Türkiye 2010’u AB atılım yılı ilan etti

Ankara'nın yeniden AB sürecine hız vermesi gerektiğini vurgulayan Lagendijk, "Türkiye, bu sene Brüksel ile arasındaki pürüzleri çözmek için atacağı sıra dışı adımlarla 2010'u AB atılım yılı yapabilir" dedi

Joost Lagendijk Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eski Eşbaşkanı
Uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik sürecinde olumlu bir atmosfer gözleniyor. Kürt açılımı, Ermenistan'la ilişkilerin normalleştirilmesi ve Yunanistan'la gelişen diyalog en göze çarpan adımlar. Öte yandan, Türkiye'nin önünde çözüm bekleyen önemli bir konu da var: Kıbrıs meselesi. AB-Türkiye Karma Parlamenterler eski Eşbaşkanı Joost Lagendijk da Türkiye'nin AB üyelik sürecinin çok olumlu ilerlediği kanaatinde. AB sürecini politik ve teknik olarak ikiye ayıran eski Eşbaşkan, politik sürecin daha önemli olduğuna dikkat çekiyor. Fransa ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin vetosundan geriye kalan toplam 4 başlığın açılmayı beklediğini hatırlatan Lagendijk, "Teknik sürecin hız kazanması, politik sürecin iyi yönetilmesine bağlı" dedi.

POLİTİK SÜREÇ ÖNEMLİ

AB sürecinin teknik ve politik boyutlarının ayrı ayrı ele alınması gerektiğini vurgulayan Lagendijk, işin politik kısmında şu ana kadar atılan adımların yanı sıra, yapılacak daha çok şey olduğunu kaydetti. Kıbrıs konusunda ise, sorunların daha çok psikolojik olduğunu belirten Lagendijk, "Olumlu bir hava yaratıldığı takdirde daha hızlı mesafe alınabilir" dedi. Rumların, Türkiye'nin verdiği sözlere sadık kalmayacağından endişe duyduğunu söyleyen Lagendijk, Ankara'nın Kürt ve Ermeni açılımında yaptığı gibi, Kıbrıs konusunda da 'akıllı adımlar' atarak bu endişeyi giderebileceğini belirtti. Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs konusunu çözmeye kararlı olduğunu vurgulayan Lagendijk, Atina ve Kıbrıs'taki liderlerin de buna hazır olduğunu belirtiyor. Lagendijk, "Kıbrıs'ı çözmek için en uygun zaman şimdi" diyor.

Hugh Pope Uluslararası Kriz Grubu Türkiye-Kıbrıs Direktörü
Avrupa Komisyonu genişlemeden sorumlu yeni komiseri Stefan Füle, seçilir seçilmez Türkiye'nin tam üyeliği yerine önerilen "imtiyazlı ortaklığın AB gündeminde olmadığını" söylemişti. Hatta Türkiye'nin üyeliğine mesafeli duran Fransa ve "imtiyazlı ortaklık" fikrinin mimarı Almanya dahi, artık bu ifadeyi kullanmıyor. Uluslararası Kriz Grubu Türkiye- Kıbrıs Direktörü Hugh Pope, Fransa ve Almanya'nın yumuşamasında Türkiye'nin ekonomik gücünün önemli bir rol oynadığını belirtti. Türkiye'nin, Fransız ve Alman firmaları için önemli bir pazar olduğunu kaydeden Pope, "Türkiye ihracatının yarısı AB ülkelerine gidiyor ve Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımın dörtte üçünden fazlası da AB ülkelerinden geliyor" dedi. "Türkiye'nin AB ile ilişkisini sorgulayan biri, her şeyden önce İstanbul'un havayolu haritasındaki okların nereyi gösterdiğine bakmalı" diyen Pope, bütün olumlu gelişmelere karşın, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda yapıcı adımlar atması gerektiğine dikkat çekti. Kıbrıs Rum kesiminin tek başına tüm adayı temsilen AB'ye üye kabul edilmesini de eleştiren Pope, bu durumun, Rumların uzlaşmaya daha az hevesli olmasına yol açtığını söyledi. Pope, "Ermenistan konusunda bu kadar cesur adımlar atabilen bir Türkiye, Kıbrıs konusunda da şaşırtıcı çözümler üretebilir" dedi.

RUMLARLA İLETİŞİM
"Türkiye, Rumlarla neden sağlıklı bir iletişim kurmasın?" diye soran Kriz Grubu Direktörü, Ankara'nın limanların Rum kesimine açılması gibi önemli bir jesti hayata geçirmesi gerektiğine değindi. Başmüzakereci Egemen Bağış'ın "Limanları açmak resmi tanıma anlamına gelmez" sözlerini de Pope, bu yönde olumlu bir sinyal şeklinde yorumluyor.

BİZE ULAŞIN