Özgür Kaynar: Ekonomide de milli duruş

Ülkemizi köşeye sıkıştırma operasyonlarının iktisadi cephede de yapıldığını görmeyen yoktur sanırım.
Ekonomik kriz ve devalüasyon söylentilerini dillerine dolayanlar da acıdır ki bu çevrelerin değirmenine su taşıyor!
Döviz kurlarındaki ve faizdeki artışa bağlı olarak talepteki azalma nedeniyle iç piyasada daralma yaşandığı malum.
Ekonominin yılın 3'üncü çeyreğinde yüzde 11.1 büyümesi tüm bu spekülasyonları tersyüz etmesi açısından önemli.
Ekonomi kurmayları tarafından dönemsel ve spekülatif olduğu vurgulanan kur ve faiz baskısı hafifledikçe iç piyasa da rahatlayacaktır.
Ancak burada hepimize önemli görevler düşüyor...
ÖNCELİKLE ŞU İYİ BİLİNMELİ:
Kur ve faiz ne kadar yükselirse, hepimiz o kadar fakirleşiriz; cebimizdeki para da, kazancımız da, yatırımlarımız da o nispette değer kaybeder, risklerimiz ise artar!
Kur ve faiz geliri belki kısa dönemde kazanç kapısı gibi görülse de uzun dönemde ve ülkenin tamamını ilgilendiren büyük fotoğrafa bakıldığında kaybettirir, üstelik de herkese!
Yani, dövize talepte bulunanlar nedeniyle tarlasında çalışan çiftçi de, ekmek teknesini bekleyen esnaf da, işçisi de, işsisi de, kundaktaki bebeğe kadar toplumun tamamı zarar görür, üstelik onlar dövize ellerini dahi sürmeseler bile!
İşte bu yüzden...
Yabancı parayı bir tasarruf ve yatırım aracı olarak görmekten artık tamamen vazgeçmeliyiz!
Bir diğer konu ise dövize değer katan ithalat!
Yurtdışından ne kadar mal, ürün ya da hizmet satın alırsak, ödemeyi döviz cinsinden, çoğunlukla dolarla yapmak zorunda kalacağımız için yabancı para birimlerine artı değer sağlamış oluyoruz.
(Bu aralar yabancı internet sitelerinden vergisiz alışveriş çılgınlığına tutulanlara özellikle duyurulur!..) İthalatın ödemeler dengesini bozmasının yanında bir de yerli üretime olumsuz etkisi var, o da ayrı bir mesele, çifte darbe kısacası!
EN BAŞA DÖNERSEK...
Bu aralar durgunlaştı diye dert yandığımız piyasanın canlanması ve hep canlı kalması, büyümeye, daha doğrusu hepimizin zenginleşmesine bağlı.
Çözümün vatandaşa bakan tarafında da milli paramıza sahip çıkmak ve talepte önceliğimizi yerli ürünlerden yana tutmak duruyor...
Özetle...
'Refah ekonomisi' yönetiminde sadece hükümetlerin ve ekonomi bürokratlarının yaptıkları yetmiyor, vatandaşa da önemli görevler düşüyor.
İşte bu gerçeğin bilincinde olursak ve ekonomide de milli duruş sergileyerek bunun gereğini yerine getirirsek...
Kriz çığırtkanlığı yapanlar ve spekülasyon peşinde koşanlar meydanı öyle boş bulamazlar!..
DİPNOT: İzmir iş dünyası topluma bu yönde çağrıda bulundu, doğrusu çok da yerindeydi. Paramız ve yerli mallarımız kıymet görsün diye o çağrıya ben de katkıda bulunmak istedim...

BİZE ULAŞIN