Lübnan o soruyu soruyor: Başbakanımız nerede?

Lübnan o soruyu soruyor: Başbakanımız nerede?

Suudi Arabistan’da, 4 Kasım’da yaptığı açıklama ile istifasını sürpriz bir şekilde duyuran Saad Hariri başbakanı olduğu ülkeye hâlâ dönmedi. Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun, Hariri'nin istifasını ülkeye dönerek kendisine gerekçeleriyle birlikte sunmadan kabul etmeyeceğini açıklayarak bir süredir yurt dışında olan başbakanı ülkeye davet etti. Lübnan basını ise başbakanın Suudi Arabistan tarafından rehin alındığı yorumunu yapıyor.

  • Dünya
  • Perşembe 09.11.2017 11:00

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da istifa eden Saad Hariri, 1970 Riyad doğumlu. Lübnan'da muhalif basının, Lübnan vatandaşlığının yanı sıra Suudi Arabistan vatandaşlığına da sahip olması nedneiyle 'Suudi Hariri' olarak isimlendirdiği Saad Hariri'nin bir haftadan uzun süredir ülkeye dönmemesi Arap basında birçok söylentiye yol açtı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun, Hariri'nin istifasını ülkeye gelmeden kabul etmeyeceğini ve cumhurbaşkanlığı makamının Hariri'yi hâlâ başbakan olarak kabul ettiğini açıkladı. Lübnan Meclis Başkanı Nabih Berri ise istifaya rağmen Hariri liderliğindeki koalisyon hükûmetinin görevine devam ettiğini duyurdu.

Bağımsız bir ülkenin başbakanının istifasını başka bir ülkenin televizyonlarında duyurarak ülkesine geri dönmemesi ve istifasını cumhurbaşkanına yüzyüze sunmaması Lübnanlıların bir bölümünde 'aşağılayıcı' bir davranış olarak yorumlanıyor.

‘HAYATIM TEHLİKEDE’ DEDİ İSTİFA ETTİ

Hürriyet'in haberine göre Lübnan'daki Şii ve Maruniler tarafından Suudi Arabistan'ın etkisi altında bulunmakla suçlanan Saad Hariri, Sünni Arap basınında ise Hizbullah ve İran'ın etkisi altında gereğinden fazla girmekle, Hizbullah üyeleriyle birlikte hükûmeti yönetmekle ve İran bağlantılı ticari faaliyetlere girmekle suçlanıyor. Öyle ki, istifa ederken İran ve aynı kabinede bulunduğu Hizbullah üyelerine yönelik kullandığı sert sözler, yakın çevresindeki politikacılar tarafından bile fazla sert bulundu.

ABD merkezli The New York Times gazetesi, "Saad Hariri nerede? Lübnan bilmek istiyor" başlıklı makalede, "Siyasi analiz yapmanın neredeyse hobi olduğu ve -basitleştirmek gerekirse- politik gücün Hariri'nin Sünni ve Suudi destekli partisi ile İran destekli Hizbullah arasında olduğu bir ülkede hemen Hariri'nin isteği dışında bir ülkede tutulduğuna yönelik spekülasyonlar yayıldı. Hariri, Suudi Arabistan ve Lübnan vatandaşlığına sahip ve 'Fars Körfezi krallığında' geniş iş yatırımlarına sahip" ifadeleri kullanıldı.

"REHİNENİN HAYATTA OLDUĞUNU İSPATLAYAN FOTOĞRAFLAR"

Haberde Lübnanlıların bir kısmının aklında olan soru dile getirildi. Hariri, 5 ve 6 Kasım tarihlerinde Twiter'dan yaptığı görüşmelere ilişkin fotoğraflar paylaşmasına rağmen, bu durum bile şüpheyle karşılanıyor...

"Hariri, belki de bu söylentilerin önüne geçmek isteyerek, Twitter'a Suudi Arabistan Kralı ve Suudi Arabistan'ın yeni Lübnan elçisi ile fotoğraflarını koydu. Ancak sosyal medyadaki yorumcular- ve Lübnanlı-İngiliz komedyen Karl Sharro -mizahta gecikmedi ve bu fotoğrafları rehinenin hayatta olduğunu ispatlayan fotoğraflarla karşılaştırdı."

Pan-Arap Ashark el Awsat gazetesi ise Batılı istihbarat örgütlerinin Hariri'yi suikast hazırlığı konusunda bilgilendirdiğini yazdı. Hariri'ye yakın yetkilileri kaynak gösteren gazete, "Kaynaklar kendisine karşı hazırlık yürülen suikast girişimi konusunda Hariri'yi uyardı" ifadesini kullandı.

TÜRKİYE'DEN LÜBNAN'A DESTEK AÇIKLAMASI

BEYRUT'A DÖNÜYOR SÖYLENTİLERİ YALANLANDI

Hariri'nin 4 Kasım'daki istifasının ardından Hariri'nin önce Abu Dabi'ye sonra ise Bahreyn'e gideceği açıklanmıştı. Ancak Hariri'ye yakın Future TV, Abu Dabi ve Bahreyn ziyaretlerinin ardından Hariri'nin Beyrut yerine Riyad'a döneceğini duyurdu. Dün gece Hariri'ye ait özel uçağın Riyad'dan hareket ederek Beyrut'a gittiği yönündeki söylentiler ise Hariri'nin lideri olduğu Mustakbel Hareketi milletvekili Akab Sakr iddiaları reddetti.

Hariri'ye yakın olduğu bilinen ve İçişleri Bakanlığı görevini yürüten Nohad Mahnuk ise Suudi Arabistan'dan bağımsız olarak Hariri'nin Hizbullah ile kurulan hükümetten rahatsız olması gerekçesiyle istifa ettiğini belirtti. Mahnuk buna karşı istifasının ardından Hariri ile hiç görüşmediğini ifade ederek istifanın hemen öncesi ve sonrası hakkında yeterli derecede bilgi sahibi olmadığını ima etti.

Al Akhbar'ın 'El - Rehine' manşeti

SUUDİLERDEN ÇOK GÜÇLÜ MESAJ: SONUÇLARINA KATLANIRSINIZ

Financial Times gazetesinden Timothy Ash tarafından yazılan "Saad Hariri'nin ayrılığı Suudi'lerden güçlü bir mesaj" isimli makalede, "Riyad'dayken görünüşe göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman altında yeni yönetimin emriyle sürpriz bir şekilde istifa etmesi birçok farklı seviyede mesajlar göndermek için dizayn edilmiş gibi görünüyor" ifadesi yer aldı.

Ash'ın makalesine "Lübnanlılara gönderilen mesaj, Irak'ta Suriye'de ve artarak Lübnan'da bulunan İran hâkimiyetine Suudi Arabistan ve İsrail tarafından tahammül edilemeyeceğidir. Lübnanlılar ya İran etkisini durdurmak için çalışmalılar ya da bunun sonuçlarına katlanmak zorundalar. Buna askeri operasyon ya da finansal karşıklıklar dâhil olabilir. Suudiler Hizbullah ve İran finans hareketlerine aracı olmakla suçlanan Lübnanlı bankaların ABD yaptırımlarına maruz kalması konusunda Lübnan'ı uyarıyor olacak. Suudi Arabistan ve ABD hızlı ve koordineli hareket etmesi durumunda vaziyet hızlı bir şekilde kötüleşebilir" ifadesini kullandı.

Hariri, güvenlik gerekçeleri nedeniyle uzun süre Lübnan dışında yaşadıktan sonra 2009-2011 arası ülkede başbakanlık görevini yürütmüştü. Babası Refik Hariri'nin 2005 yılında suikaste kurban gitmesinin ardından Mustakbel (Gelecek) Hareketi'ni kurarak siyasete atılan Hariri, Suudi Arabistan merkezli yapı firması Saudi Oger'in ortağı. 11 ay önce Hizbullah'ın siyasi kanadıyla hükûmeti kuran Hariri'nin ardından Lübnan'ın siyasi geleceğinin nasıl şekilleneceği büyük bir muamma.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise Hariri'nin istifasını Suudi Arabistan'ın dayattığı bir karar olarak nitelemişti. Nasrallah, kararın alınış biçiminin Hariri'nin sorunlarla mücadele etme yöntemini yansıtmadığını söyledi. Lübnan basınında Hariri'nin İran'ı ve Hizbullah'ı suçlayarak istifa etmesinin 'mantıksız' olarak görülmesine gerekçe olarak, Hariri'nin istifa etmeden bir önce İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in sözcüsü Ali Ekber Velayeti ile Beyrut'ta görüşmesi gösteriliyor.

Lübnanlı gazeteci İbrahim Avad, "Olayların sırası ve Hariri'nin istifasından önceki görüşmeler mantığa aykırı. Bir gün İranlı bir liderle görüşerek, sonraki gün İran'ın Lübnan'dan elini çekmesini talep edemezsin" yorumu ile bu konudaki eleştirileri dile getiriyor.

1982 yılında İran Devrim Muhafızları tarafından İsrail-Lübnan savaşı sırasında kurulan Hizbullah'ın askeri gücünün Lübnan ordusunun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı Tamer el Sabhan, Hizbullah'ın hareketleri sebebiyle Lübnan'ı savaş ilan eden ülke olarak görecekleri yönündeki açıklamasına Hizbullah ve Lübnan hükûmeti tarafından cevap verilmedi.

HARİRİ'NİN ARDINDAN

Hariri'nin istifasının ardından hükûmetin çökmemesi için Lübnan'ı uygun bir başbakan bulma bulma süreci bekliyor. Güç paylaşımını mezheplere göre ayrıştıran Lübnan Anayasası'na göre başbakan Sünni olmak zorunda... Ülkede önemli bir politik ve askeri gücün sahibi Hizbullah'ın kendisiyle çalışmayı kabul edecek ve Sünni toplum içinde kabul gören bir aday için müzakere etmek isteyeceği tahmin ediliyor. Lübnan Amerikan Üniversitesi'nden Halim Şebaya ise Hizbullah'ın Suudi Arabistan'ın desteği olmadan göreve gelebilecek bir Sünni politikacı bulma ihtimalinin imkânsıza yakın olduğuna dikkat çekiyor. Lübnan'ın önünde uzanan bir başka ihtimal ise ülkeyi gelecek yaz ayında düzenlenecek seçimlere kadar götürmesi beklenen ve eski başbakan Nacip Mikati ya da Tammam Salam tarafında yönetilen bir teknokrat hükûmetinin kurulması....

BİZE ULAŞIN