Suriye'de şimdi de kimyasal endişesi

Suriye'nin başkenti Şam'da önceki gün Millî Güvenlik Binası'na düzenlenen saldırı, Beşşar Esed rejiminin şiddet politikasını daha da sertleştirdi.

Muhalif kaynaklar, önceki geceden itibaren Şam'da Hava Kuvvetleri Karargâhı'nda bulunan 600 orta menzilli kimyasal füzenin hangarlardan çıkarılarak birliklere gönderilmeye başlandığını iddia etti. Rejime bağlı birliklerde görev yapan askerlere de gaz maskesi dağıtıldığı belirtildi. Muhalifler, füzelerin komşu ülkelere karşı da kullanılabileceğini, dünyanın bu duruma acilen müdahale etmesi gerektiğini söylüyor.

ABD'de kitle imha silahlarının yayılmasını önlemek için araştırma ve çalışmalar yapan en büyük sivil organizasyon olan James Martin Center for Nonproliferation Studies'in (CNS) Direktörü Leonard Spector, Suriye rejiminin, dışarıdan bir askeri müdahaleyi neredeyse kesin hale getireceği için, "kimyasal silahları muhalefete veya Suriye halkına karşı kullanacağını sanmadığını" söyledi.
Spector, ayrıca, kimyasal silahların olduğu alanların Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolüne geçse dahi, mevcut muhafızların görevlerine devam ettiği ve silahlarla ilgili bazı otoritelerin bulunduğu 'sorunsuz bölge' haline getirilmesi önerisinde bulundu.

Gelişmiş kimyasal silahlara sahip olduğu iddia edilen Suriye'nin, bu tehlikeli silahların güvenliğini nasıl koruduğu ve koruyacağı, daha da önemlisi bunları muhaliflere ve kitlelere karşı kullanıp kullanmayacağı, son günlerde en çok tartışılan konular arasında. ABD yönetimi ile bazı ülkelerden bu konuda Suriye rejimine ciddi uyarılarda bulunulsa da, durumun belirsizliğini koruyor.
Kitle imha silahlarının yayılmasını önlemek için araştırma ve çalışmalar yapan ABD'deki en büyük sivil organizasyon olan Washington merkezli CNS'nin direktörü Spector, bu kritik konuyu AA muhabirine değerlendirdi.

"Suriye'nin elinde ciddi kapasitede kimyasal silahlar var" diyen Spector, bu ülkede I. Dünya Savaşı sırasında kullanılan hardal gazı ve klor dahil çok fazla arsenal silahlar olduğuna inandıklarını, bunun yanında, daha gelişmiş unsurlar olarak sinir gazı ile "tabun"un olduğunu, bunlardan da güçlü bir "sinir ajanı" olarak da VX'in de Suriye'nin elinde bulunma ihtimali olduğunu söyledi.

Spector, ayrıca, Suriye'nin elinde uçaktan atılan bombalar ile kimyasal silahlar ile kullanılması amaçlanmış füze ve roketlerin de olduğunu düşündüklerini belirterek, "Biyolojik silahlar konusunda ise büyük bir belirsizlik var. Bu konudaki genel görüş bazı deneylerin olduğu ama sonuca ulaşmamış programlar olabileceği, bu da henüz belirsiz" dedi.

"Sorunsuz bölge" önerisi

Spector, Suriye rejiminin sahip olduğu iddia edilen kimyasal silahları muhalifler ve sivil halka yönelik kullanıp kullanmayacağına yönelik kaygıların hatırlatılması üzerine, Suriye'nin bu silahlarla sivillere ve Özgür Suriye Ordusu'na gözdağı vermeyi amaçlayabileceğini ama bunun rejimin, ülkeye dışarıdan askeri müdahale için çok fazla risk alması anlamına geleceğinin altını çizdi. Spector, "Tamamen göz ardı edemeyiz ama bu silahları kullanmayacaklarını tahmin ediyorum. Çünkü bunun uluslararası askeri müdahaleye yol açacağı neredeyse kesin" dedi.

Suriye rejiminin söz konusu silahları uygun biçimde koruyup koruyamayacağına yönelik bir soru üzerine de Spector, "Prensipte evet, çünkü bunları zaten koruyorlardı. Ama pratikte durumu zorlaştıran birçok ihtimal var" diye konuştu.
Kimyasal silahların bulunduğu alanın, Özgür Suriye Ordusu'nun kontrol ettiği bölgeye dahil olması ve bundan dolayı silahları koruyan muhafızların Esed ve Özgür Suriye Ordusu'nun desteğinden mahrum kalması halinde, görevlilerin alanları terk edebileceklerine dikkati çeken Spector, bunun da silahların terörist gruplar dahil, herkesin eline geçmeye açık hale geleceğine işaret
etti.

Spector, bu nedenle, kimyasal silahların bulunduğu alanların bir nevi "sorunsuz bölge" haline getirilmesi gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolünün altında olduğu bölgenin içinde kalsa bile, bu alanlara ve muhafızlara bazı korunmalar sağlanmalı, bu silahlarla ilgili bazı otoriteler olmalı. O nedenle durumun, muhafızların yerlerinde kalıp, görevlerine devam etmesi yönünde düzenlenmesi önemli. Yani, mevcut muhafızlar görevine devam etmeli, hatta belki Özgür Suriye Ordusu tarafından ödemeleri yapılmalı ve bunlara karşı herhangi bir intikam yaklaşımına gidilmemeli. Çünkü buraların terk edilmesi halinde her şey olabilir. O nedenle çok zor bir dizi düzenlemenin yapılması gerekiyor. Konuyu, belki bazı istihbarat kurumlarıyla çok sessiz ve uygun şekilde bu çözülmeli, bir tür 'sorunsuz bölge' haline getirerek çözmeliyiz."

"Silahlar kullanılırsa, askeri müdahale yapılır mesajı verilmeli"

Spector, muhalefetin ele geçirmesi halinde, kimyasal silahları rejime karşı kullanma ihtimali olup olmadığı yönündeik bir soruya ise, "Onların da bu silahları kullanacaklarını sanmıyorum. Çünkü, şu anki askeri faaliyetleri ve mücadeleyi kazanırlarsa tanınma ve destek için dışarıdan desteğe çok bağımlılar. O nedenle, bu silahları kullanarak, ABD veya Rusya gibi ülkelerin kendilerinden uzaklaşmasını istemezler" diye konuştu.
ABD ve uluslararası toplumun bu konuda nasıl bir yol izlemesi gerektiğine yönelik olarak da Spector, "Öncelikle silahların kullanılması halinde, Suriye'ye (askeri) müdahalenin olmasının büyük ihtimal olduğunu duyurulmalı. İkinci olarak da çatışmalar bittiğinde, bunları kullananların da yüzde yüz cezalandırılacağı (duyurulmalı). Bunlar, bu tür davranışları önleyebilir, mükemmel çözüm değil ama yapabileceğimiz bunlar. Bu tip uyarıların etkili olacağını umuyoruz" diye konuştu.

Spector, bir soru üzerine de, Suriye'nin şu anda uluslararası toplumda güvendiği tek dostunun Çin ve özellikle de Rusya olduğunu belirterek, Rusya'nın kimyasal silahları kullanmaması yönünde Suriye rejimini güçlü biçimde uyarmasının çok etkili olacağını söyledi.
Rusya'nın da kimyasal silahlara karşı olduğu yönünde uyarı yaptığını belirten Spector, "Çünkü böylesi bir durum, Rusya'yı da yaptırımları veya olası askeri müdahalesi desteklemeye zorlayacaktır" ifadesini kullandı.

"İsrail şimdilik işin dışında duruyor"

Spector, kimyasal silahların bulunduğu alanların bombalanması ihtimaline yönelik olarak da, böyle bir seçime başvurulacaksa, bunun koalisyon ülkeleri tarafından yapılmasının tercih edilir olduğunu ama burada da, büyük ölçüdeki bu alanları bombalamanın çok zor ve tehlikeli olacağını ve masum sivillere de zarar verebileceğini söyledi.

İsrail'in de Suriye konusunda gerçekten endişeli olmasına rağmen, kendisine karşı doğrudan tehdit görmedikçe bu konuda geride durmayı tercih edeceğini belirten Spector, "Komşular, kendileri hareket etmekten ziyade, büyük güçlerin olası askeri müdahale gibi konularda hareket geçmesini bekleyecektir. İsrail şimdilik işin dışında duruyor" dedi.

Suriye'deki muhalefet hareketlerinin başlamasından bu yana en kanlı günlerini yaşayan ülkede önceki günden bu yana meydana gelen şiddet olaylarında yaklaşık 370 kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Şam'ın çeşitli bölgelerinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı nizami ordu ile muhalif Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Şam'da Esed'in üst düzey yöneticilerinin hayatını kaybettiği saldırılar, rejimin de muhaliflere yönelik şiddeti artırmasına neden oldu. Millî Güvenlik Kurulu'nun toplantıda olduğu sırada meydana gelen patlamada, Savunma Bakanı Davud Raciha, Genelkurmay Başkan Yardımcısı ve Esed'in eniştesi Asıf Şevket ve Esed'in özel temsilcisi Hasan Türkmani ölmüştü. Bu olayın ardından, Şiilerin çoğunlukta olduğu Seyyide Zeyneb bölgesinde bir muhalifin cenaze törenine katılan kalabalığa helikopterlerden açılan ateş sonucu en az 100 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi. Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, cenaze törenindeki saldırı dışında önceki gün Suriye ordusunun muhaliflere yönelik ağır silahlarla düzenlediği operasyonlarda Şam ve kırsalında 106, Dera'da 18, Halep'te 19, İdlib'de 16, Humus'ta 18 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. Deyre'z Zor, Hama ve Süveyda illerinden de kayıp haberleri geldi. Örgüt, dün de çoğunluğu Şam'ın banliyölerinde olmak üzere çeşitli şehirlerde 71 kişinin öldüğünü bildirdi.

NUSAYRİ KÖYLERE SİLAH DAĞITILIYOR

Beşşar Esed'e bağlı askerlerin Nusayri kasabalarda ve köylerde sivilleri silahlandırmaya başladığı iddia edildi. Muhalif kaynaklar, Esed rejiminin sonunun çok yakın olduğunu, rejimin asıl amacının Sünni, Hıristiyan ve Nusayriler arasında tam bir iç savaş çıkarmak olduğunu söylüyor. Öte yandan muhaliflerin, Türkiye sınırı yakınlarındaki İdlib'de şehir merkezinde kontrolü ele geçirdiği bildirilirken, Türkiye sınırındaki Babel-Hava Sınır Kapısı'nın muhaliflerin eline geçtiği iddia edildi. Ayrıca, muhalifler, Irak sınırındaki Ebu Kemal Sınır Kapısı'nı da ele geçirdiklerini duyurdu.

'Mahir Esed ağır yaralı'

Halen Suriye'de bulunan tanınmış muhalif aydınlardan Dr. Muhammed Suri, bombalı saldırıda Beşşar Esed'in hedef alındığını, ancak bu hedefe ulaşılamadığını savundu. Bombalı saldırıyı muhalif bir subayın gerçekleştirdiğini ileri süren Suri, " Subayımız güvenli bir yerde. Toplantı bir gün önceye alınmasaydı daha büyükler de ölebilirdi. Saldırıda Esed'in kardeşi Mahir Esed ağır yaralandı. Bu, açıklanmıyor." iddiasında bulundu. Öte yandan, develet televizyonu SANA, bombalı saldırıda ölen Davud Raciha'nın yerine atanan yeni Savunma bakanı Casim el Faric'in Esed'in huzurunda yemin ettiği görüntüleri yorumladı ve muhaliflerin devlet başkanının Lazkiye'ye kaçtığı yolundaki iddialarına cevap verdi.
BİZE ULAŞIN