TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Bu dehşetin şokunu yaşıyoruz

Bilge köyündeki katliam sadece Mardinlilerin değil, tüm Türkiye’nin psikolojisini bozdu. Hoşgörü şehri Mardin’in imajı için yıllardır çalışan Mardinli işadamları şimdi bu yarayı nasıl saracaklarının peşine düştü

Hoşgörü şehri Mardin. Geçmişte Zerdüştisi, Yahudisi, Hıristiyanı, Yezidisi, Müslümanı iç içe yaşamış. Dünyada bilinen bir çok ilk, uygarlığın beşiği Mezopotamya'nın Nusaybin'i de içine alan bölgelerde ortaya çıkmış. Bu yörenin insanları yazıyı bulmuş, tekerleği icat etmiş, takvimi ve saati kullanmış. Madenleri işlemiş. İlk kentler ve ilk imparatorlukları kurmuş. Dünyanın ilk kanunları yazılmış. Mardinli iş adamlarının, profesörlerin, sanatçıların, tarihçilerin, arkeologların da müthiş gayretiyle Mardin hak ettiğe üne çok daha yenilerde kavuşmuş aslında. Şehir, onca tarihi zenginliğine rağmen daha yeni yeni yerli yabancı turist çekmeye başladı. İşte şimdi bu güzel kent Mardin, insanın kanını donduran bir katliamla anılmaya başladı. Bilge Köyü'nde çoğunluğu kadın, doğmamış bebek ve çocuklardan oluşan tam 44 kişi bir akşam hiç de beklemedikleri bir anda bu dünyadan acımasızca kopartıldı. Böylesi vahşi katliam sadece Mardinlilerin değil, tüm Türkiye'nin psikolojini bozdu. 20 yıl önce kurulan Mardin Eğitim Vakfı'nın (MAREV) başkanlığını bugün Fehmi Tahincioğlu yapıyor. Bu pazar mikrofonu Fehmi Tahincioğlu ve derneğin Genel Sekreteri Semra Eldem'e tuttuk ve Mardin'i konuştuk.

Sizin çocukluğunuzda Mardin'de ticaret hayatında çok Süryani var mıydı? O zamanlar özellikle el işlerinde; kuyumculuk , telkari işinde çok iyiydiler. Onun dışında terzilik, ayakkabı üreticisi Süryaniler vardı.

Geçmişteki Süryani nüfusu daha fazlaydı herhalde? Öyleydi. Şimdi çok azaldı. Merkezde 250 kişiyi ancak bulur. Midyat yöresinde yoğundu eskiden. Azalmasının sebebi en başta ekonomik koşullar. Biliyorsunuz sadece Mardin'den değil, o yörenin bir çok insanı göç etti. Çok çocuk olduğundan başka da çare yoktu.

Sizin hatırladığınız Mardin nasıl bir yerdi?
Biz Mardin'de hoşgörüyü yaşadık. Hala da yaşıyoruz.

VALİ ANLATAMADI DERDİNİ

Şimdi Mardinliler, korkunç bir katliamın kendi sınırları içinde olmuş olmasının üzüntüsünü yaşıyor. Hoşgörü memleketinde nasıl olur diye. Siz neler söyleyeceksiniz?
Bu dehşetin şokunu yaşıyoruz. Mardin'e hiç yakışmayan bir olay oldu. Çok üzüntülüyüz. Mardinli arkadaşlarla konuşup duruyoruz, bir anlam veremiyoruz. Ama tabii yorum yapmak zor. Çünkü derinlemesine inildikçe bu husumetin sebeplerini göreceğiz herhalde. Yorum için erken diye düşünüyorum. Bana en çok rahatsızlık veren, namaz kılarken insanların öldürülmesi. Annelerin, çocukların üzerine ateş açılması. Devlet şimdi çadır kurmuş, psikolojik tedavi veriyormuş oradaki halka, çoçuklara. Çok sevindim.

MAREV, bugüne kadar binlerce Mardinli öğrenciye burs verdi. Mardin evlerinin restorasyonu için çalışmalar yaptı. Peki şimdi MAREV ne yapabilir? Gördük ki en büyük sorun yine eğitimsizlik…


Bakın aslında Bilge köyünün yakınında tüm o bölge için 500 yataklı bir okul var.

Mardin Valisi kızları ayrı okula göndermek lazım diye bir açıklama yaptı, yadırgadınız mı siz de? O bölgeye bakınca anlıyorsunuz. Düşünün bir aile kızlarını niye göndermiyor? Aynı sınıfta erkeklerle okuyacak diye. Ben ilk okulda böyle bir ayrıma karşıyım ama bir de şu var. 12 yaşına gelmiş bir kız, geç gönderildiği için ilköğretimin ilk sınıfında olabiliyor. Bunu da istemiyorlar. Ama ben Vali Bey'in tam ne demek istediğini anlatamadığını düşünüyorum. Ben özellikle ilk okuldan sonra ayrı eğitimin şart olduğunu düşünüyorum. Bunun örnekleri başka ülkelerde de var. Aile istemiyorsa, eğitim kız-erkek ayrı olabilir bazı bölgelerde. Çünkü aksi takdirde kızları hiç göndermiyorlar. Evlenme çağında hala ilkokulda olunca sorun çıkıyor. Bu bilinmeli.

VAKFI 30 MARDİNLİ SÜRYANİ, 100 MÜSLÜMAN KURDUK, ÖVÜNÜYORUZ

Mardin ve yöresinin en büyük sıkıntısının işsizlik olduğunu düşünerek, 2005'te Mardin Eğitim Vakfı (MAREV) olarak ÇEKÜL ile birlikte bir yol haritası çıkartmışsınız? Biraz anlatır mısınız? O zamanın Mardin Valisi Temel Koçaklar'ın da katkısıyla hocalarımızla birlikte çalışıp bir yol haritası çıkarttık Mardin için. Mardin insanının yaşam kalitesini yükseltmek amacımızdı. Yerel ekonominin gelişmesi, etnik kimliği, dini, yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun fırsat eşitliğinin sağlanması önemliydi. Gördük ki Mardin'de turizmin geliştirilmesi bir çok sorunu çözecek. Tarım ürünlerinin çeşitlendirilmesi de istihdam açısından önemliydi. Bir taraftan da tarihi Mardin'i koruyarak, kentsel dönüşümü sağlamak üzere bir yol haritası çıkarttık.

Mardin hakikaten hoş görü şehri. Hak ettiği yere gelmesi için uğraşıyoruz. Aslında epey de yol kat ettik. Sağolsun bizleri uzun zamandır Mardin'den uzaklaşmış olan pek çok Mardinliyi toplamayı da başarmıştı. İyi de oldu.

Mardinli olup da şimdi büyük şehirlerde yaşayan şehrin önemli aileleri Mardin'de önemli 'burası bizim baba ocağımız' diyerek işler yapıyor mu?
Tabii herkes bir gayret içinde. Ama bugüne kadar ciddi, elle tutulur maalesef fazla bir şey yok. Bunlardan belki en önemlisi Ankara'da yaşayan Yağcı Ailesi'nin çalışmayan bir boru fabrikasını alıp, ihya etmeleri sayılabilir. Şimdi o fabrika ihracat yapıyor. Ama tabii bunlar yeterli değil.

EN BÜYÜK HOŞGÖRÜ

Marev'i kaç Mardinli kurdu? MAREV, 1990 yılında 130 Mardinli tarafından kuruldu.

Kaçı Süryani idi kurucuların?
30 Süryani, 100 Müslüman Mardinli. Biz derneğimizle övünüyoruz. En büyük hoşgörü burada var. Biz şimdi Mardin'de kurulan üniversiteye destek vermek üzere yeni bir ek vakıf kuruyoruz. Şimdiden bir çok Mardinli işadamı üniversitenin fakültelerini yapma sözü verdi. Müthiş bir proje yapıldı. Mardin'in mimarisine uygun tarzda bir kampüs yapılacak.

"KENT GIDA'YI SATIP BAŞKA İŞLERE YÖNELDİK"

Şirket ismi niye Kent Gıda olarak değişti? Diyarbakır'da Önder Şekerleme idi. Mardin'de Tahincilik. İstanbul'da Önder Bisküvi. Bir yerde toplanınca ismi de Kent'e çevirdik.

Kent'i çok iyi yerlere getirip sattınız. Nedeni, o günlerdeki rüzgârın etkisi mi yoksa zorunluluk mu?
O da uzun hikaye. O zaman büyük bir yatırım yapmıştık ve ciddi bir kur farkı da gelmişti. Güçlerin birleştirilmesinde fayda vardı. İhracatı güçlendirmek için yabancı ortak aldık ve sonra yabancı ortağın payı çoğaldı. Yüzde 4 gibi bir payımız kaldı. Biz de yönümüzü değiştirdik. Mesela Paladyum Alışveriş Merkezi'nde ortaklığımız var. Bir de tabii eğitimlerinden sonra yeni kuşaklar kendi alanlarında iş yapmaya başladı. Aile büyüdükçe ister istemez yeni işler oluyor.


TAHİNCİOĞLU TAHİNLE BAŞLADI, KENT'LE BÜYÜDÜ!

Mardinli bir Süryani aileden geliyorsunuz. Peki orada mı doğdunuz? Mardin'de doğdum ve 14 yaşına kadar da Mardin'de yaşadım. Sonra Diyarbakır'a geçtim, 6 yılda orada kaldım.

Niye Diyarbakır'a gittiniz?
Çünkü bizim ailenin işlerinin bir kısmı Diyarbakır'daydı. Mardin'de tahin üretiyorduk. Diyarbakır'da da helva ve şekerleme üretiyorduk. Sonra zaten aile 1957 yılında işleri ve aileyi İstanbul'da toplama kararı verdi, biz de İstanbul'a geldik.

Küçük yaştan itibaren hem okuyana, hem çalışan kuşaktansınız sizde...
O zamanlar öyleydi. Asıl eğitimi iş hayatında alınıyordu.

Tahincioğlu ailesinin ilk işi tahin üretimi mi?


işi tahin üretimi mi?
Aslında tahin babamla başlamış. Geçmişe gidersek, dedemin ilk işi Mardin'de deri üretmekmiş. 1914'lerde orduya üretirmiş. Sonra 1920'li yıllarda tahin işi başlamış. Biz Mardin'de ilk dizel motorunu çalıştıran aileyiz. Yani eskiden tahinin üretildiği değirmen atla çevriliyordu, biz dizel motorla yapmaya başladık. Sonra Mardin'e elektrik geldi. Yine elektriği ilk kullanan ailelerden biriyiz.

Mardin'deki tesisleriniz duruyor mu?
Biz tabii sattık ama satın alanlar, olduğu gibi tutmuşlar. Yani bizim 1957'de bıraktığımız gibi duruyor. Biz onun çalıştırılmasını istiyorduk, maalesef olmadı.

Biz Mümtaz Tahincioğlu ismini daha çok duyuyoruz tabii. Siz kaç kardeşsiniz?
Mümtaz benim yeğenim. Kardeşimin oğlu. Biz 9 kardeşiz. 7 erkek, iki kız. Ama şimdi hayatta 3 erkek kardeşimle, bir kız kardeşim var.

Böyle bir halk, böyle bir ruh ve bu olay!

Aklımdan silmeye çalışıyorum, olmuyor" diyen Sema Eldem şöyle devam ediyor: "Hukukçu olduğum için bir sebep arıyorum. Mesela, tecavüz olayında falan hukukun üstünlüğünü görmezden gelen insanlar böyle yapar diyorum. Ama yine de olmuyor!"

MARDİN'İN BU OLAYLA ANILMASI ÇOK ÜZDÜ BİZİ

MARDİNLİ bir aileye gelin gitmiş avukat Sema Eldem. Mardin Eğitim Vakfı Yönetmenler Kurulu Başkanı olan Haluk Eldem'in eşi. O da vakfın genel sekreterliğini yapıyor. Ve Mardin için yaptıklarını dinleyince asıl Sema Eldem'in Mardinli olduğunu düşünüyorum. Şimdi çok üzgün. Mardin'in imajı için yıllardır çalıştıklarından söz ediyor ve şimdi bu olayla her şeyin alt üst olduğunu söylüyor. Eldem'e Bilge Köyü'ndeki katliamla ilgili düşüncelerini soruyorum, şunları söylüyor: Törede de böyle bir şey yok. Karşılıklı 3-5 kişinin öldürülmesiydi, bugüne kadar duyduklarımız ya da kan davası diye bildiklerimiz. Aklın durduğu bir yer. Mardin hoşgörünün şehri. Mardin'in bu olayla anılması çok üzdü bizleri. Aklıma geldikçe donuyorum. Unutamıyorum bir türlü. Sebep arıyorum.

Sizin koruculuk sistemi hakkındaki görüşünüz nedir?
Şimdi devlet yetkilileri de açıklıyor. Ben de bu konunun gözden geçirilmesi, güncel hale dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Belki geçmişte alınan karar o günün ihtiyacını gördü ama şimdi masaya yatırılmasında fayda var. Şartlar değişti.

İsmini dahi bilmediğimiz silahları oradaki çocuklar ezbere sayıyor!
Koruculuk öyle bir şey ki. Hem para veriyorsunuz, hem de silah. Öyle cazip geliyor ki. Silah güç demek.



BİZE ULAŞIN