Türkiye Mevlana felsefesi ile AB atağına kalktı

Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerine bakışını Mevlana felsefesine benzeten Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Yalnız kaldığında sen bir damlasın, bütüne kavuştuğunda derya olursun" dedi

Salı 22.12.2009
Son Güncelleme: Salı 22.12.2009
ABONE OL
Avrupa Birliği'yle müzakerelerde bir fırtınayı daha atlattık. Aylardır süren pazarlıklar Brüksel'de dün çevre faslının da açılmasıyla noktalandı. Böylece, Türkiye'nin üyeliğine bakış hâlâ boğucu görünse de uyum yolunda 12. fasıl da açılmış oldu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AB Bakanı Egemen Bağış ve Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, faslın açılışı ve hükümetlerararası konferans için Brüksel'e adeta çıkarma yaptılar. Hem de 80 kişilik gazeteci, diplomat ve bürokrat heyetiyle. Dün sabah konferansın ardından Türkiye, adeta AB'ye meydan okur nitelikte mesajlar verdi.

MEVLANA VE ATAK
İlk sözü Dışişleri Bakanı Davutoğlu aldı ve sohbete Türk dış politikasına ve AB hedefine yeni bir kavram katarak başladı: "Mevlana felsefesiyle dış politika ve AB atağı" Dış politikada Mevlana kavramı ne anlama mı geliyor? Davutoğlu'nun anlatımıyla kavramı açalım. "Mevlana'nın hayatı, Türkiye tarihinin tüm unsurlarını taşır" diye söze girdi. Ve şöyle devam etti: "Orta Asya'dan Mostar'a kadar olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Asya derinliğini taşır ama Rumeli'ye ve Batı'ya uzanır. Mevlana bizim kimlik tartışmalarımızı açan bir perspektiftir. Hoşgörü, uyum ve uzlaşma perspektifidir. Biz dış politikaya da Mevlana'nın bir sözü çerçevesinde bakıyoruz. Pergelin bir ayağını Anadolu'ya koyup çevirince, dahil olan tüm coğrafya bizi ilgilendiriyor. Buna doğu da, güney de, batı da, kuzey de dahil."

BATI'DAN KOPMUYORUZ

Kavramı biraz daha açmak için "Yani Batı'dan kopmuyoruz mu diyorsunuz" diye üsteledim. Davutoğlu hiç tereddüt etmeden "Hayır kopmuyoruz. Batı'ya Mevlana hoşgörüsüyle mesaj veriyoruz" deyip konuşmasını sürdürdü: "Temel ölçümüz ulus devlettir. Milli olacağız. Anadolu'dan kopmayacağız ama mesajlarımız evrensel olacak. Mevlana'nın dediği gibi, yalnız kaldığında sen bir damlasın. Ama bütüne kavuştuğunda derya olursun. Dış politikaya da o perspektifle bakmak lazım. Bütüne kavuşmak için, bölgesel ve AB üyeliği gibi açılımlarla derya olmak lazım." Hükümetin 2010'da tüm engellere rağmen reformları sürdüreceğini belirten Davutoğlu şunları söyledi: "AB'ye felsefi bütünlükle bakmak lazım. Bunlar sadece teknik süreçler değil. Aşkla yürütülecek süreçler. Bizim artık evrensel mesajlar vermemiz lazım." Çevre Bakanı Veysel Eroğlu da, iğneyle kuyu kazarcasına nasıl yıllardır çalıştıklarını anlatıp "300 noktada Akdeniz'e mavi bayrak diktik. En temiz koylar bizde. 35-40 milyonun katı atıklarını ve tıbbi atıkları topluyoruz. 117 noktada hava kirliliğini ölçüyoruz. Aşkla çalışıyoruz" dedi.

ENGELLER YÜKSEK

Aslında, hem Davutoğlu hem de Bağış, engellerin çok yüksek olduğunu biliyorlar. Ama sonuna kadar havlu atmak niyetinde olmadıkları mesajını ısrarla verdiler. Hem uçaktaki sohbetimizde hem de Brüksel'de. Davutoğlu, "En büyük blokaj İngiltere ve İspanya'ya karşı uygulandı" diye hatırlatıp "AB'ye giriş bir siyasi irade sonucudur. Türkiye'nin siyasi iradesi, AB'yi yeniden değerlendirme yapmaya itecektir. AB, ya Türkiye ile ya Türkiye'siz olacak. AB'nin büyük ülkelerinin stratejik bir karar alması gerekiyor" dedi. "Türkiye, stratejik açıdan pek çok konuda büyük önem taşıyor" diye sürdürdü konuşmasını. Davutoğlu ve Bağış dün Carl Biltd ve Oli Rehn'e de aynı güçlü mesajları verdi. Anlaşılan Türkiye, bir an önce AB'yi stratejik bir karar vermeye zorlamak istiyor.

ÇİFTE STANDART
Brüksel buluşmasına damga vuran olay ise " Vize sancısı" oldu. Davutoğlu "Türkiye'nin vizenin kaldırılması için istenen tüm kriterleri süratle yerine getireceğini" açıkladı. "Eğer yine vizeyi kaldırmazsanız çifte standart uyguladığınıza karar vereceğiz" dedi. Peki Biltd ve Rehn ne mi dedi? İkisi de gerçekçi mesajlar verdiler. Vize için tünelin ucunda hiç ışık yok. Ama özellikle yakında görevini bırakacak olan Rehn'in mesajı çok önemliydi. Rehn "Türkiye'yi stratejik hedeften vazgeçmemeye çağırıp son noktayı şöyle koydu: "AB Litmus testinden geçiyor. Dünya lideri olup olmayacağını göreceğiz." Gerçekten Türkiye'den daha fazla AB büyük bir sınavdan geçiyor. Ya Türkiye'ye kapılarını açıp dünya lideri olacak. Ya da Avrupa kıtası olarak kalacak.

BRÜKSEL YOLUNDA ÖZEL SOHBET
Yazarımız Nur Batur, Brüksel yolunda Çevre Bakanı Eroğlu, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Başmüzakereci Bağış'la Türkiye'nin AB üyelik süreci ve dün açılan çevre faslı hakkında konuştu.