Sanatla dolu 50 yıl

Ömrünün 50 yılını sanata adayan Çağdaş Türk Resim Sanatı’nın usta ismi Ressam Ergin İnan, Hukuk Fakültesi’nden güzel sanatlara uzanan hikayesini Egeli Sabah’a anlattı

Sanatla dolu 50 yıl
Çağdaş Türk resim sanatı ustası Ergin İnan, sanat hayatının 50. yılını İzmir'de kutluyor. Sanatla dolu yolculuğuna Malatya'dan çıkan İnan'ın çocukken oyunlarına eşlik eden böcekler, resimlerinin vazgeçilmez figürleri oldu. Malatya'dan ilk uzaklaşması, onu sanat okumak istemesine rağmen Hukuk Fakültesine yazılmak zorunda bırakan üniversiteye giriş sınavları oldu. İlk yılın sonunda Hukuk Fakültesi'nden ayrılıp, Tatbiki Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girdi. Resimleri birçok ülkedeki müzelerde yer buldu. Restorasyon çalışmalarına katıldığı Topkapı Sarayı'nda sergisini gezdiği esrarengiz ressam Mehmed Siyah Kalem'den etkilenerek başladığı sanat yaşamının 50. yılında Ekol Sanat Galerisi'nde muhteşem bir sergi açan Ergin İnan ile ödüllerle dolu sanat hayatını konuştuk.
Resme ilginiz ne zaman başladı?
- Çocukken topraklara resim çizerdim. Bahçede böceklerle oynardım. Lisede bir Atatürk resmi mi, Mevlana resmi mi yapılacak hep ben yapardım. Yeni Adım Dergisi çıkartıyorduk, onun kapak sayfasını ben yapıyordum.
Çocukken böceklerle oynadığınız için mi böcekler var resimlerinizde?
- Herhalde bilmiyorum. Salzburg yaz akademisini kazanmıştım. Türkiye'ye ailemi ziyarete geldiğim sırada hocama mektup yazarken yerde kımıldayan böceği görünce çizmeye başladım.
Az daha hukukçu olacakmışsınız?
-Hukuk Fakültesi'ne mecburen girdim. Aslında, güzel sanatları istiyordum. Puanım hukuku tuttu ve girmek zorunda kaldım. Sonra Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmek için müracaat ettim, 'Sizi buraya alabilmemiz için hukuktan sınıf geçeceksiniz" dediler. Araya çok kişiyi soktum ama sınava almadılar. Bende bunun üzerine Tatbiki Güzel Sanatlar'a yani bugünkü Marmara Üniversitesi'ne başvurdum
Resimlerinizde hocalarınızdan mı etkilendiniz?
- Tatbiki Güzel Sanatlar'da Karl Schlamminger hocam çok farklıydı ama asıl beni resim dünyamda etkileyen Mehmet Siyah Kalem'dir. 62 yılında Topkapı Sarayı harem dairesini restore etmemiz için görev verildiğinde, sergisi vardı. Gün ışığına çıkarmışlardı Mehmet Siyah Kalem'i. Çok farklı bir ekspresyonu olan desen anlayışı içinde figürlerle karşılaştım ben orada.
Tanınmaya ne zaman başladınız?
- İngiltere Cleveland Bienali'nde en büyük ödülü aldım ardından Alman DAAD'nin 83 yılında bursunu alarak Berlin'e gittim. Sonra ilk büyük sergimi yaptılar. 88'de Bayer firması Leverkusen'e davet etti. Bir yıl orada yaşadık. Onlar büyük bir sergimi yaptı. Orada resimlerimin hepsi satıldı. 2000'de Modern Art Müzesi'nde Belçika'da büyük bir sergi gerçekleştirdim.
Tablolarınız en çok kazandıranlar arasında...
- Geriye baktığımda, 50 senede çok şey yapmışım. Belki o belli bir satış ortamının doğmasına neden oldu. Eskiden hiç resim satamazdık. Ama yapardık.
2007 sizin hayatınızda bir kırılma noktası mı oldu?
- Evet, o dönemde eşimden ayrıldım. Zor bir dönem geçirdim.
Eski resimlerinizi beğeniyor musunuz?
- İlk dönem resimlerinde çok ayrıntılı çalışmalarım var. Kılı kırk yaran detaycı bir üslupla çalışıyordum. O zamanlar gelip gidip çalıştığım eser iki senede bitti. O resim Almanya'da bir yere gitti. Sonradan duydum ki bir müzayedeye çıkıyor. Birilerini gönderdim müzayedeye ama alamadılar verdiğim fiyata.
Dijital tekniğe bakışınız nedir?
- Gençler dijital teknikle bir sürü şeyi yapar oldu. Bizler hep hayal ederek resim yaparız. O hayal dünyamızda şekil de vardır renk de vardır. Bunu nasıl harmanlayacağımızı düşünürüz hep. Ama bugünkü dijital ortam gençlere kolaylık sağladı.
Dijital resim fırça izinin görüldüğü resim kadar tat verir mi?
- Ben akrilik boya tekniğini, onun üzerine kurduğum yağlıboya tekniğini kullanıyorum. Duygularımı dışa vurmak istiyorum. Bugün o dijital ortam bunları alıp götürüyor. Olay içten geleni dışa vurmak.

Berrin BİRER
BİZE ULAŞIN