Er meydanına son kez çıktılar!

ABD Başkanı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Mitt Romney, dış politika konusunda kozlarını paylaşırken, gecenin kazananı olarak Obama gösterildi.

Obama ve Romney, CBS televizyonundan Bob Schieffer'in moderatörlüğünü yaptığı 90 dakikalık münazarada, dış politika konusunda tartıştı.

Geceye damgayı ise, tartışmanın moderatörü vurdu. Moderatör Bob Schieffer, "Osama bin Laden" demek isterken, yanlışlıkla "Obama bin Laden" dedi.

İki adaya, Amerika'nın dünyadaki rolü, Afganistan'daki savaş, İsrail ve İran, Ortadoğu'daki değişim süreci, terörizm ve Çin'in yükselişi şeklindeki 6 başlıkta sorular yöneltildi.

Programda, dış politika konusunda daha deneyimli olan Obama'nın kendine daha güvenli ve emin konuştuğu gözlendi.

İlk açık oturumdakinin aksine, hem Romney konuşurken hem de kendisi konuşurken sürekli rakibine bakan, zaman zaman doğrudan Romney'ye hitap eden veya sorular soran Obama'nın bu açık oturumdaki taktiği, Romney'nin değişen söylemlerini vurgulamak oldu.

Münazarada tartışılan hemen her konuda Romney'nin ön seçimlerde farklı, seçime az süre kala farklı yaklaşımlar sergilediğini söyleyen ve hatta Romney'nin cümlelerinden alıntılar yapan Obama, rakibini dış politika konusunda zayıf ve yetersiz göstermeye çalıştı ve Romney'yi kendi sözleriyle iğneledi.


"BARIŞÇIL ROMNEY"

Romney ise program boyunca Amerikalıları, Obama yönetimi altında ABD'nin gücünün ve liderliğinin azaldığına ikna etmeye odaklandı.
Romney'nin daha önce katılmadığı veya farklı yön çizdiği gibi görünen konularda, bu kez Obama'ya katılması dikkatlerden kaçmazken, Amerikan medyasında Romney'nin Obama'ya gereğinden fazla katıldığı yönünde eleştirilere rastlandı.

Romney'nin dış politikası, kampanya döneminde, önceki başkan George W. Bush yanlısı ve daha ''şahin'' tablo çizdiği eleştirilerine neden olurken Romney'nin bu son açık oturumda defalarca ''barışın'' altını çizmesi dikkate değerdi. Romney'nin, ''barışçıl dünya istiyoruz'', ''barışçıl prensipleri teşvik eden liderlik göstermeliyiz'' gibi sözleri dikkati çekti.


"ANKETLERE GÖRE KAZANAN OBAMA"

Programda, konu dış politika olmasına rağmen, iki adayın birçok kez konuları iç politikaya çekmeye çalıştığı ve ekonomi, eğitim, enerji, ticaret gibi konuları gündeme getirdiği gözlendi.

Program sonrasında Amerikan medyasınca yapılan anketlerde Obama, gecenin ''kazananı'' oldu.

CNN'in anketine göre, açık oturumda Obama'nın daha iyi performans gösterdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 48 olurken, ''Romney'' diyenlerin oranı yüzde 40 oldu.

CBS'in anketinde de Romney yüzde 23, Obama yüzde 53 oy aldı.

Böylece, ilk açık oturumda Romney güçlü performans sergilerken, son iki münazarada Obama daha başarılı bulundu.


ABD Başkanı Barack Obama, Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Mitt Romney'nin dış politika yaklaşımını ''tutarsızlık sergileyen yanlış ve pervasız liderlik'' olarak tanımlarken, Romney ise Obama'nın ''tek gündeminin kendisine saldırmak'' olduğunu savundu.

Obama ve Romney, CBS televizyonundan Bob Schieffer'in moderatörlüğünü yaptığı 90 dakikalık münazarada, dış politika konusunda tartıştı.

İkili programın hemen başında birbirlerine yüklenmeye başladı. Bu noktada, El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in ele geçirilmesi konusundaki diyalog ilginçti.

Romney, Obama'yı, Bin Ladin'in ortadan kaldırılması dolayısıyla kutladı ama terörle mücadelede bunun yeterli olmadığını, ABD'nin kapsayıcı bir stratejiye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Obama ise Romney'ye şu sözlerle yanıt verdi:
''Vali Romney, El Kaide'nin tehdit olduğunun farkına varmanızdan memnun oldum, çünkü birkaç ay önce size sorulduğunda, Amerika'nın jeopolitik olarak yüz yüze olduğu en büyük tehdidin Rusya olduğunu söylemiştiniz, El Kaide değil. Soğuk Savaş biteli 20 yıl oldu. Vali Romney, konu dış politikaya gelince 1980'lerin dış politikasını ithal etmek istiyorsunuz, aynı sosyal politikalarda 1950'leri, ekonomik politikalarda da 1920'leri getirmek istediğiniz gibi.

Irak'ta olanların aynısını yapmak istemediğinizi söylüyorsunuz, ama birkaç hafta önce şu anda Irak'ta daha fazla birliğin olması gerektiğini söylemiştiniz. Vali Romney, dış politika icra edecek pozisyonda olmadığınızı biliyorum ama ne zaman bir fikir dile getirdiyseniz hep yanıldınız. Irak'a, kitle imha silahları olmasa da girmemiz gerektiğini söylediniz, bugün bile Irak'ta askerlerimizin olması gerektiğini belirtiyorsunuz. Demokrat ve Cumhuriyetçi 71 senatörün onay vermiş olmasına rağmen, Rusya ile nükleer anlaşmasını yapmamamız gerektiğini söylediniz. Önce Afganistan'da bir zaman çizelgesi olmaması gerektiğini söylerken, şimdi 'belki veya duruma göre' diyorsunuz ki, bu sadece sizin yanlış olduğunuzu göstermiyor aynı zamanda kafanız karışık ve hem müttefiklerimize hem de askerlerimize karışık mesajlar gönderiyorsunuz.

Bizim Ortadoğu'da istikrarlı liderliğe ihtiyacımız var, tutarsızlık sergileyen yanlış ve pervasız liderliğe değil. Ne yazık ki, bu kampanya boyunca sizin önerdiğiniz fikirler, Amerikan gücü için veya Amerika'yı uzun vadede güvenlik kılacak reçete değil''.

Obama, Romney'nin 2008 seçim kampanyası sırasında ''Usame Bin Ladin'in peşinden gitmenin değmeyeceğine'' yönelik sözlerini hatırlatarak, ''Peşinden gitmeye değdi. Bu kararlar, her zaman popüler kararlar değildir. Bu kararlar, anket sonuçlarına göre alınan kararlar değildir. Benim partimden bazıları, başkan yardımcım dahil sizin yaptığınız eleştiriyi yapmıştı. Ama, çıkarlarımıza ve Amerikan halkının güvenliğini sağlamak için yapılması gerekene baktım ve bu kararları aldım'' dedi.

"TEK GÜNDEMİNİZ BANA SALDIRMAK"

Romney ise Obama'nın sözlerinin doğru olmadığını savunarak, ''Tek gündeminiz bana saldırmak'' dedi. Romney, Obama'yı, ''Ortadoğu'da var olan zorluklarla nasıl mücadele edecekleri, oradaki fırsatlardan nasıl istifade edebilecekleri ve şiddet dalgasını nasıl önleyecekleri'' gibi hususlarda konuşmak yerine, ''kendisine saldırmakla'' eleştirdi.

Rusya'yı, jeopolitik anlamda birinci tehdit olarak gördüğünü söylediğini hatırlatan Romney, Obama'nın mikrofonun kendisinden habersiz açık kalması sonucunda kameralara yansıyan, Rusya'ya yönelik seçim sonrasında daha fazla esnekliğe sahip olacağına dair sözlerini kullanarak, ''Putin'e kesinlikle, daha esnek olacağımı söylemeyeceğim'' diye konuştu.

Romney, ABD'nin liderlik rolü oynaması gerektiğini söylerken, Obama, ''ABD zaten liderlik rolü oynuyor'' diye karşılık verdi. Programın başka bir bölümünde de Romney, ''ABD bugün dünyanın hiçbir yerinde, 4 yıl öncekine göre daha büyük bir etkiye sahip değil'' derken, Obama, ''Asya'da, Avrupa'da, Afrika'da olsun, İran tehdidiyle mücadele de dahil, eşi benzeri görülmemiş bir askeri ve istihbarat işbirliğimizin olduğu İsrail ile olsun, (dünya genelindeki) müttefikliklerimiz hiç bu kadar güçlü olmamıştı'' diye yanıt verdi.

"AÇIK OLMALISINIZ"

Obama ve Romney arasında Romney'nin Irak'taki askerlere yönelik sözleri hakkında da karşılıklı atışma oldu.
Obama, ''(Vali Romney) Hem müttefik hem düşmanlara karşı, nerede durduğunuz ve neyi kastettiğiniz konusunda açık olmalısınız. Birkaç hafta önce Irak'ta hala birlik kalması gerektiğini söylediniz. Bu, Ortadoğu'nun zorluklarıyla uğraşmamız ve fırsatlardan istifade etmemiz için iyi bir reçete değil'' dedi.

Romney'nin ''ülkede ve yurt dışında yanlış ve pervasız politikalar önerdiğini'' savunan Obama, ''Vali Romney, George W. Bush'u iyi bir ekonomik temsilci, Dick Cheney'yi büyük bir vizyon ve muhakemeye sahip olmakla övdü. Bizi bataklığa sürükleyen bu tür stratejilere geri dönerek, 21'inci yüzyılda liderliğimizi muhafaza edemeyiz'' diye konuştu.

Romney, Afganistan konusunda tarih verilmesini eleştirdiği önceki söylemlerinin aksine, başkan olması halinde Amerikan askerlerinin 2014 yılına kadar Afganistan'dan çekilmesini sağlayacağını söyledi.

Romney'nin açık oturumda İran'ın nükleer kapasitesine dikkati çekerken, birçok kereler, ''İran'ın nükleer silaha sahip olmasına 4 yıl daha yakınız'' demesi dikkati çekti. Ancak Romney, İran'ın nükleer silah edinmesini önlemek için savaşın son seçenek olduğunu kaydetti.

Romney'nin ikinci münazarada, Libya konusunda yaptığı gafın ardından bu kez Obama'yı Amerikan konsolosluğuna saldırı konusunda sıkıştırmaya çalışmaması, hatta o konuya hiç girmemesi gözlerden kaçmadı.

Konu Çin'e gelince, Romney, Çin'e karşı daha sert tutum takınmaktan bahsederken, Obama, Romney'yi, özel sektörde çalışırken Amerikan istihdamını Çin gibi ülkelere taşımakla suçladı.


"ATLARIMIZ VE SÜNGÜLERİMİZİ AZALTTIK"

Ordunun bütçesinin artırılması gerektiğini savunan Romney, moderatörün kendisine sorduğu ''askeri bütçeyi artıracak parayı nereden bulacağına'' yönelik soruya doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

Romney, deniz kuvvetlerinin Obama döneminde zayıfladığını, yeterli gemi olmadığını söyledi.

Obama ise ''Vali Romney, askeri çalışmalarımıza bakmak için yeterli zaman harcamamış olabilir. Vali Romney, deniz kuvvetlerinden bahsettiniz, 1916 yılına göre daha az gemimiz olduğunu söylediniz. Vali Bey, biz ayrıca atlarımızı ve süngülerimizi de azalttık, çünkü ordunun doğası değişti. Bizim, uçak gemilerimiz var, denizin altında giden gemilerimiz, nükleer denizaltılarımız var'' dedi.
Salondaki izleyicilerin adayların konuşmalarına tepki göstermemesi istenmesine rağmen, Obama'nın bu sözlerinin ardından salondan kahkahalar duyuldu.

Romney, terör ve aşırılıklardan bahsederken, ''Müslüman dünyasının kendi içerisindeki aşırılıklarını reddedebilmesi için bir yol sunmaları gerektiğini'' söyledi. ''Dünyanın terör ve aşırılıklardan uzaklaşmasına yardım etmek için çok daha etkili ve kapsamlı bir stratejiye sahip olmalıyız'' diyen Romney'nin, birçok kereler ''cihatçı'', Obama'nın sadece ''aşırıcılıklar/aşırıcılar'' ifadesini kullanması dikkati çekti.

Romney, ''4 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, bugün Ortadoğu'da şiddet dalgasının arttığını, bölgede kargaşanın olduğunu, cihatçıların yayıldığını, İran'ın nükleer bombaya daha da yaklaştığını, El Kaide'nin etkisinin sürdürdüğünü, İsrail ve Filistin'in de bir barış anlaşmasına daha yakın olmadığını'' savundu.


BİZE ULAŞIN