Suudi Arabistan Krallığı Türkiye Büyükelçisi El-Hureyci'den flaş açıklamalar

Suudi Arabistan Krallığı Türkiye Büyükelçisi El-Hureyci'den flaş açıklamalar

Suudi Arabistan Krallığı Türkiye Büyükelçisi Mühendis Abdulkerim el-Hureycî Daily Sabah Arapça'ya konuştu. İşte Abdulkerim el-Hureycî'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar....

  • Dünya
  • Cumartesi 01.07.2017 13:54

Soru: Suudi Arabistan Krallığı, niçin bazı ülkelerle birlikte Katar ile ilişkilerini kesme kararı aldı?

* Suudi Arabistan Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri Devleti, Bahreyn Krallığı ve Mısır Arap Cumhuriyeti, bu dört ülkenin Katar'dan güvenliklerini olumsuz etkilemekten, Körfez İşbirliği Konseyi çerçevesinde aralarında imzalanmış ikili ve çok-taraflı anlaşmalara aykırı davranmaktan vazgeçmesini yıllarca talep etmelerinden sonra Katar ile ilişkilerini kesme kararı almışlardır. Daha önce Suudi Arabistan Krallığı ve diğer ülkeler, terör eylemleri ve Suudi Arabistan Krallığı ve vatandaşlarının güvenliğini hedef alan faaliyetlere katılmış aranan kişilere ilişkin listeleri Katar'a sunmuşlardır.
İlişkilerin kesilmesine ilişkin bu karar, Doha'daki yetkililerin tutumlarının had safhaya ulaşmasının ardından gündeme gelmiştir. Katar'ın yaptıkları, yıllardır alışkanlık haline getirdiği sürekli bir yaklaşım olarak okunması gereken bir realitedir. 20 yıl boyunca Katar ile ziyadesiyle diyalog kurduk ve bize bir çok taahhütte bulundu ki, bunların en önemlisi, 2013 yılındaki Riyad Anlaşması ve 2014 yılındaki ek anlaşmadaki taahhütlerdir. Ancak Doha verdiği sözleri yerine getirmeyerek bu anlaşmalara saygı göstermemiştir. Bununla birlikte yapıcı ve yararlı olduğu sürece diyalogu reddetmediğimizi teyit ediyoruz.

* Güvenlik ve istikrar sağlamak ve terörizme karşı savaş meselesidir ve bu mesele ne bir pazarlık, ne de bir tartışma konusu olabilir. Tüm dünya ülkeleri bu konuda bizimle görüş birliği içinde,terörü cezalandırmayan veya buna karşı savaşmayan hiçbir ülke bulunmamaktadır. Bunu yalnızca Katar'ı boykot eden bu dört ülke yapıyor değil. Bununla birlikte Suudi Arabistan Krallığı, Katar'ın Körfez dokusunun bir parçası olduğunu ve herhangi bir kötülüğe maruz kalmasından hoşnut olmayacağını daima teyit etmiştir. Katar'ın doğru yola döneceği yanıtları ve teminatları bulabileceğimizi ümit ediyoruz.

Soru: Bu ülkelerin Katar'dan talepleri, bir vesayet dayatması ve Katar'ın egemenliğinin ihlali değil mi?

* Doha'dan teröre ve düşman medyaya verdiği desteği kesmesini talep etmek bir vesayet dayatması değildir, aksine boykot eden ülkelerin güvenliğini korumaya yöneliktir. Herhangi bir ülkenin, kendi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit hissetmesi durumunda, bu tehditler karşısında eli-kolu bağlı durması kabul edilebilir mi? Bu tehditlere maruz kalan ülke, terörizme ve düşman medyaya verilen desteğin kesilmesini istediğinde suçlanabilir mi? Hangi mantık bunu kabul eder? Bizatihi Türkiye, Suriye sınırlarında güvenliğine yönelik bir tehdidin varlığını hissettiğinde süratle birtakım adımlar atmış, yalnızca siyasi adımlarla yetinmeyip kendi ulusal güvenliğini sağlamak için askeri adımlar da atmıştır. Katar ile ilişkilerini kesen ülkelerin tüm talepleri de başından beri siyasi düzeyde kalmıştır. Çünkü Katar ile yaşanan anlaşmazlık esasen siyasi ve güvenlikle ilgili bir anlaşmazlıktır, asla askeri nitelikli olmamıştır. Bu açıdan bakıldığında, terörizme ve düşman medyaya verilen desteğin kesilmesine ilişkin talepler meşru niteliktedir ve hiçbir şekilde Katar'ın egemenliğini hedef almamaktadır. Suudi Arabistan Krallığı, Katar'ın güven ve selameti konusunda hassastır. Bu icraatlar, söz konusu eylemlerin öngörülmemiş sonuçlarına karşı öncelikle Katar'ı korumak için gündeme gelmiştir.

* Keza Körfez İşbirliği Konseyi bünyesindeki politikaların çoğu mutabakat yoluyla kararlaştırılmıştır, yoksa kimseye vesayet uygulama amacı taşımamaktadır. Suudi Arabistan Krallığı, Körfez İşbirliği Konseyi'nin kararlarına saygılı olduğu gibi, kardeş Kuveyt devletinin krizin çözümüne yönelik arabuluculuk girişimine de saygılı olmuş, dünyadan başka bir ülkenin değil yalnızca Kuveyt'in arabuluculuğunu kabul ettiğini açıklamıştır. Zira çözümün Körfez ülkeleri arasında bulunmasını arzulamaktadır. Ekselansları Dışişleri Bakanımız Sayın Adel el-Jubeyr, Körfez ülkelerinin herhangi bir dış yardım almaksızın Katar ile yaşanan bu anlaşmazlığı kendi aralarında çözebileceğini teyit etmiştir.

* Suudi Arabistan silahlı kuvvetleri ve askeri donanımları en iyi düzeydedir. Suudi Arabistan terörizmle mücadele ve bölgede güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla Türkiye'deki İncirlik üssü de dahil olmak üzere yurt dışında büyük çapta askeri katılımlar sağlamaktadır.

Soru: Katar'a boykot uygulayan ülkelerin terörist olarak değerlendirdiği kişi ve kuruluşları içeren terör listeleri konusunda neler söylersiniz?

* Terörist kişiler ve teröre karışan örgütlere dair listeler konusunda ise bu dört ülke bahse konu listeyi dünya ülkelerine sunmuş, bu kişi ve unsurların bu listelere dahil edilmelerinin gerekçelerini izah etmiştir. Ayrıca terörist kişi ve kuruluşlara ilişkin bu liste, uluslararası terör listeleriyle büyük ölçüde uyuşmaktadır. Örneğin; Amerikan kuruluşları ve bunlardan bir olan Amerikan Hazine Bakanlığı'nın yayınladığı isimler suç niteliği bakımından uyuşmaktadır. Yine geçmişte, aralarında Amerikan hükümeti de olmak üzere başka hükümetler tarafından da Katar'a benzer suçlamalar konusunda açıklamalar olmuştu. Amerikan Hazine Bakanlığı'nın terörizmden sorumlu eski vekili Sayın David Cohen, daha önce yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: "Terörizm finansörleri Katar'da serbestçe yaşıyorlar ve Katar adaleti onları cezalandırmıyor." Bu nedenle Amerikan Hazine Bakanlığı Katar'ı, terörizmin finansmanına karışan bir ülke olarak değerlendirmiştir.

* Öte yandan Katar, suçlular ve uluslararası düzeyde aranan şüpheliler konusunda da kötü bir sicile sahiptir. Geçmişte Amerikalı yetkililer Katar'dan 11 Eylül olaylarını planlayan beyin takımının finansörü Halid Şeyh'i tutuklanmasını talep etmiş, ancak Katar altı ayı aşmayan bir süre hapsettikten sonra 2009 yılında onu serbest bırakmıştır. Oysa serbest bırakıldığında bu kişinin, Irak ve Suriye'deki terör faaliyetleri ve 11 Eylül terör saldırılarının finansman operasyonlarına karıştığı tespit edilmişti.

Soru: Dört ülkenin Katar'a yönelik adımlarının, Katar vatandaşlarının zarar görmesine neden olan bir tür ambargo olduğunu değerlendirenler var, buna yanıtınız nedir?

* Diplomatik ilişkilerin kesilmesi, hava sahası ve sınırların kapatılmasını ambargo olarak nitelemeye dönük bu iddia kesinlikle doğru değil. Zira Katar limanları ve havaalanları açık. Yalnızca Katar havayolu firmaları ve Katar'da kayıtlı uçakların hava sahasını kullanmaları ve gemilerin de dört ülkeye ait karasularını kullanmaları engellenmiştir. Bu ise Suudi Arabistan Krallığı'nın bir egemenlik hakkıdır. Suudi Arabistan Krallığı, Kral Selman Merkezi aracılığıyla ihtiyaç duyulursa Katar'a gıda ve tıbbi yardım malzemeleri sunmaya hazırdır. Ancak Katar hükümetinin açıklamalarına göre Katar'ın buna ihtiyacı yok. Tüm gıda maddeleri ve tıbbi malzemeler kendilerinde mevcut ve Katar'dan yapılan açıklamalarda belirtildiği gibi, Katarlılar ihtiyaç duydukları her şeye erişebiliyorlar. Örneğin; Katar Dışişleri Bakanlığı resmi sözcüsü yaptığı açıklamada şöyle dedi: "Katar'ın yardımlara ihtiyacı yok, aksine Katar başkalarına yardım ediyor." O halde iddia edilen ambargo nerede? Kimilerinin iddia ettiği gibi bir ambargo varsa, Türk gıda ürünleri Katar'daki süpermarket raflarına nasıl ulaşmıştır?

* Ayrıca bu dört ülke ve diğer ülkelerin yaptıkları kesinlikle Katar halkını hedef almamaktadır. Nitekim Suudi Arabistan Krallığı'nda Katar ile ortak ailelerin insani durumlarının dikkate alınmasını emreden talimatlar yayınlanmıştır.Yine Katarlı umrecilerin engellendiğine dair iddiaların da hiçbir doğru dayanağı yok. Suudi Arabistan Krallığı, Katarlı hacılara ve umrecilere her tür kolaylık ve hizmetin sunulması konusundaki sorumluluk ve hassasiyetini teyit etmiştir. Zira ilişkilerin kesilmesi kararının uygulanmasından kısa bir süre sonra (1600) Katarlı umreci, Suudi Arabistan Krallığı tarafından karşılanmıştır.

Soru: Fakat Katar terörizmle ilişkisi olduğunu reddediyor, aksine bu hususta Suudi Arabistan Krallığı'nı suçluyor. Buna yanıtınız nedir?

* Katar'ın terörü finans ettiği suçlamasını kabul etmeyip Suudi Arabistan Krallığı'nı suçlamaya çalışması doğru değildir. Pek çok ülke tarafından bilindiği gibi, Doha terörist ve mezhepçi grupları koruma ve destekleme eylemine karışmıştır. DAEŞ örgütü, el-Kaide iltisaklı Nusret Cephesi, Ahrar-ı Bahreyn örgütü ve Hizbullah gibi örgütler, Müslüman Kardeşler grubuna bağlı ve terör eylemleri yapan bazı kişiler, Libya'daki Bingazi Savunma Tugayları vs. Keza İran tarafından desteklenen Suudi Arabistan Krallığı'ndaki terörist grupların faaliyetlerini de desteklemiş, Yemen'deki Husilere yardım etmiştir.

* Suudi Arabistan Krallığı'na yönelik terör suçlaması çabalarına gelince, Suudi Arabistan terör eylemlerinin hedefi olmuştur,bunun aksi söz konusu değildir. Bunlar arasında Katar tarafından desteklenen ve finanse edilenler de vardır, 2003 yılında Kaddafi rejimiyle işbirliği içinde Kral Abdullah b. Abdulaziz'e yönelik suikast girişimine de Katar destek vermiştir. Suudi Arabistan Krallığı, yıllardır tüm alanlarda terörizme karşı mücadelede bölgesel etkinliğe liderlik etmektedir. Hiç kimsenin Suudi Arabistan'nın bu tutumuna karşı kuşku duyması düşünülemez. Zira Suudi Arabistan Krallığı, 50'den fazla terör eyleminde 240'tan fazla şehit vermiş, 1055'ten fazla vatandaşı yaralanmıştır. Halihazırda terörizme karşı açık bir mücadele halindedir. Oysa Katar ve İran'ın, kendi toprakları üzerinde tekrarlanan terör eylemlerini ne görüyoruz, ne işitiyoruz. Hiçbir gün terörün hedefi olmamışlardır. Dolayısıyla bu terör gruplarıyla iltisaklı olmaları çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Aklı başında olan herhangi biri bu gerçeği idrak edebilmelidir.
Soru: Peki, medya siteleri ve el-Cezire kanalının sansürlenmesi niçin? Bu, basın ve ifade özgürlüğüne bir müdahale sayılmaz mı?

* Katar'a bağlı medya sitelerinin engellenmesini ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirme konusuna gelince, uluslararası kriterlere uygun olarak, geçmişte de şiddete teşvik eden, kışkırtıcı yayın yapan ve terörü destekleyen medya kuruluşlarına sansür uygulanmıştır. Katar tarafından desteklenen medya kuruluşları, DAEŞ gibi terör örgütlerinin web sitelerinin engellenmesi bu kapsamda olmuştur. İran zaten terör literatürü ve planlarının propagandası işini üzerine almıştır. Suudi Arabistan Krallığı, basın ve ifade özgürlüğüne saygılıdır, ancak Doha'nın açıktan ve gizliden yönettiği TV kanalları ve gazetelerin çoğunu özgür basın olarak adlandırmak mümkün değildir. Suudi Arabistan Krallığı yönetimi, kaynağı ve uyruğu ne olursa olsun, şiddeti ve terörü teşvik ettiği tespit edilen herhangi bir siteyi engellemektedir. Ne yazık ki Doha, bölgemizde ve Avrupa'da bu planların ve sitelerin en büyük destekçisi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca sansür politikası Suudi Arabistan Krallığı'na özgü değildir. Tüm dünya ülkelerinde söz konusudur. Örneğin Fransa, Hizbullah'a bağlı el-Menar TV gibi birtakım TV kanalı ve internet sitesini engellemiştir.

Kaynak: Daily Sabah Arapça

BİZE ULAŞIN