Diyanet'ten Kur'an dersi yorumu

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, din eğitimi konularının bir ayrışma konusu olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in hayatının ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulmasıyla ilgili, ''Müslüman bir ülkede herhangi bir insanın isteğine bağlı olarak çağdaş okul ortamında İslam dininin en temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'i ve anlamını öğrenme talebi kadar makul, masum bir talep olamaz'' dedi.

Görmez, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nce Rixos Hotel'de gerçekleştirilen ''Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu''nun açılışının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in hayatının seçmeli ders olmasını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Görmez, eğitimin bütün çocukları, toplumu ve geleceği ilgilendirdiğini söyledi.

Görmez, 88 yıldır temel eğitim meseleleri konuşulduğu zaman tartışmaların din eğitimine getirildiğini ve din eğitimi tartışmaları üzerinde yoğunlaşıldığını belirterek, şöyle konuştu:

''Öncelikle din eğitimini, Türkiye'de bir ayrışma ve tartışma konusu olmaktan çıkarmamız lazım. Hepimiz biliyoruz ki aslında diğer bütün alanlarda insan hangi bilgiye muhtaçsa din konusunda da o bilgilere muhtaçtır ve din eğitimi konusu çağdaş bütün dünyada hem din özgürlüğünün hem inanç özgürlüğünün, vicdan özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası. Hele hele isteğe bağlı olan bir sistem, bütün dünyada inanç ve din özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiştir.''

Bu tartışmada sadece bir tarafın değil her iki tarafın da Diyanet İşleri Başkanı olduğunu vurgulayan Görmez, Kur'an-ı Kerim'in kendisinin isteğe bağlı öğretilmesine hiç kimsenin karşı olmadığına inandığını söyledi. Görmez, şunları kaydetti:

''Müslüman bir ülkede herhangi bir insanın isteğine bağlı olarak çağdaş okul ortamında İslam dininin en temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'i ve anlamını öğrenme talebi kadar makul, masum bir talep olamaz. Din eğitimi konusunu, asla bir ayrışma ve bir tartışma konusu haline getirmemeliyiz. 88 yıldır zaten birtakım vehimler, korkular, endişeler sebebiyle toplum olarak birbirimizi üzdük, birtakım gönül kırgınlıklarına yol açtık. Bunları tekrarlamamız doğru değil.''

Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşmeyi planlayıp planlamadığının, eğitimi kimlerin vereceğinin ve buna Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir katkısının olup olmayacağının sorulması üzerine ise Görmez, şunları söyledi:

''Henüz o safhada değiliz. Zaten Türkiye'de 50'yi aşkın ilahiyat fakültesi var. İlahiyat fakülteleri gerçekten bilimsel anlamda dünyada çok özgün müesseseler. Hem İslam dininin, İslam felsefesinin, sosyal bilimlerin okutulduğu müesseseler, her türlü pedagojik formasyonun verildiği müesseseler. Türkiye'deki ilahiyat fakültelerinin sayısı bütün bunları karşılayacak durumdadır.''
BİZE ULAŞIN