurca olarak Türkiye'deki Uygurlara ''kardeşlik ve dayanışma'' mesajını verdiği konuşmasında, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşanan olayların ardından, burada olanları herkesin görmesini istediklerini belirterek, "Sincan'da yaşanan olayların ardından her millet burada ortak huzur ve mutluluk içerisinde yaşıyor. Sizleri, durumumuzu ve iyi şekilde yaşadığımızı görmeniz maksadıyla davet ettik" diye konuştu.

SİNCAN İSLAM MEDRESESİ
Başkent Urumçi'de geniş bir alana kurulmuş olan Sincan Medresesi bünyesinde bir de cami bulunuyor. Medresede 18-25 yaş için lisans düzeyinde eğitim veriliyor. Medrese Müdür Yardımcısı Wufur Reşit, basın heyetine yaptığı açıklamada, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 24 bin, Urumçi'de ise 400 cami ve mescit bulunduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

''Medresemiz, Devlet Konseyi ve Sincan Hükümetinin izniyle kurulan bir dini eğitim kuruluşudur. Çin'de yerel dilde eğitim veren tek medresedir. 1983-1987 yılları arasında inşa edildi. 58 personel hizmet veriyor. 160 öğrencimiz var. İslam medresesinin amacı vatansever, inanç özgürlüğüne sahip din adamları yetiştirmektir. Bağımsız, vatansever, sosyalist ilkelere dayalı, Müslümanlığı öğretmekte başarılı genç nesiller yetiştiriyoruz. Lise mezunu, erkek ve Müslüman olanları okulumuza kabul ediyoruz. Ders programımız iki bölümden oluşuyor, yüzde 30'u kültür, yüzde 70'i din ile ilgili dersler. Hukuk, siyaset ve bilgisayar gibi genel kültür derslerinin yanı sıra temel Arapça dil bilgisi, Kuran, şeriatın temelleri ve İslam kültürü derslerimiz var. Öğrenciler mezun olduktan sonra genellikle geldikleri yerlere gidiyor ve orada istihdam ediliyorlar.''

Reşit, din işlerinden sorumlu bir merkezi bakanlık bulunduğunu, yerel hükümetlerde de din işleri sorumlularının görev yaptığını belirterek, ''sosyalist ilkelerle dini eğitim arasında bir çelişki yoktur, inanç özgürlüğü güvence altındadır. Din özgürlüğünü korumak için yardımcı oluyoruz. İslamiyet ile sosyalist ilkeler arasında bir çelişki yok bir paralellik var. İdeolojilerle din bağlantılı değildir, rejimlerle din bağlantılı değildir'' dedi.

Medresenin din işlerinden sorumlu Müdür Yardımcısı Hoca Rekifu Tumuniyaz ise devletin dini eğitim için bir kaynak ayırdığını belirterek, ''Din adamlarının maaşlarını devlet ödüyor. Kuranın her dilde Çince, Uygurca tercümesi var. Hadisler etnik grupların diline çevrilmiştir, Müslümanlar anlasın diye. Sincan'dan yılda 3 bin civarında Müslüman hacca gidebiliyor. Huzur içinde özel uçakla gönderiyoruz. Bizde Müslüman kişi İslamın 5 şartını yerine getirir. Uluslararası temaslarda bulunuyoruz, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelere gidip inceleme yapıyoruz'' şeklinde konuştu.

Tumuniyaz da Türkiye'deki Uygurlar için Uygur dilinde kardeşlik ve beraberlik mesajı verdi. Tumuniyaz mesajında karşılıklı görüş alışverişinde bulunmanın memnuniyeti içerisinde olduğunu belirterek şöyle konuştu;

"Urumçide bir takım tatsız olaylar yaşandı. Ancak yaşanan olaylar burada bulunan bir kısım yurtdışı destekli gruplar tarafından yapıldı. Bu sabotaj ve şiddet eylemlerinin hiç bir şekilde dini ya da milli sebeplerle alakası yoktur. Her insan ülkesinin düzenini korumak için bazı önlemler almalı. Her ülkenin örfi kuralları ve adetleri vardır. Bu nedenle dünyada, her insanın memleketindeki düzeni koruma sorumluluğu mevcuttur. Eğer düzen bozulursa kargaşa ve kavgalar çıkar. Haksız yere adam öldürmek, hangi dinde olursa olsun en büyük günahtır."

Sincan'da yaşanan 5 Temmuz olaylarına, benzer olayların her ülkede yaşanabileceğini söyleyen Tumuniyaz, olayların sorumlusu olarak bir millete yüklenilmemesi gerektiğini söyleyerek, "Bu tür olaylar zaman zaman her toplumda görülebilir. Sincan'da yaşanan olayları asla bir millete ya da bir topluluğa yükleyemeyiz. Burada yaşananlar cemiyetin içerisindeki bir kısım kişiler tarafından yapılmıştır. Ayrıca tekrar vurgulamam gerekirse, burada yaşanan olayların hiçbir şekilde dinimizle veya milletimizle hiçbir ilişkisi yoktur" diye konuştu.

ASKERİ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE SOSYAL YAŞAM
Devlet ve kamu binaları, belediye binası, müze ve benzeri yerler ile şehir içi yol güzergahlarında yoğun askeri kontrol noktaları gözlenen başkent Urumçi'de 32-35 dereceye ulaşan sıcakta, askerlerin korunması için gölgelik çadırlar kurulmuş. Bu noktalarda görev yapan askerlerin birinde tahta cop, diğerinde silah, bir başkasında ise haberleşme için telsiz bulunuyor. Askerlerin sayıları akşam saatlerinde artırılıyor. Sık sık askeri araçlarla sevkıyat yapıldığı gözleniyor. Sincan televizyonun önünde ve yayın yapılan ana kumanda katında askeri güvenlik önlemleri alınmış, bir muhafız nöbet tutuyor. Müze binasının önünde de aynı askeri güvenlik tedbirleri gözleniyor. Büyükşehir Belediyesi binası önünde ise çok sayıda askerin beklediği gözleniyor, bu binada güvenlik önlemleri daha da yoğunlaştırılmış.

Askerlerin yakından fotoğraf ve görüntüsünün alınmasına izin verilmiyor. Urumçi havaalanında ise 5 ayrı arama noktası oluşturulmuş durumda, bu kontrollerin bazılarını askeri personel yapıyor, bagajlar iki kez x-ray cihazından geçiriliyor. İletişime de bazı kısıtlamalar getirilmiş, internet kullanılamıyor, Urumçi'den telefonla uluslararası arama yapılamıyor.

Öte yandan Urumçi'de sosyal yaşam devam ediyor. Ara sokaklarda ve cadde aralarında küçük kaldırım üstü lokantalar gözleniyor. Fırınlardan çıkan ekmek ve pideler tezgahlarda sergileniyor.

Pekin merkezi saatine göre yaşamlarını sürdüren Sincan halkından imkanı olanlar ile az sayıda turistin alışveriş ve eğlence yaşamı da bir yandan sürüyor. Akşam saat 22.00'de gün ışığı varken eğlence merkezlerinde program sona eriyor. Bir müzikholde, bir yandan yemekler yenirken diğer yandan yerel dil Uygurca ve Türkiye'den seçilen Türkçe parçalar ile seyirciler eğleniyor, yılanlı şovlar yapılıyor.

Sincan Operası'nda ise yeni sezon hazırlıkları çerçevesinde dans ve müzik provaları gerçekleştiriliyor.

Sincan Operası Dans Topluluğunun henüz Türkiye'de bir gösteri yapmadığı belirtiliyor. Programa alınması halinde bunun mümkün olduğu kaydediliyor.

Bazı kaynaklar sosyal adaletsizliğin uzun süredir Uygurlar aleyhine seyrettiğini sık sık dile getirirken, 5 Temmuz olaylarının ardından Han Çinlileri ile Uygurlar arasında kin duygularının arttığına dikkat çekiliyor. Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 21 milyon nüfus yaşıyor, bunların 11 milyonunu Uygurlar oluşturuyor. Özerk bölgede Çincenin yanı sıra yerel dil Uygurca konuşuluyor ve Arap alfabesi kullanılıyor.

BİZE ULAŞIN