Ona ülkesi sahip çıktı

Avustralya Dışişleri Bakanı Kevin Rudd, bu ülkenin vatandaşı olan Wikileaks internet sitesi kurucusu Julian Assange'ı savundu.

  1. Haberler
  2. Dünya
Çarşamba 08.12.2010 11:03 ABONE OL
Rudd bu belgelerin yayınlanmasından Amerika Birleşik Devletleri'nin sorumlu olduğunu belirtti ve "Belgeleri kim siteye sızdırdıysa o sorumludur" dedi.

Rudd, "Bu durum Amerikan güvenlik sisteminin etkinliği ve insanların gizli belgelere ulaşabilme seviyesi konusunda bir çok soru işareti ortaya çıkarıyor." diye konuştu.

Başbakan Julia Gillard ise belgelerin yayınlanmasını büyük bir sorumsuzluk örneği olarak nitelemiş, Assange da Avustralya hükümetini ABD'yi tatmin etmeye çalışmak ile suçlamıştı.

Assange en az 1 hafta tutuklu

Wikileaks'in kurucusu Julian Assange dün İngiltere polisine teslim oldu. Öğleden sonra mahkeme önüne çıkan Assange'ın kefalet talebi reddedildi. Mahkeme ayrıca Julian Assange'ın 14 Aralık tarihine kadar tutukluluk halinin devamına karar verdi.

14 Aralık'ta yapılacak duruşmada, Assange'ın İsveç'e iade edilip edilmemesi karara bağlanacak. Mahkemenin Assange'ın herhangi bir insan hakkı ihlaline maruz kalmayacağına hükmetmesi halinde, o zaman İsveç'e iadesine karar verilecek.

İsveç'e iade edilmek istemiyor

Assange'ın bir üst mahkemede temyiz etme hakkı bulunuyor. Julian Assange mahkemede verdiği ifadede İsveç'e iade edilmek istemediğini belirtmişti. Dolayısıyla haftalar belki de aylar alacak bir süreç söz konusu olabilir.

Tecavüz suçlaması

Assange, Ağustos ayında İsveç'e yaptığı ziyaret sırasında iki kadına cinsel tacizde bulunmakla suçlanıyor. Ancak kendisi bu iddiaları reddediyor ve bunun kendisini karalamak için yürütülen kampanyanın bir parçası olduğunu söylüyor.

Assange'ın İsveç'e iade edilmek istememesinde de bunun etkisi var. Zira, Assange İsveç'in siyasi baskı altında olduğunu ileri sürüyor.

ABD'ye verilme korkusu

Assange'ın asıl endişesi, casusluk suçundan yargılanmasının gündemde olduğu ABD'ye sınırdışı edilmek. Temyiz süreciyle birlikte mahkeme haftalar, hatta aylar sürebilir. Assange'ın avukatlarından Jennifer Robinson, müvekkilinin "tecrit ve zulümle" karşıya karşıya olduğunu belirterek, "İngiltere'de adil bir yargılama olacağını düşünüyorum. Ancak ABD'ye gönderilirse gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kalır. Orada adil yargılanması bence imkansız" diye konuştu.

Wikileaks'in belgelerine şimdi ne olacak?

Wikileaks'ten yapılan açıklamada, Amerikan diplomatik yazışmalarını yayımlamaya devam edecekleri ifade edildi. Ayrıca Assange'ın tutuklanmasının medya özgürlüğüne darbe olduğu da dile getirildi.

Bir Avustralya gazetesinde yazısı yayınlandı

Assange, bugün bir Avustralya gazetesinde yayımlanan yazısında, sızan gizli belgeleri yayımlamalarını savundu.

" WikiLeaks'e büyük ihtiyaç var"

The Australian gazetesinin görüş bölümünde yayımlanan yazısında Assange, WikiLeaks'e büyük ihtiyaç olduğunu belirterek, sitenin gizli belgeleri yayımlamasının insanların hayatlarını tehlikeye attığı suçlamalarını reddetti.

"Biz kimseyi öldürmedik ABD ise..."

Assange, "WikiLeaks'in 4 yıllık bir yayın hayatı var. Bu süre içinde bütün hükümetler değişti, ancak bir tek kişi zarar görmedi. ABD ise, Avustralya hükümetinin suç ortaklığında sadece son birkaç ay içinde binlerce kişiyi öldürdü" dedi.

Katı gerçekler

Demokrasilerde hükümetleri dürüst kılmak için güçlü medyaya ihtiyaç olduğunu ve WikiLeaks'in de bu rolü yerine getirmeye çalıştığını kaydeden Assange, "WikiLeaks'in, Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili katı gerçekleri ve müşterek yolsuzlukla ilgili olayları ortaya çıkardığını" ifade etti.

Assange'ın 'Her zaman hakikat kazanacaktır' başlıklı makalesi şöyle:

İnsanlar benim savaş karşıtı olduğumu söylüyor. Kayda geçirebilirsiniz; değilim. Bazen savaşmak gerekir, haklı savaşlar da vardır. İşte Wikileaks etrafında kopan fırtına, basın özgürlüğünün savunulmasına duyulan ihtiyacı güçlendiriyor.

1958 yılında, The News Gazetesi'nin sahibi ve yayın yönetmeni olan genç Rupert Murdoch şöyle yazmıştı: "Gizlilik ve hakikat arasındaki yarıştan hemen her zaman hakikatin galip çıkması kaçınılmazdır."

Murdoch'un bu görüşü, muhtemelen babası Keith Murdoch'un Gelibolu'da savaşan Avustralyalı askerlerin İngiliz komutanlar tarafından heba edildiğini açıklamasıyla ilgiliydi. İngilizler susturmaya çalıştıysa da onun susmaya niyeti yoktu ve Gelibolu Savaşı böylece sona erdirildi.

Yaklaşık bir asır sonra Wikileaks aynı şekilde kamuoyuna duyurulması gereken hakikatleri korkusuzca açıklıyor.

Wikileaks yeni bir gazetecilik anlayışı geliştirdi: Bilimsel gazetecilik

Biz hem haber vermek hem de bunların gerçek olduğunu kanıtlamak için basın kuruluşlarıyla çalışıyoruz. Haberi okuyup sonra bir linke tıklayarak o haberin dayalı olduğu belgeyi görebiliyorsunuz. Böylece gerçek olup olmadığı kararını siz veriyorsunuz.

Demokratik toplumların güçlü bir basına ihtiyacı vardır ve Wikileaks basının bir parçasıdır. Basın, hükümetlerin dürüst çalışmasının garantisidir. Wikileaks, Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili bazı can sıkıcı gerçekleri açıklayıp, şirket yolsuzluklarıyla ilgili bazı haberler patlattı.

İnsanlar benim savaş karşıtı olduğumu söylüyor. Kayda geçirebilirsiniz; değilim. Bazen savaşmak gerekir, haklı savaşlar da vardır. Ancak bir hükümetin kendi vatandaşına yalan söyleyip, sonra da bu yalan uğruna hayatını ortaya koymasını istemesi kadar yanlış bir şey olamaz. Eğer bir savaş meşruysa, o zaman gerçekleri anlatın; insanlar da savaşı destekleyip desteklememe konusunda karar versin.

Wikileaks'in yayınladığı Irak ya da Afganistan belgelerini, ABD Dışişleri Bakanlığı yazışmalarını okursanız, bunları yazabilmenin basın için ne kadar önemli olduğunu anlarsınız.

ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerini sadece Wikileaks değil, Guardian, New York Times, El Pais ve Der Spiegel dahil diğer basın organları da aynı yayınlıyor.

Bununla birlikte ABD hükümetinin ve destekçilerinin saldırılarına hedef olduk. ABD değil, Avustralya vatandaşı olmama rağmen vatana ihanetle suçlandım. ABD özel güçleri beni yakalasın diye ciddi çağrılar var. Sarah Palin, benim "Usame bin Ladin gibi avlanmam gerektiğini" söyledi. Kanada Başbakanı'nın bir danışmanı, bana suikast düzenlenmesi için çağrı yaptı. ABD'li bir blog yazarı, 20 yaşındaki oğlumun kaçırılmasını istedi.

Avustralya Başbakanı Gillard ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, diğer basın kuruluşlarına tek eleştiride bulunmadı. Çünkü Guardian, New York Times ve Der Spiegel büyük ve köklü yayın organları. Wikileaks ise henüz genç ve küçük çaplı.

Bizler ezilenleriz. Gillard'ın hamlesi "elçiye zeval" anlamına geliyor; çünkü Avustralya Başbakanı kendi siyasi anlaşmalarını da içeren gerçeğin ortaya çıkarılmasını istemiyor.

Wikileaks'in yaptığı her yayında ABD ve Avustralya'dan aynı feryat yükseliyor: "Hayatları tehlikeye atacaksınız! Askerleri tehlikeye sokacaksınız!" Sonra da, Wikileaks'in yayınladığı belgelerin önemli olmadığını söylüyorlar. Peki hangisi doğru?

Hiçbiri. Wikileaks'in dört yıllık geçmişi var. Bu süre içinde bizler hükümetleri değiştirdik. Ancak kimse zarar görmedi. Ama ABD, Avustralya'nın da hoşgörüsüyle sadece birkaç ay içinde binlerce insanı öldürdü.

Yayınlarımız önemsiz olmaktan da çok uzak. ABD diplomatik kriptoları şaşırtıcı bilgiler içeriyor:

ABD, uluslararası anlaşmaları ihlal ederek BM yetkilileri ve insan hakları gruplarına ait DNA ve parmak izi, retina taraması, kredi kartı numarası, internet şifresi gibi kişisel bilgilerin çalınmasını istedi.

Suudi Arabistan Kralı Abdullah, İran'ın nükleer programının her türlü imkân kullanılarak durdurulmasını talep etti. İngiltere'nin Irak soruşturmasına "ABD'nin çıkarlarını" korumak için müdahale edildi.

ABD, Guantanamo tutuklularını kabul etmesi için bazı ülkelere sert diplomasi uyguluyor. ABD Başkanı Barack Obama, Slovenya Devlet Başkanı'yla görüşmeyi, bir tutukluyu ülkesine alması şartıyla kabul etti.

ABD Yüksek Mahkemesi, Pentagon belgeleriyle ilgili hükmünde şöyle dedi: "Sadece özgür bir basın, hükümetin hilelerini ortaya çıkarabilir."

Bugün Wikileaks'in etrafında kopan fırtına, basının hakikatleri ortaya koyma özgürlüğünün savunulmasına duyulan ihtiyacı güçlendiriyor.

BUGÜN NELER OLDU