Çevre sosyolojisi nedir?

Günümüzde giderek artan bir çevre yıkımıyla karşı karşıyayız. İnsanoğlu giderek gelişmekte ve gelişirken de önüne çıkan her şeyi tahrip etmektedir. İnsanlar ilksel dönemlerden beri doğayla iç içe yaşamaktadır

Çevre sosyolojisi nedir?

Doğada bir şekilde izini bırakmaktadır. Ama artık insan ve doğa ilişkisi tek taraflı bir çıkar haline gelmiştir. İnsan doğayı sadece ve sadece kendi çıkarları doğrultusunda kullanmakta ve yok etmektedir.


Dünya bir tüketim devrimini yaşıyor. Eskisine oranla tükettiğimiz şeyler artmış durumda. Çevremize baktığımızda bunu çok rahat bir şekilde görebiliriz. Ve kaynakların kullanımı eşit bir şekilde dağılmamıştır. Zengin ülkeler yoksul, gelişmemiş ülkelere göre daha yüksek imkanlara sahiptir ve çevreye verdikleri zarar diğer ülkelere oranla daha fazladır.


Çağcıl sanayinin gelişmesinden önce, doğa , insan hayatına diğer şeylerden çok daha fazla hükmetmiştir. Günümüzde insanın doğal çevreye saldırısı o kadar yoğun ki, insanın etkinliklerinden etkilenmeyen çok az doğal eylem var (Giddens, 2000).


Kirliliğin sonuçları muhtemelen dünya çapında olacaktır. Yeryüzündeki toplumlar daha önce olduğundan çok daha bağımsız hale geldiler. Günümüzde çevre kirliliği diyince insanlar pek önemsememektedir. Ve "kirlilik" sanki tek bir şeyi kapsıyormuş gibi gelir. Ancak bir çok kirlilikten söz edebiliriz. Unutmamak gerekir ki bu çevre sorunları sadece tek bir bölgeyi etkilemeyecektir,tüm dünya etkilenecektir. Tabii ki en çok etkilenen bölgelerin yoksul ülkeler olacağını söylemek çok da yanlış olmaz. Değişen üretim teknolojileriyle artık çevre krizi de farklı bir boyut almış ve sonuçları da daha tehlikeli hale gelmiştir. Şu sıralar eskisine oranla daha sık duyduğumuz nükleer enerji örneğini verebiliriz. Yenilebilir enerji kaynakları dururken yalnızca enerji lobilerinin zengin etmekten başka bir işe yaramayacak olan nükleer santral ihaleleriyle karşı karşıyayız.


1944-2001 yılları arasında en az bir kişinin yüksek dozda radyasyona maruz kaldığını 420 kaza meydana gelmiştir. Bu kazaların en bilineni olan Çernobil'de milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombaların etkisinin sürmesi gibi Çernobil'in etkisi de binlerce kilometre uzağında hissedilmektedir (Nükleer Karşıtı Platform, 2005).


"Uzay gemisi yeryüzünün" yolcuları olarak nerede yaşarsak yaşayalım, hepimiz çevre kirlenmesinin tehdidi altındayız. Alman sosyolog Ulrich Beck bu durumdan küresel bir risk toplumu yaratmak olarak söz eder (Beck, 1992).


Çevre ve insan ilişkisi giderek arttığına göre ve ortaya bir risk çıktığına göre sosyolojinin konusu olabilir. Çevre sosyolojisi de işe çevre ve toplum arasındaki ilişkiyi inceleyerek başlar. İnsanların doğa üzerindeki yaptığı etkiyi kimse yadsıyamaz.


Bu etki çağcıl sanayi ve teknoloji, farklı toplumsal kurumlarla var olmuştur. Çevre üzerinde bizim etkimizin kökleri toplumdur.

BİZE ULAŞIN