Özgür KAYNAR: Atamız diyor ki...

  • Egeli Sabah
  • Çarşamba 27.07.2017
Milli Mücadele'nin en kritik günleri...
Başkomutan Mustafa Kemal kumandasındaki Türk Ordusu, imkansızlıklara rağmen kurtuluş destanı yazıyor.
Sakarya ve Eskişehir'den püskürtülen işgalcilerin vatan topraklarından tamamen temizlenmesi için Büyük Taarruz'a hazırlanılıyor.
Millet kurtuluş için sabırsızlanıp varını yoğunu ortaya koyarken, planları bozulan küresel güçler fitne silahını bir kez daha çekiyor.
İçerdeki işbirlikçiler sahaya sürülüyor, Milli Mücadele ruhunu yok etme amaçlı yalanlar ortaya atılıyor, algı operasyonu yürütülüyor.
Mustafa Kemal, çatlak seslerin Meclis'ten de yükselmesi üzerine, 4 Mart 1922 akşamı gizli oturumda kürsüye çıkıyor.
Nutuk'ta detaylarıyla kaleme aldığı Meclis'teki tarihi konuşmasında, "Orduyla, savaşla, direnmeyle bu işin içinden çıkılmaz biçimindeki, kaynağı dışarıda bulunan öğütlere uymakla vatan ve millet kurtarılamaz. Bunun tersini düşünerek iş göreceklerin acılı sonuçlarla karşılaşacaklarına kuşku yoktur" diye uyarıyor.
Atatürk, birlik ve beraberliğin önemine şöyle değiniyor:
"Temel olan iç cephedir. Ülkeyi temelinden yıkan, milleti tutsak kıldıran, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, iç cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bu amaçla içimize dek sokulabilen arabozucu mikropların, ajanların bulunduğunu ileri sürmek yersiz değildir!" Mustafa Kemal, milletin kurtuluş inancını yıkmak, ordumuzun moralini çökertmek amacıyla oynanan oyuna özellikle Meclis'in gelmemesi gerektiğini de dile getiriyor:
"Meclis'in anlayışı ve duruşu, düşmana umut vermedikçe iç ve dış cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatılamaz.
Meclis'te bir ya da birkaç üyenin karamsarlık aşılayan sözlerinden bile bize karşı yararlanma yolları arandığına kuşku edilmemelidir." Ulu Önder, o tarihi konuşmasından sonra Büyük Taarruz için cepheye geçiyor ve bağımsızlığı getiren son emri veriyor.
O günlerin neredeyse bir asır sonrasında, günümüzde olup bitenler, Milli Mücadele'nin de, istiklalimize ve istikbalimize karşı oynanan kirli oyunların da sürdüğünü göstermiyor mu?
Atamızın kritik uyarıları, geçerliliğini ve önemini bugün de korumuyor mu?

KİME YARAR SAĞLIYOR?
Ortadoğu'yu taksim planlarından vazgeçmeyenler yüzünden ülkemizin dört bir yanı ateş çemberiyle çevriliyken...
Kadim devletimizi tarihten silmenin hedeflendiği 15 Temmuz'un olumsuz etkileri tam olarak bitmemişken...
Bize karşı savaşın en namerdini yapan terör örgütleri, şer cepheleri ilk kez dize getirilmek üzereyken...
İstiklalimizi ve istikbalimizi korumaya, kanlı ve kirli oyunları bozmaya ant içen devletimiz, beka mücadelesi veriyorken...
Atamızım dediği gibi Milli Mücadele azmini, birlik ve beraberliği, iç cephemizi sarsacak sözler ve eylemler kime hizmet ediyor?
Mücadeleyi zafiyete uğratma, devletimizi zora sokma pahasına yapılan muhalefet kime, ne yarar sağlıyor?
BİZE ULAŞIN