Türkiye'ye destek sürecek

İsrail-Türkiye krizinin aşılması için "yangın diplomasisi gibi" bir kaç jeste daha ihtiyaç olduğunu belirten Foxman, "Ermeni meselesinde Ankara'nın yanındayız" dedi. Başbakan Erdoğan'a Ortadoğu'da gösterilen sevgi seli için ise, "Bu popülaritenin faturasının doğrudan İsrail'e çıktığı" görüşünde

  1. Haberler
  2. Dünya
Perşembe 30.12.2010 ABONE OL
Abraham Foxman, ABD'deki İsrail lobisinin en güçlü kuruluşu konumundaki Anti Defamation League-ADL'nin (Ayrımcılık ve İnkara Karşı Birlik) 1987'den beri kaptanlığını yapıyor. ADL, 2005'te İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde Yahudilerin hayatlarını kurtaran Türk diplomatların anısına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Üstün Cesaret Ödülü" vermişti. New York'daki ADL merkezinde buluştuğumuz Foxman, Ermeni tasarısı, İslamofobia, Türk-İsrail, Türk-ABD ilişkileriyle diğer konular hakkında SABAH'ın sorularına yanıt verdi.
Sayın Foxman, öncelikle ADL'nin ne olduğu söyler misiniz?
ADL, 1913'te iki temel prensip üzerine kuruldu. Birincisi, Yahudilere karşı yürütülen ayrımcılığa ve anti-Semitizme karşı mücadele etmek. İkincisi de genel itibariyle eşit haklar ve özgürlükler için çalışmak.
Peki, nereden nereye gelindi?
Yıllardır ABD'de ön yargılarla mücadelenin önemine dikkat çektik ve bunu sosyal bir norm haline getirdik. Ancak, bu tür sosyal meselelerde başarıyı ölçmek çok zor. Mesela hâlâ orada, hâlâ hayatımızın bir parçası ayrımcılık. Bir panzehir ya da aşı bulunmadıkça da var olmaya devam edecek.
Müslümanlar için ne yapıyorsunuz?
Tabii ki Amerika'da İslamofobia inkar edilemez bir gerçek ve Müslümanlar'a karşı ayrımcılık yapılıyor. 11 Eylül'den sonra 400 civarında cami saldırısı yaşandı. 2001'den bu yana ADL, saldırıları açıkça kınadı. Biz, New York'da camiye de destek verdik.

'BENZERSİZ BİR TARİH'
Türk-İsrail ilişkisine özel önem veriyorsunuz...
Türkiye ile Yahudi toplumunun ilişkisi tarihte benzeri görülmemiş bir ilişkidir. Beş yüz yıl önce Hristiyanlar, İspanya'dan Yahudileri sürdükleri zaman onlara kapısını açan sadece Türkler oldu. 2. Dünya Savaşı esnasında da Türkiye yine Yahudi bilim adamlarına kucak açtı. Modern dönemde de Türkiye ile İsrail arasındaki ilişki örnek bir ilişki biçimi oldu. Çünkü Müslüman bir devletin bir Yahudi devletiyle anlayış ve işbirliği içinde olabileceğinin adeta ispatı oldu bu.
Peki ilişkilere ne oldu da bozuldu?
Bilmiyorum, çok trajik bir durumda şimdi ilişkiler. Bir kaç yıl öncesine kadar ilişkilerin bu derece kötü olacağına asla ihtimal vermezdim.
İlişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Her gün gazeteleri açıyorum ve ilişkilerin düzeleceğine dair işaretler için nedenler arıyorum. Yangında sergilenen türden karşılıklı bir kaç jeste daha ihtiyaç var diye düşünüyorum. İsrail artık Türkiye ile ilişkilerinin daha fazla gerilmesini istemiyor. İsrail geri çekti kendini ve Türkiye'den de aynı tavrı bekliyor. Şu anda ilişkinin daha da kötüye gitmesini engellemeye çabalamak gerekiyor. Zira, Yunanistan ve İran gibi Türk-İsrail ilişkilerinin kötü olmasından faydalanmak isteyenler var. Buna fırsat verilmemeli.
Başbakan Erdoğan'ın Ortadoğu halkları nezdindeki popülaritesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Başbakan Erdoğan'ın bu popülaritenin faturası doğrudan İsrail'e çıkıyor, bedelini İsrail ödüyor. Çünkü İsrail'e karşı sertleştikçe artıyor popülaritesi. Halbuki PKK tecrübesine sahip Türkiye'nin İsrail'in Hamas'la ilişkisinin zorluklarını daha iyi anlamasını beklerdim.
Amerikan dış politikasını İsrail lobisinin belirlendiğine dair kanaate katılır mısınız?
Keşke gerçekten öyle olsaydı (gülüyor). Amerika gibi açık bir toplumda ne İsrail lobisinin ne de başka bir lobinin böylesi bir güce sahip olması mümkün değil.
Ermeni tasarısına gelirsek yine...
Eremeni meselesi Türkiye ile Ermenistan arasındaki bir meseledir ve ikisi arasında çözülmelidir. Amerikan Kongresi'nin bu konuya müdahil olması ve taraf tutması yanlıştır. Tarihin yargılanması tarihçilere bırakılmalıdır. Biz bu konuda Türkiye'nin yanındayız.

BUGÜN NELER OLDU