"Suriye'deki gerilim 3. dünya savaşını ateşleyebilir

Suriye'de kimyasal silah kullanımının ardından ABD ve Rusya arasında meydana gelen gerilimin 3. Dünya savaşının çıkması ihtimalini gözler önüne seriyor. Rusya ve İngiltere arasında gelişen ajan Skripal krizi Avrupa ülkeleri ve ABD'nin peşpeşe rus diplomatları sınır dışı etmesine sebep olmuştu. Rusya'ya karşı oluşan bu kutuplaşmanın Suriye'deki Doğu Guta şehirnde Esad rejimi tarafından yaplan kimyasal katliam ile yeni bir boyut kazandığı görülüyor. Rusya'nın defalarca yinelediği 'provokasyon' iddialarına rağmen ABD bir müdahalenin kaçınılmaz olduğunu dile getirdiği ve BMGK'ya yönelik oylama baskıları neticesinde ABD'nin olası bir saldırısına Rusya'nın da karşılık vermesi ile birlikte bölgede 3. dünya savaşının Suriye'de başlama ihtimalini akıllara getiriyor

Suriye'deki gerilim 3. dünya savaşını ateşleyebilir

Suriye'de rejimin ablukası altındaki Doğu Guta'da düzenlenen kimyasal silah saldırısı, dünyayı ayağa kaldırırken ABD, Şam yönetimine karşı askeri müdahale hazırlığına başladı. Rusya ve İran, Esad rejimine yönelik bir komplo kurulduğu iddiasında bulunurken dış politika uzmanlarına göre ise taraflar arasında çıkması muhtemel bir çatışma üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

SALDIRININ ANKARA'DAKİ ÜÇLÜ ZİRVE SONRASI OLMASI DİKKAT ÇEKİCİ

Gelişmeleri değerlendiren dış politika uzmanları kimyasal saldırının, Türkiye- İran-Rusya arasındaki zirvenin hemen ardından yaşanmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, Ankara zirvesinde ortaya konan siyasi barış süreci iradesinin baltalanmak istendiğini vurguladı.

İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis'in "NATO, müttefikler ve Katar'ın da içinde olacağı bir koalisyonla BM kararına ihtiyaç duyulmadan Suriye'ye müdahale ederiz' açıklamasının çok uluslu bir kara harekatı anlamına geldiğini söyledi.

LAVROV'UN KÜSTAH AÇIKLAMASI

Türkiye'nin ABD ile yeniden masaya oturabileceğini savunan Caşın, "Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un 'Türkiye, Afrin'i Esad'e teslim etmeli' mesajı ABD ile Rusya arasında ciddi bir pazarlığın mevcut olduğunu gösteriyor. Bana göre Menbiç'e harekat başladı. Bu da Türkiye ile ABD arasında bir yakınlaşmanın ve hatta belki de Türk kara gücünün bu operasyona katılabileceğini gösteriyor." dedi.

Prof. Dr. Caşın, Doğu Guta'daki kimyasal saldırı sonrası Ankara'dan yapılan açıklamalara bakıldığında Türkiye'nin, uluslararası koalisyonun yanında yer alacağının görüldüğünü ifade ederek şunları kaydetti: "Bu operasyon Suriye'de yeni bir sürecin başladığını gösteriyor. Birinci süreç savaşın başlaması, göç olayı ve bombardımanların devam etmesiydi. İkinci süreç Rusya'nın bölgeye askeri anlamda yerleşmesiydi, dördüncü ve beşinci süreç Astana görüşmeleri ile ateşkes, normalleşme ve siyasi geçiş yollarının aranmasıydı. Ancak ABD şimdi yeni bir süreç başlatmak üzere. Bu yeni sürecin de asgari 5 yıl devam edeceğini düşünüyorum."

''HEM HAVA HEM KARA HAREKATI GÜNDEMDE''

Caşın, Suriye'deki son gelişmenin, Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı'na getirdiği John Bolton ile yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun sahaya dönüşünün bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, Trump'ın Esed'e karşı harekete geçmemesi durumunda ABD'nin Ortadoğu'da hiçbir prestijinin kalmayacağını kaydetti.

Amerika'nın her halükarda hem hava hem de karadan operasyon yapacağını öne süren Caşın, "İngiltere ve Fransa ABD'nin yanında yer alacak. Katar ve diğer Körfez ülkelerinin de Suriye'de operasyona katılacağını şimdiden söylemek mümkün. Bununla beraber USS Donald Cook adlı destroyerin Kıbrıs'tan Lazkiye açıklarına doğru hareket etmesini bir toma-hawk füze saldırısı yapılacağının da işareti olarak görebiliriz." diye konuştu.

"PUTİN KÖŞEYE SIKIŞTIRILMAK İSTENİYOR"

Caşın, Rusya'nın bu saldırılara karşılık vermesi durumunda, Doğu Akdeniz'de Rus ve ABD donanma gemilerinin karşı karşıya gelebileceğini ama bu iki büyük devletin sadece Suriye'deki insanlar için birbirleriyle savaşacağını zannetmediğini söyledi.

RUSYA UKRAYNA'DA HAREKETE GEÇTİ

Prof. Dr. Caşın şunları kaydetti: "Suriye'de bu gerilim yaşanırken Rusya, Doğu Ukrayna'daki tanklarını harekete geçirdi. Bu da Rusya'nın Batı karşısında elinin tek taraflı olmadığını gösteriyor. İngiltere, Rus casusun zehirlenmesi konusunda Rusya'yı suçlayacak bir delil sunamadı, Doğu Guta konusunda da saldırıyı Esed'in yaptığına yönelik bir delil ortaya konmuş değil. Birileri bu saldırı bahanesiyle Rusya'yı, bilhassa ustalık dönemini yaşayan Putin'i köşeye sıkıştırmak istiyor olabilir.

Türkiye Esad'e karşı uluslararası koalisyonun yanında yer alacaktır. Ankara'nın bu son gelişmeye göre dış politikasını ve askeri stratejilerini yeniden gözden geçirip tanzim etmesi gerekecektir. Türkiye uluslararası kimyasal silahların imhasına taraf olan bir ülkedir. Başlaması an meselesi olan 'harekat, 600 bin insanın öldüğü, 6 milyon insanın da mülteci duruma düştüğü bir savaşı bitirmeye yetecek mi' diye sorarsanız cevabım 'hayır' olur. ABD ile Rusya geri adım atmaz da karşı karşıya gelirse bu nükleer bir üçüncü dünya savaşının başlangıcı olur."

''SİYASİ ÇÖZÜMÜN ÖNÜ KESİLDİ''

Ankara Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) Başkanı ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz, Türkiye-Rusya arasında ne zaman kritik toplantılar yapılsa bir şekilde farklı bir olayla gündemin değiştirildiğini söyledi.

Uluslararası aktörlerin sivillerin zarar görmesinden çok sürdürdükleri soğuk savaşta üstünlük kurma yarışına odaklandığını kaydeden Yılmaz, "Bu olayda ABD'nin Rusya ve Esed'i suçladığını görüyoruz. Esed ise muhalifleri suçluyor. Avrupa Birliği ülkeleri suçlu aramakta tereddüt yaşıyor. Muhalifler ise Esed'i suçluyorlar. Herkesin bir suçlusu var. Peki, bu durumdan zarar gören halkın durumunu ortaya koyan kim var?" ifadelerini kullandı.

"KAOS ABD'NİN İŞİNE GELİYOR"

Yılmaz, dünyada uluslararası hukukun işlemediği, terör örgütlerinin ülkelere göre değiştiği, BM'nin çaresizce olanları izlediği bir dönem yaşandığına dikkati çekti.

Uluslararası aktörlerin birbirleriyle olan sorunlarını Suriye üzerinden çözmeye veya birbirine üstünlük kurmaya çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: "Uluslararası aktörler birbirleriyle olan sorunlarını Suriye üzerinden çözmeye veya birbirine üstünlük kurmaya çalışıyorlar. Esad ısrarı Suriye'de çözümsüzlüğün ana nedenlerinden birisi haline geldi. Diğer taraftan Esad'in iktidarda kalması İran, Rusya, İsrail, ABD gibi ülkelerin hepsinin işine gelen bir süreç. Ankara zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özellikle sivil anayasanın bir an önce yapılmasını ve seçimlere gidilmesini istemesi aslında bu durumun yaşanabileceğine dair öngörü sahibi olduklarını da gösteriyor. BM çatısı altında kurulan Cenevre süreci bir türlü işletilmiyor. ABD'nin Suriye'de gerçekten barış isteyip istemediği ise şüpheli. Kaos ABD'nin işine geliyor. Bu kaos sayesinde hem silah satışını artırıyor hem de bölge ülkelerini İran korkusu üzerinden baskı altına alıyor."

"RUSYA, ABD'YE KARŞILIK VERİRSE YIKIM OLUR"

Prof. Dr. Salih Yılmaz, Ankara üçlü zirvesinden çıkan siyasi barış sürecinin hızlandırılması kararlılığının Esad'in hiç istemediği bir durum olduğunu ifade ederek, "Bu haliyle Esad'in, Rusya'dan bağımsız kimyasal saldırı yaparak Suriye'de savaşın bitmemesine yönelik adım atması muhtemeldir. Çünkü siyasi barış süreciyle Esed'in varlığı tehlikeye giriyor." ifadelerini kullandı.

HER AN SICAK ÇATIŞMA GERÇEKLEŞEBİLİR

Esad'in bir şekilde Rusya ile ABD'yi karşı karşıya getirerek varlığını garanti altına almak istediğini iddia eden Yılmaz, "Zaten kimyasal saldırı sonrası İsrail'in hava saldırısında İranlı askeri uzmanların da öldüğünün açıklanması bölgedeki hedefleri belirginleştiriyor. ABD'nin savaş gemileri ve denizaltılarının Suriye deniz sahasına doğru ilerledikleri, İncirlik'teki askeri hareketliliği düşündüğümüzde her an sıcak çatışma gerçekleşebilir. Burada Rusya'nın atacağı adımlar çok önemli. Muhtemel bir ABD saldırısına karşılık verirse bölgede önü alınamayacak bir yıkım gerçekleşebilir. Çünkü bir hafta içinde bölgeye Rusya'nın da önemli askeri takviyeler yaptığını biliyoruz." değerlendirmesini yaptı.

"TÜRKİYE, SURİYE TEZİNDE TUTARLI"

"Türkiye'nin uzun süredir 'Suriye'de Esad ile barış olmaz' tezinin ne kadar tutarlı olduğu bu olaylarla daha iyi anlaşıldı" diyen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu: "Çünkü Esed hem kendi başına hareket ettiği gibi hem de birçok ülke tarafından kullanılabilecek bir aktördür. Esad'in kimyasal saldırı adımı hem Rusya'nın bölgedeki etkinliğini kırma hem de Türkiye'nin Menbiç operasyonunu engelleme sonuçları doğurabilir. Çünkü ABD'nin saldırı kararı alması halinde NATO'nun devreye gireceğini, bir kısım Avrupa ülkelerinin de Suriye'ye aktör olarak döneceğini unutmayalım."

"ADI KONULMAMIŞ DÜNYA SAVAŞI YAŞANIYOR"

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Tomar da ABD'nin Suriye'ye müdahale konusunda yaptığı açıklamalarla ilgili "Rusya, ABD'nin muhtemel saldırısında hava sahasını açmazsa, ABD'ye karşılık verirse çok vahim sonuçlar doğabilir. Zaten uzun zamandır bölgede adı konulmamış bir dünya savaşı var." dedi.

Suriye hava sahasının Rusya tarafından kontrol edildiğini, Rusya'nın inisiyatifi dışında ABD'nin orada bir harekette bulunmasının oldukça zor olduğunu belirten Tomar, "Suriye'de şayet ABD böyle bir müdahaleye karar verirse, Rusya'nın tutumu çok hayati önem taşıyor. Suriye üzerinden herkes bilek güreşi yapıyor. Bölge büyük bir savaşa sürüklenebilir." dedi.

İRAN DA KİMYASAL SİLAH İDDİALARINA İNANMIYOR

Prof. Dr. Tomar, İsrail- İran, ABD- İran mücadelesinin de Suriye üzerinden devam ettiğine dikkati çekerek, "İran Dışişleri Bakanlığının 'kimyasal silah' iddialarının olgulara dayanmadığını ve Batı tarafından Şam hükümetine karşı askeri tavır almanın bahanesi olarak kullanıldığına dair açıklaması da ciddi bir tepkidir. Dolayısıyla Rusya kadar İran'ın vereceği karşılık da belirleyici olacaktır." dedi.

"TÜRKİYE KRİTİK BİR NOKTADA"

Prof. Dr. Cengiz Tomar, ABD'nin Suriye'ye olası müdahalesinde Türkiye'nin konjonktür olarak kritik bir noktada durduğunu söyledi.

Türkiye'nin hem ABD-NATO müttefiki olması hem de Suriye bağlamında Rusya ve İran ile iş birliği içinde olduğunu hatırlatan Tomar, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye kritik bir noktada duruyor. Ve buna göre politikalar belirlemek zorunda kalacaktır. Türkiye'nin Rusya ile iş birliği yapması bir süreç sonunda gerçekleşti. Çünkü ABD bu konuda Türkiye'yi yalnız bıraktı. Bu süreçte DEAŞ saldırıları, PKK ile hendek çatışmaları, 15 Temmuz darbe teşebbüsü oldu. Türkiye pek çok badire atlattı. Doğal olarak bir politika değişikliği yapmak zorunda kaldı. Türkiye, Suriye rejimine karşı olduğu gibi ABD'nin hamisi olduğu YPG/PYD'ye de karşı. Türkiye'nin ABD'nin düzenleyeceği operasyona yönelik tavrını ABD'nin PYD'ye verdiği desteği çekip çekmeyeceği belirleyecek."

BİZE ULAŞIN