Fındıklı kek protestosunun asıl nedeni

İskandinavlar dünyanın en itaatkar halkıdır desek abartmış olmayız. İsveç, Danimarka, Norveç'te değiştirilen bir yasa hemen beninsenir, uygulamaya konan yeni kurallara herkes ilk dakikadan itibaren büyük bir özenle uymaya başlar. Otorite ve uzmanlığa saygı en üst düzeydedir İskandinav ülkelerinde. Bir kişinin mesleki bir uzmanlık etiketi varsa veya bir kişi herhangi bir şekilde otorite ise onun ağzından çıkana soru işareti konulmaz kuzey ülkelerinde. Bu yüzden İsveç, Norveç ve Danimarka'da günlük yaşamda sistem tıkır tıkır işler. Ancaaak; kendi ülkelerindeki her kurala ve yasaya harfi harfine uyan İskandinavlar ülkelerinin sınırları dışına çıkınca birden bire asileşiveriyorlar. Ziyaret ettikleri ülkelerdeki uygulamalar, kurallar, kanunlar birden bire onlara tuhaf geliyor ve isyan etme ihtiyacı duyuyorlar. Tüm bunları anlatmamın nedeni son yıllarda çeşitli uçak yolculuklarında edindiğim bir gözlemi sizlerle paylaşmak. İskandinav uçak şirketlerinden birinin Roma-Kopenhag seferinde hosteslerin yaptığı bir anons dikkatimi çekmişti. Yolcuların yanlarında getirdikleri yiyecekleri yolculuk esnasında yemelerinin yasak olduğunu söylemişti güler yüzlü hostes. Bu anons üzerine çok düşündüm. Hostesler benim neyi ne zaman yiyeceğime karar versinler diye mi uçak bileti alıyorum, yoksa bu uçak şirketi beni bir yerden bir yere taşısın diye mi bilet ücreti ödüyorum. Bunu, birlikte yolculuk yaptığım Danimarkalı meslektaşımla tartıştım. O bana hak vermedi. "Uygulamaları böyle. Uymak lazım" dedi. Yani ben aslında çok haklı olduğum noktada ne yol arkadaşımdan destek görebildim ne de bu konuda itirazı olana rastladım. Yolculuğun ardından konuştuğum bir kaç kişi de benzer şeyler söyleyince "Uyumsuz göçmen" damgası yemekten korkup sesimi kestim. Ama sesimi tekrar yükseltmeme neden olacak bir olayı bu kez bir Türk uçak şirketinin Antalya-Kopenhag yolculuğunda yaşadım. Kemerler çözülüp, çay, kahve sandviç servisi başlamasından bir süre sonra arka sıralarda bir kadının bağırıp çağırmaya başlamasına tanık oldu 180 yolcu. Danimarkalı bayan tatilci kıpkırmızı yüzü, neredeyse patlayacakmış gibi irileşen gözleriyle hostesleri azarlıyordu. Önce beklenmedik bir şekilde uçak yolculuğunda bir insanın bu kadar sinirlendirmesini gerekecek neler yapmış olabilir acaba hostesler diye düşünürken. Kızgın kadının söylediklerinden uçakta satılan keklerin muhteviyatına bozulduğunu anladık. Keklerde fındık vardı ve kadının çocuğunun da fındığa allerjisi vardı. "Nasıl olur da bu şirket alerjisi olanları ölüme bile götürebilecek şeyleri uyarısız satardı." Düşünebiliyor musunuz Danimarkalı kadın yolcunun beklentisini? Üç buçuk saatlik uçak yolculuğu esnasında satılan bir kekin fındık içerdiğini ve alerjisi olanların bunu almamaları iibaresinin katalogda yer almasını bekliyordu" Uzun süre bağırıp çağırıp sonunda sakinleşen kadını hosteslerimizin nasıl teskin ettiklerini bilmiyorum, ama aynı kadının bir İskandinav uçak şirketinin seferinde aynı protestoyu yapmayacağına, yapmaya cesaret edemeyeceğine adım gibi eminim. Yani yazının başında kurallara uymak konusunda, ototriteye saygı konusunda övdüğümüz İskandinavlar aslında kendi mahallelerinin kuralları söz konusu olduğunda böyle davranıyorlar. Başkalarının kuralları, uygulamalarına saygı duyulmasa da olur diye düşünüyorlar. Fındık protestosunda bulunan kadının çıkış noktasının ne olabileceğiniçok düşündüm. Sanırım, önyargılarının yerle bir olmasının yarattığı psikolıjik bir durumun dışa vurması. Türkiye'den Danimarka'ya göç eden yaklaşık 70 bin göçmeni Danimarka medyasında, hala ortaçağ sosyal kurallarına itaat ederek yaşayan, milli kıyafetlerle gezen, erkekleri kadınlarını eve kapatan, hatta sık sık döven bir toplum olarak görmeye alışan bu Danimarkalı tatilci Antalya'daki havaalanı binasının giriş kapısından itibaren şok üzerine şok yaşamıştı. Kadın polis memurları, kadın bagaj görevlileri, kadın gümrük görevlileri, kadın butik görevlileri, kısaca pırıl pırıl ve dakikası dakikasına her şeyin işlediği bir havaalanında kendi ülkesinde "underdogs" olarak lanse edilen bir milletle karşılaşmış,ütselik o ülke insanları tarafından kurulan bir havayolu şirketi ile uçmak zorunda kalmıştı. O şirketin kabin personeli de en az İskandinav hava taşıyıcılarının personeli kadar profesyonel ve görevine hakim sempatik, güler yüzlü kabin personeli idi. Kısaca o "underdog" batılıların başardıklarını başarmaya başlamıştı. Geriye ise kala kala fındıklı kek kalmıştı... Danimarka'ya ilk geldiğim yıllarda bu ülkede yaşayan bir başka yabancı bana şunu söylemişti : "Bunlar gibi olursan, bunların yaptıklarının aynısını yapmaya başlarsan, aynı başarıyı elde etmeye başlarsan senden nefret edeceklerdir"
BİZE ULAŞIN