'Birbirimize güvenmeyi artık öğrenelim'

Talat ile kimi konularda anlaştıklarını dile getiren Hıristofyas, Rumlar'ın ve Türkler'in birbirine güvenmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'ye 'AB yükümlülüklerini yerine getirmesi' çağrısı yaptı

Rum Kesimi lideri Dimitri Hıristofyas, SABAH'a verdiği özel söyleşide, müzakerelerde gelinen son aşamayı, Türkiye'den bekletilerini ve aralık ayındaki AB zirvesindeki tavırlarının ne olacağını dile getirdi.

Çözüm müzakerelerinin üzerinden bir yılı aşkın zaman geçti. Sizin ve Talat'ın varlığı ümit yaratmıştı. Müzakereler hangi aşamada?
- Kıbrıs'ı içine girdiği çıkmazdan kurtarmak için bir dizi öncülüklerde bulunduğumuzu vurgulamak istiyorum. Ayrıca Kıbrıs Türk toplumunun liderliğinde Mehmet Ali Talat'ın bulunması ve çözüm isteyen barışçıl güçler tarafından desteklenmesi; vatanımızın yeniden birleşmesi doğrultusundaki ümitleri cesaretlendirdi. Müzakerelerden daha olumlu sonuçlar bekliyoruz. Bir dizi konuda görüş birliği sağlandığını, ancak bazı merkezi konuların temelinde görüş ayrılıkları olduğunu söyleyebilirim. Uğraşıların, hakemliklerden, yabancıların müdahalesinden ve dar zaman çizelgelerinden arınmış, bütünüyle Kıbrıslılar tarafından yürütülmekte olduğunun da altını çizmek isterim.

Bir tıkanıklık mı söz konusu? Müzakereler, sırf müzakereler yapılsın diye için yapılmıyor herhalde...
- Tabii ki müzakereleri körü körüne yürütmüyoruz. Talat ile çözümün temelinde anlaştık. Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi; iki kesimli; iki toplumlu tek bir federasyon devleti olmasıdır. Bu; devletin içeriğini iki ayrı federasyon biriminde, BM kararları uyarınca eşit siyasi haklara sahip iki toplumun oluşturmasıdır. Bu devletin tek egemenliği; tek vatandaşlık hakkı ve uluslararası tek bir şahsiyeti olmasıdır. İki ayrı devletin oluşturacağı bir konfederasyon çözümü değil de; anlaştığımız gibi, federasyon çözümü hedefliyorsak o zaman üniter devletin, ilkelerini, halkını ve ekonomisini güvence altına alacak tek bir merkezi hükümetin kurulması söz konusudur.

Ama Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitlik hakkı sadece vitrin olacağından; Kıbrıs Türklerinin söz hakkında sahip olmayacağından duyulan endişelere karşı ne diyorsunuz?
- Bizim önerilerimiz, BM kararlarının öngördüğü şekilde iki toplumun siyasi eşitlik hakları temelinde, anlaştığımız federasyon devletin, iktidar organlarına katılımlarını ve toplumlardan birinin, diğerine herhangi bir şeyi zorla yaptırmasını önlemeyi hedefliyor. Siyasi eşitlik, sayıca eşitlik anlamına gelmez. Bizim asıl hedefimiz bu. Yeter ki birbirimize güvenmeyi öğrenelim. Mesela merkezi hükümet Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türklerinden oluşacak. Bu merkezi hükümetin yetkileri arasında doğal olarak devletin dış politikasının tayin edilmesi de var. Aksi halde üzerinde anlaşmış olduğumuz üniter "Kıbrıs Cumhuriyeti Federasyon Devleti"nin uluslararasında tek şahsiyetinin anlamı kalmaz.

Müzakerelerden nasıl bir Kıbrıs'ın ortaya çıkmasını arzu ediyorsunuz?
- Bütünleşmiş bir Kıbrıs. Yani Kıbrıs; Rumlarıyla, Türkleriyle, Latinleriyle, Maronit ve Ermenileriyle bütün çocuklarının yuvası olmalıdır.

Türkiye'nin Kıbrıs davasında yeterince yardım etmediğinden şikayet ediyorsunuz. Oysa Türkiye her fırsatta müzakereleri desteklediğini açıklıyor. Türkiye neyi yapmıyor?
- Çözüm için Türkiye müzakerelere fiilen de destek vermeli. Türk hükümeti Doğu Akdeniz bölgesini bir barış gölüne dönüştürmek istiyorsa - ki biz de bunu gönülden destekliyoruz- o zaman girişimlerin yanı sıra somut adımlar atmalı.

BİZE ULAŞIN