Kardeş ülke 21 yaşında

Kardeş ülke Azerbaycan’da bugün 70 yıllık Sovyetler egemenliğinin ardından 18 Ekim 1991’de gelen bağımsızlığın heyecanı yaşanıyor.

Bağımsızlıkta 21'inci yaşını kutlayan ülke, 2004'ten bu yana büyük bir dönüşüm içinde. Amaç ise Sovyetlerin tüm izleri silip kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir devlet olmak. Geçen hafta ziyaret ettiğimiz Azerbaycan'da son yıllarda yaşayan büyük değişimi yakından izleme şansı bulduk.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ilk olarak Türkiye'nin bağımsız olarak tanıdığı Azerbaycan son yıllarda büyük bir ekonomik gelişme kaydetti. Zengin petrol kaynakları sayesinde ülkenin bütçesi bağımsızlığın 21'nci yılında 10 kat arttı. Yoksulluk seviyesi yüzde 49 'dan 9'a kadar geriledi. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından aldığımız bilgilere göre 9 milyon nüfuslu ülkede sadece 246 bin kişi işsiz. Azerbaycan ekonomisi ayrıca Güney Kafkasya bölge ekonomisinin yüzde 75'ini teşkil ediyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun verilerine göre ise ekonomik büyüklük olarak Azerbaycan dünyada 55'inci sırada yer alıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye ile Azerbaycan kardeş iki millet, iki dost ülkedir" olarak tanımladığı ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de "Dünyada Türkiye ve Azerbaycan arasındaki sıkı ilişki olan ikinci bir birliktelik bilmiyorum" sözleri ile anlattığı Türkiye-Azerbaycan ilişkileri de her geçen gün daha da kuvvetleniyor. Enerji alanında imzalanan önemli anlaşmaların yanı sıra, karşılıklı yatırımlar da 10 milyar doları geçti. Ankara-Bakü arasında ticaret hacminin yakın dönemde 5 milyar dolara, karşılıklı yatırımların ise 20 milyar doların üzerine çıkması hedefleniyor.

İki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğinin güçlenerek artmasında en büyük payın hiç şüphesiz "iki devlet tek millet" anlayışının olduğu söylenebilir. Bölge uzmanlarına göre ise halklar arasındaki bu anlayış artık iki ülkenin istikrarlı hükümetleri aracılığı ile somut kazanımlara dönüştürülüyor. Ankara ile ilişkilerini geliştiren Azerbaycan aynı zamanda uluslararası arenadaki etkinliğini de artırmaya çalışıyor. Sadece bu yıl onlarca uluslararası ve bölgesel toplantıların düzenlendiği Azerbaycan bir yandan da film festivallerine, Jennifer Lopez, Rihanna ve Shakira gibi şarkıcıların konserlerine ve Dünya 17 Yaş Altı Bayanlar Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği yaptı.

Bakü'nün bu tarz organizasyonlarla amacı Batı tarafından dile getirilen "insan hakları ihlalleri, basın özgürlüğü, kişisel haklar ve özgürlüklerdeki kısıtlamalar" gibi konularda aldığı eleştirileri kırmak.

21 yıldır bağımsız olan Azerbaycan bir yandan da 2004'ten bu yana büyük bir kentsel dönüşüm içinde. Örneğin, değişimin yüzü olarak seçilen başkent Bakü, şimdilerde bir İzmir hatta dahası bir Avrupa başkenti havasına bürünmüş durumda. Aliyev hükümetinin milyar dolarlık petrol gelirlerini harcayarak gerçekleştirdiği kentsel dönüşüm ile de turizm canlandırılmak isteniyor. Böylece ülkenin açık bir toplum haline dönüşmesi hedefleniyor.

BİRİNCİ HANIM ETKİSİ

Hazar Strateji Enstitüsü'nün (HASEN) daveti ile gittiğimiz Azerbaycan'da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve First Lady Mehriban Aliyeva'nın ev sahipliğinde düzenlenen 2'nci Bakü Uluslararası İnsani Forumu'na katıldık. Bakü'deki Haydar Aliyev Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinliğe eski devlet başkanları, Birleşmiş Milletler ve UNESCO temsilcileri, Nobel ödüllü isimlerle birlikte 70 ülkeden yaklaşık 800 yabancı davetli katıldı. Formun açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Aliyev, ülkesindeki barış içinde yaşanan çok kültürlülük ve gençlerin üst düzey eğitimi sayesinde dünya ülkesi olacaklarını söyledi. First Lady Aliyeva da üst düzey konukları ile bir bir ilgilenirken, Azerbaycanlı diğer yetkililer yabancı konuklara dönüşümlerini anlattı.

Haydar Aliyev Vakfı Başkanı, UNESCO ve ISESCO`nun İyi Niyet Elçisi olan Birinci Hanım Mehriban Aliyeva, ülkesindeki değişimin mimarlarından. 2004'de kurulan Haydar Aliyev Vakfı'na veya Cumhurbaşkanlığı'nın internet sitesine halk tarafından gönderilen her mektuba bire bir cevap veren Aliyeva, halk arasında da çok seviliyor. Özellikle hastalar ve öğrenciler ile yakından ilgilenen Aliyeva'nın mayıs ayındaki Eurovision Şarkı Yarışması'nın ev sahipliği sırasında başkent Bakü için yaptıkları da halkın dilinden düşmüyor. Örneğin Aliyeva'nın başkanlığı yaptığı Haydar Aliyev Vakfı, son 5 yıl içinde 400 okul yaptırdı.

İki günlük forum boyunca yabancı davetliler yaptığımız görüşmelerden "Azerbaycan'ın petrolden elde ettiği milyar dolarlık gelirleri kendi halkı için harcaması olumlu bir gelişme. Ülkenin Batı'ya açık olması da ilerleyen günlerde güçlü bir demokrasiyi beraberinde getirecek. Azerbaycan'ın bu denli ciddi bir dönüşüm içinde olduğunu bilmiyorduk" ortak sonucu çıktı.


PETROL FONUNDA 35 MİLYAR $

Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi'ndeki odasında görüştüğümüz Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in danışmanlarından Dr. Elnur Aslanov ise Azerbaycan'da yaşanan gelişmeleri şöyle özetliyor: 1991'deki bağımsızlığın ardından ülke adeta dağılmıştı. Halk 70 yıllık Sovyet baskısından kurtulsa da ortada bir devlet yoktu. 1992'de Yeni Azerbaycan Partisi'ni kuran Haydar Aliyev, bir yıl sonra ise dağılan ve her cephede farklı bir mücadele içinde olan ülkeyi toplamak görevine başladı. 1994'de Türkiye'nin de büyük desteği ile Yüzyılın Projesi olan yabancı yatırımcıların Azerbaycan petrolünü işlemesine izin verildi. O zaman çok kişi bu projeye karşı çıktı. Ama 2012 gösteriyor ki Yüzyılın Projesi, Azerbaycan'ı şimdi uluslararası alanda büyük bir devlet haline getirdi. Petrol fonumuzda şimdi gelecek nesillere aktarılmak üzere 35 milyar dolar bulunuyor.

15 BİN GENÇ YURTDIŞINDA OKUYOR

Azerbaycan'ın 21 yıllık tarihini anlatmaya devam eden Aslanov, 1998'de ülkenin artık ekonomik, sosyal ve siyasi olarak bir istikrara ulaştığına dikkat çekiyor. "2002'de ie Bakü-Tiflis-Ceyhan projesi ile Azerbaycan'ın dünyaya açılma süreci başladı" diyen Dr. Elnur Aslanov, "2003 tarihinde Cumhurbaşkanlığı görevine başlayan İlham Aliyev ise sadece bir yıl sonra 'artık bir dünya devleti olmanın vakti geldi' mesajını verdi. Son yıllarda da ekonomisi hızla büyüyen Azerbaycan'ın uluslararası alanda etkinliğini artırmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu çerçevede sadece petrol merkezli bir büyüme planı yapmadık. Turizm, tarım, teknoloji alanlarında yatırımlar yapıyoruz. Örneğin yıllar önce harabe olan bölgelerimiz arasında olan Gebele şimdilerde Azerbaycan'ın en güzel turizm merkezi haline dönüştü. Veya yurtdışında devletin tam desteği ile okuyan 15 bin öğrencimiz bulunuyor. Bunun 4 bin 500'ü Türkiye'de okuyor. Bu gençler eğitimlerini tamamladıktan sonra teknoloji veya diğer alanlarda Azerbaycan'ı merkez ülke konumuna dönüştürecek. Azerbaycan'ın dünyaya açılımın tabi ki ilk başta kendi halkımız refahı ile oluyor" diyor.


KANAYAN YARA KARABAĞ

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elman T. Abdullayev ise Azerbaycan'ın dünya arenasındaki etkinliği artırması ile Ermenistan işgali altındaki Karabağ sorununun çözümünde çok etkili olacağına dikkat çekiyor. "Ülkemizin yüzde 20'si işgal altında. Bu topraklardan kaçmak zorunda kalan 1 milyon kişi var. Bu mesele var oldukça Azerbaycan'ın dış politikadaki en büyük tehdit ve sorunu Ermenistan olarak kalacaktır. 10 yıl önce sadece yaklaşık 20 ülkede temsilcisi olan Azerbaycan'ın bugün ise 75'e yakın ülkede temsilcisi bulunuyor. 158 ülkeyle diplomatik ilişkimiz var ve 38 uluslararası kuruluşa üyeliğimiz. Şimdi tüm bu soft power'ımızı Ermenistan sorunun barışçıl yollarla çözüme kavuşturmak için kullanacağız. Barışın gelmesi için ise Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgal topraklarından çıkması gerekiyor" diyor.

KAFKASYA'NIN DUBAİSİ BAKÜ

20 bakanın ve 125 milletvekilin bulunduğu Azerbaycan'ın en genç milletvekili olan 30 yaşındaki Ceyhun Osmanlı da ülkesinin en büyük kaynağının "insan" olduğunu söylüyor. 27 bin üniversite mezunu üyesi ile Azerbaycan'ın en büyük genlik oluşumu olan İleri'nin kurucularından olan Osmanlı, "Elimizde petrol, doğalgaz var. Ama biz bununla yetinmiyoruz. Ülke nüfusumuzun yüzde 60'ı 30 yaşın altındaki gençlerden oluşuyor. Şimdi bu gençler kendi dillerini, Türkçeyi, Rusçayı ve İngilizceyi biliyor. Ayrıca Almanca, Fransızca gibi diğer dilleri de öğreniyor. Çoğu iki üniversite mezunu. Tamamen devletin desteği ile dünyanın en iyi üniversitelerinde yüksek lisans veya doktora yapıyorlar. Ülkemizde okur yazarlık oranı yüzde 99. Devletimiz şimdi petrol ve doğalgazdan elde edilen gelirleri böylesi umut vaat eden gençlere harcıyor. Yani önümüz çok açık. Ama biz daha 1991'den itibaren Türkiye'nin bizim için yaptıklarını asla unutmayız. O dönemde ilmimiz sadece Sovyetler üzerinden oluşuyordu. 1991 sonrasında ise ilk olarak Türkiye, Azerbaycanlı öğrencilere kapılarını açtı" diyor.

"Azerbaycan şu an tarihi korumak adına Doğu, gelişme açısından Batı, modern binalar açısından da Dubai olarak anılabilir" diyen Osmanlı, "Sovyetler döneminde 70 yıl boyunca gizli gizli Türklüğü, dilini, dinini yaşayan halkımız şimdilerde ise gururla örf ve adetlerini tüm dünyaya aktarıyor. Azerbaycan'da Türkiye çok iyi tanınıyor. Türkiye'de ise Azerbaycan çok fazla gündemde kalmıyor. Bunun nedeni Türkiye'de gündemin günde 4 kez değişmesi olabilir. Ama biz bundan sonra Azerbaycan'ı Türkiye'de daha fazla tanıtmak için çok daha güzel yapacağız. Türkiye ile Azerbaycan bir millet iki devlettir. Ancak artık her iki tarafın birbirlerine karşı daha profesyonel olması gerekiyor. Bu çerçevede Hazar Strateji Enstitüsü'nün (HASEN) çok iyi işler yapacağına inanıyorum. Artık Bakü-İstanbul arasında her gün karşılıklı 8 tarifeli uçak seferi yapılıyor. Vize derdi de yok. Türk kardeşlerimiz rahat rahat buraya gelebilir" diyor. Genç Milletvekili Ceyhun Osmanlı sözlerini "Halkımız artık Sovyetlerin tüm izlerini silmek için soy isimlerindeki –ov ve –ova eklerini bile kaldırıyor. Geçiş dönemindeyiz ama bu süreci çok iyi atlatıyoruz" şeklinde tamamlıyor.

Azerbaycan'daki dönüşümün simgesi olan başkent Bakü'de, büyük değişimi görmemek mümkün değil. Mayıs ayında Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapan Bakü, ülkenin 9 milyon nüfusunun üçte birine ev sahipliği yapıyor. Uluslararası otellerin bir bir açıldığı kentin geniş ve ışıl ışıl sokakları lüks arabalarla dolu. Birçoğu Türk firmaları tarafından inşa edilen dev iş merkezleri sayesinde modern bir havaya bürünen kentin tarihsel dokusu ise itina ile koruma altına alınmış.
İzmir kordonlarını andıran sahili gündüz ve gece insan seline uğruyor. Hazar Denizi'ni arkanıza alıp kordonda gezerken tıklık tıklım dolu barlardan gözünüzü alamıyorsunuz. İzmir Meydanı'nda ellerinde gitarları ile bağıra bağıra Cem Karaca'nın seslendirdiği "Islak Islak" şarkısını söyleyen gençler gururla, değişimden dolayı çok memnun olduklarını anlatıyor.

Karaoke barlarda Sezen Aksu, Ajda Pekkan ve Nilüfer gibi Türk şarkıcıların yanı sıra dünyaca ünlü isimlerin şarkılarına eşlik eden diğer gençler de değişimden en çok kendi işlerine geldiğini anlatıyor. Karaoke bar sahibi üniversite mezunu 23 yaşındaki Kamil Babayev de "24 saat boyunca açık olan barımıza, geceleri sevgilisini veya arkadaşını alan geliyor. Karaoke burada çok popüler, müzikli eğlenceleri çok seviliyor. Barımız neredeyse her akşam doluyor" diyor. Babayev'in Club&Lounge isimli barında bir gece eğlenmenin maliyeti ise ortalama 30 manat yani 70 TL. Ancak İstanbul'a oranla daha pahalı olan Bakü'de her barda eğlenmek bu kadar da hesaplı olmayabilir. Örneğin sahil bölgesinde sadece bir suyun 15 TL olduğu restoran veya barlar çoğunlukta.

Ülke nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan 30 yaş altındakiler ayrıca Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda da çok aktif. Bakü sokaklarında konuştuğum her genç hemen "Facebook'ta seni ekleyeyim mi?" diye sordu. Balkanlar, Ortadoğu ve Latin Amerika'yı etkisi alan Türk dizileri kardeş ülke için de vazgeçilmezlerin başında geliyor. Kendisini Kurtlar Vadisi ve Adını Feriha Koydum dizilerinin karakterlerini özdeşleştirmesi modası var. Sahildeki yapay gölde turistleri motorlu kano ile gezdiren 15 kişilik ekipten olan 23 yaşındakki Elgün Hüseynov, "Biz Türkiye'ye çok yakından tanıyoruz. Özümüzden ayırmıyoruz. Türk dizileri vazgeçilmezimiz. Ancak Türk kardeşlerimiz bizi çok iyi tanımıyor. Buraya gelen her Türk, 'Bakü'yü hiç böyle beklemediğini' söylüyor" diyor.

6 Ekim'deki Rihanna konserinde görevli olan üniversite öğrencisi Intigam Askarli ise "Jennifer Lopez konserine çok sayıda Türk gelmişti. Şimdi de Rihanna için gelenler var. Ancak Türk kardeşlerimiz buraya her zaman gelmeli" diyor.


50 YAŞ ÜSTÜ ZORLANIYOR

Gençler ülkenin dönüşümünden çok mutluyken 50 yaş üzerindekiler ise biraz farklı düşünüyor. Komünist rejim altında büyüyen ileri yaştakiler, değişimden kendilerinin çok fazla yararlanamadığı görüşünde. İsimlerinin yazılmamasını isteyen yaşlılar, Sovyetler döneminde az kazansalar da eşit şartlarla çalıştıklarını söylüyor. Şimdilerde günde 14 saat çalışmak zorunda kaldıklarını belirten yaşlılar yine de gelecek neslin kendilerinden daha iyi şartlarda olmasından mutlu olduklarını belirtiyor.


BİZE ULAŞIN