TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Arap dünyasına "Türkiye'ye yatırım yapın" çağrısı

TOBB ve DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Kızıldeniz'i, Basra Körfezi'ni, Akdeniz'i limanlar, demiryolları, otobanlar, boru hatları ile birbirine bağlayıp, buraları çatışmanın ve az gelişmişliğin değil, refahın ve istikrarın hüküm sürdüğü bir bölge yapmak zorundayız. Bu, Türk ve Arap işadamlarının kaçınamayacağı tarihsel sorumluluğudur" dedi.

4. Türk-Arap Ekonomi Forumu'nun açılışında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Arap dünyası ile Türkiye arasında 1980'li yıllarda Turgut Özal önderliğinde başlayan yeniden yakınlaşma sürecinde, özellikle son altı yıl içinde ciddi mesafeler kaydedildiğini ifade etti. Ancak kat edilmesi gereken daha çok mesafe olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, Avrupa'nın, Karadeniz'in, Kafkasların, Orta Asya'nın, Ortadoğu'nun ve Akdeniz
coğrafyasının kesişme noktasında bulunan Türkiye'nin, enerji anlamında da dünyanın kalbinin düzenli atabilmesi için hayati önem taşıdığını belirtti.

Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girerek küresel bir güç olmayı kendisine milli hedef olarak koyan Türkiye'nin bunun için yıllık 500 milyar dolar ihracat yapmayı, şirket ve ülke ölçeğini büyütmeyi, dünyada tanınan 10 marka üretmeyi ve en az üç sektörde dünya lideri olmayı planladığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, "Bu hedeflere ulaşmak için küresel ekonominin dış ekonomik ilişkilerini çeşitlendirmek, tüm ekonomik güçler ile etkin ekonomik işbirliği geliştirmek istiyoruz. Bu çerçevede 300 milyonluk
nüfusu, 2 trilyon dolara yaklaşan ekonomik büyüklüğü, son 10 yılda 1 trilyon doları geçen cari fazlası, 1 trilyon doları aşan dış ticareti ile 22 Arap ülkesi bizim için önemli bir ekonomik partnerdir. Türk özel sektörünün temsilcisi olarak aramızdaki ekonomik bağın güçlenmesi için çalışmaktayım" dedi.

Huzur ve istikrarın olduğu yerde ticaretin ve ekonomik faaliyetlerin olabileceğine, ticaretin olduğu yerde de zenginliğin olduğuna inandığını anlatan Hisarcıklıoğlu, bunun için bölgede öncelikli olarak huzur ve istikrarın sağlanması gerektiğini belirtti.

Bölgede "istikrar eksenleri" kurarak refahın ve barışın hüküm sürdüğü bir coğrafyada yaşamak istediklerini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Bu doğrultuda sorumluluk almaktan da kaçınmamalıyız. Para kazanmak, toplumlarımızın refah düzeylerine katkı sağlamak yanında, bölgemize karşı sosyal sorumluluklarımız da var. Bu çerçevede Ortadoğu'daki barış girişimlerine 'barış için sanayi projesi' ile katkı sağlamak istiyoruz. Bu doğrultuda, Filistin ve İsrail iş dünyası ile çalışıyoruz. Filistin'de istihdamın
gelişmesine katkı sağlamak istiyoruz. Biliyoruz ki, komşumuz huzursuzken bizim huzur ve güvenlik içinde yaşamamız mümkün değildir" diye konuştu.

Türkiye ile Arap dünyası arasındaki ekonomik ilişkilere işaret eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 2009'un ilk 4 ayında 22 Arap ülkesine ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 7 milyar dolar seviyesine yükseldiğini ancak, Arap dünyasının toplam dış ticaret hacminin 1 trilyonu geçtiği göz önünde bulundurulursa mevcut ticaret rakamlarının istenilen seviyelerde olmadığını anlattı.

Daha önce Suriye, Tunus, Mısır ile serbest ticaret anlaşması imzaladıklarını ve bunun ticaret üzerindeki olumlu etkisini hemen gördüklerini kaydeden Hisarcıklıoğlu, bu bağlamda Lübnan, Ürdün ve Körfez İşbirliği Konseyi ile devam eden serbest ticaret anlaşması müzakerelerini en kısa zamanda tamamlamak istediklerini söyledi. Ticari ilişkilerin pozitifi seyrine rağmen yatırım ilişkilerinde bir duraksama görüldüğünü belirten Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu:

"Nitekim küresel ekonominin en dinamik yatırımcılarından birisi haline gelen Körfez ülkelerinden ülkemize 2009'un ilk üç ayında sadece 8 milyon dolar yatırım gelmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Türkiye'de yatırımcıların bir kısım sorunlar ile karşı karşı kaldığını biliyoruz. Bu sorunların çözümü için ortak çalışma grubu oluşturup, Türkiye'deki siyasi otorite ile işbirliği yapabiliriz.

Küresel mali piyasaların en önemli aktörlerinden birisi haline gelen Arap sermayesinin ve yatırım fonlarının ülkemizdeki yatırım imkânlarından daha çok yararlanmasını bekliyoruz. Gayrimenkul, enerji, mali piyasalar, perakende, turizm ve lojistik sektörleri Arap yatırımcıları ve fonlarının Türkiye'de yatırım yapabileceği cazip sektörlerdir."

Son yıllarda, Türkiye'de yapılan finansman yatırımlarının artmasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, 1 Haziran 2009 itibariyle Abu Dabi merkezli Etihad Havayolları'nın İstanbul seferlerine başlamasının da yatırımcılar için önemli bir gelişme olduğunu kaydetti.

Türk özel sektörünün Afrika'daki ülkelerle yakından ilgilendiklerini belirten Hisarcıklıoğlu, Afrika ile ticaretin artması ve bu kıtanın zenginleşmesinin 2005 yılında uygulamaya koydukları Afrika Eylem Planı ile öncelikli hedefleri arasında olduğunu söyledi.

2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyarı bulacağını ve bu nüfusu besleyebilmenin tüm dünya ülkelerinin en büyük siyasi önceliği haline geleceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin doğal ve organik tarım ürünleri bakımından son derece zengin bir ürün çeşidine sahip olduğunu belirtti.

Turizm alanında da Arap ülkelerinin turizm alt yapısının geliştirilmesine katkı sağlamaya hazır olduklarını söyleyen Hisarcıklıoğlu, Özellikle turistik tesis işletilmesi ve yönetilmesi konusundaki deneyimlerimizi Arap kardeşlerimizle paylaşmaya hazırız" dedi.

2008 yılında Hicaz Demiryolunun 100. yılının kutlandığını belirten Hisarcıklıoğlu, bundan 100 sene önce İstanbul ve Medine arasında demiryolu ile yük ve yolcu taşımanın mümkün olduğunu ancak bugün böyle bir imkan bulunmadığını kaydetti.

Hisarcıklıoğlu, "Küresel ticaretin 14 trilyon dolara yaklaştığı günümüzde en hızlı ve en ucuz şekilde yük taşımak tüm ülkelerin en önemli stratejik önceliğidir. Bu yüzden bizler de Türkiye ve Körfez ülkeleri arasında bir hızlı tren ağı oluşturulmalı ve bu şekilde Körfez Ülkeleri'nin Türkiye üzerinden Avrupa'ya açılmalarını ortaklaşa gerçekleştirmeliyiz. Ayrıca Basra körfezini Akdeniz'e modern ve hızlı otobanlar ile bağlamalıyız" şeklinde konuştu.

Fas'tan Çin'e kadar olan coğrafyada "Menkul Kıymetler", "Kıymetli Madenler", "Vadeli İşlemler Opsiyon Borsasına" sahip olan tek ülke olan Türkiye'nin, mali piyasalarının hızla geliştiğini belirten Hisarcıklıoğlu, Türk mali piyasalarının Arap yatırım fonlarının yatırım yapması için cazip bir Pazar olduğunu anlattı.

Bankacılık sektörünün karşılıklı olarak iyi tanınmamasının ticari ilişkilerin önündeki bir diğer engel olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Bankacılık sistemlerimizin etkin çalışması yatırımlarımızı arttırarak, ticaretimizin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firmasından 23'üne sahip olan Türkiye, dünyanın üçüncü büyük müteahhitlik gücüdür. Gelir seviyesi ve nüfusu hızla artan, altyapı yatırımlarına büyük kaynaklar ayıran Arap ülkelerindeki inşaat ve gayrimenkul
yatırımlarından daha çok pay alma arzusu içindeyiz" dedi.

Kuzey-güney, doğu-batı güzergahlarında önemli bir enerji koridoru olan Türkiye'nin Arap enerji kaynaklarının dünya piyasalarına taşınması için en güvenli güzergah olduğunu söyleyen Rifat Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: "Önümüzdeki dönemde tamamlayacağımız Arap Doğalgaz Boru Hattı sistemi ve Irak doğal gaz kaynaklarının Nabuccu Boru hattı sistemine dahil edilmesiyle, karşılıklı ekonomik ilişkilerimiz stratejik bir boyut kazanacaktır."

Türk özel sektörünün Arap ülkelerindeki değişim ve dönüşümü yakından takip ettiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, Bölgesinde barış, huzur ve istikrarın tesisi için bir pozitif güç olmayı hedefleyen Türkiye'nin Arap dünyasını toplumsal meşruiyeti güçlendirmiş, ekonomisini çeşitlendirmiş, insan yaşam kalitesini yükseltmiş bir devletler düzeni yaratarak küresel düzenin etkili bir oyuncusu haline gelmesini istediğini kaydetti. 70 milyonluk nüfusu, laik ve demokratik yapısıyla, İslam dünyasının önemli bir üyesi,
Arap dünyasının da komşusu olarak Türkiye ile Arap dünyasının ilişkilerinin tüm alanlarda ve seviyelerde güçlendirilmesinin bu sürece olumlu katkı sağlayacağını söyleyen Hisarcıklıoğlu, "Kızıldeniz'i, Basra Körfezi'ni, Akdeniz'i limanlar, demiryolları, otobanlar, boru hatları ile birbirine bağlayıp, buraları çatışmanın ve az gelişmişliğin değil, refahın ve istikrarın hüküm sürdüğü bir bölge yapmak zorundayız. Bu, Türk ve Arap işadamlarının kaçınamayacağı tarihsel sorumluluğudur. Umutla ifade etmek isterim
ki, yaşamakta olduğumuz hızlı küreselleşme çağında siyasi ve iktisadi önemi her geçen gün artmakta olan Arap dünyasıyla ortak bir refah alanı yaratmak hepimizin elindedir. Biz beraber yaşadığımız Ortadoğu'da huzur istiyoruz, barış istiyoruz, komşu, dost ve kardeş Arap ülkeleri ile aydınlık günlere beraber yürümek istiyoruz" dedi.
BİZE ULAŞIN