''Alım gücü'' nasıl değişti?

KESK tarafından yapılan araştırmada, 22 Temmuz 2007 genel seçiminden sonraki iki yıllık dönemde, temel ihtiyaç maddeleri karşısında kamu emekçilerinin alım gücünde gerileme yaşandığı savunuldu.

Konfederasyonun araştırma birimi KESK-AR, Türkiye İstatistik Kurumu ''madde fiyatları istatistikleri'' ve Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü ''memur maaş hesabında kullanılan katsayı istatistikleri''ni kullanarak, 22 Temmuz 2007'de yapılan genel seçimlerden sonra kamu emekçilerinin alım gücünün temel harcama kalemleri karşısındaki durumuna yönelik bir araştırma yaptı.

Araştırmada, katsayılar dikkate alındığında kamu emekçilerinin maaşlarının, son 2 yılda TÜFE karşısında reel olarak yaklaşık yüzde 1, gıda fiyat artışları karşısında yüzde 8, kira karşısında yüzde 5, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar karşısında yüzde 13, su ve diğer konut harcamaları karşısında yüzde 11 kayıp yaşadığı ifade edildi.

Kamu emekçilerinin, iki yıl içinde alım gücünün en fazla azaldığı ürünlerin sırasıyla yüzde 45'lik gerilemeyle mercimek, yüzde 27,9'luk gerilemeyle bulgur, yüzde 24'lük gerilemeyle pirinç, yüzde 22'lik gerilemeyle makarna olduğu belirtilen araştırmada, ayçiçek yağı fiyatları karşısındaki gerilemenin yüzde 21, mısırözü yağı fiyatları karşısındaki gerilemenin de yüzde 19 düzeyinde gerçekleştiği kaydedildi.
Kamu emekçilerinin maaşlarının dana eti karşısında yüzde 5, koyun eti karşısında yüzde 17 kayıp yaşadığına yer verilen araştırmada, ''Ekmekteki alım gücü kaybı ise yüzde 17. Yani kamu emekçisinin evine giren her 5 ekmekten 1'i enflasyon nedeniyle eksildi'' denildi.

''ALIM GÜCÜ MP3 ÇALAR KARŞISINDA ARTTI''

Kimi ürünler karşısında ise kamu çalışanlarının alım gücünün arttığına dikkat çekilen araştırmada, ''Kamu emekçisinin alım gücünü en çok arttırdığı ürünler, sırasıyla müzik seti, internet ücreti, elektrikli kesici aletler, MP3 çalar gibi teknolojik ve karın doyurmayan ürünler oldu'' yorumunda bulunuldu.

Araştırmada, ekonomik krizin etkilerinin hissedilmeye başlandığı Eylül 2008'den Temmuz 2009'a kadar kamu emekçilerinin kaybının yüzde 15 düzeyinde olduğu öne sürüldü.

Ekonomik krizin etkisiyle alım gücünde yaşanan düşüşlerin, enflasyon oranlarını belli oranlarda aşağı çektiğine işaret edilen araştırmada, ancak özellikle geçen yıl gıda fiyatlarında yaşanan yüksek artışların ''mutfaktaki enflasyonu'', açıklanan enflasyonun çok daha üzerine çektiği belirtildi. Araştırmada, şu görüşlere yer verildi:

''Teknolojik gelişmeye koşut olarak elektronik ürünlerin fiyatlarında yaşanan düşüşler, enflasyonu aşağı çekmekte, bu ürünlerin hesaplama kapsamında yer alması gizli bir yoksullaşmaya neden olmaktadır. Bunun nedeni, çalışanlara, yaşamsal olmayan ürünlerin de dikkate alındığı hesaplama sonunda orta çıkan enflasyon doğrultusunda zam yapılmasıdır. Bu yöntem nedeniyle fiyat artışları karşısında emekçilerin içine düştüğü durum göz ardı edilmektedir.''

''SERMAYEYE FIRSAT, EMEKÇİYE YOKSULLUK'' DENKLEMİ

KESK Genel Başkanı Sami Evren, araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, kamu emekçilerinin sorumlusu olmadıkları ve kendilerine fatura edilmek istenen krize karşı, tüm mağdurlarla birlikte mücadele edeceğini belirtti.

Kamu emekçilerinin, işsizlerin, işçilerin, kriz mağdurlarının sesi ve sözü olacağını ifade eden Evren, Mayıs ayında başlattıkları ''2009 yılı toplu sözleşme süreci'' içinde gelecek aylarda hayata geçirecekleri mücadele programının, krize karşı örgütlenecek tepkiyi somutlaştıracağını kaydetti. Evren, değerlendirmede, şu görüşlere yer verdi:

''2009 yılı toplu sözleşmeleri, krizi bedelini ödememek, 'sermayeye fırsat, emekçiye yoksulluk' denklemini bozmak için bir karşı çıkış sürecidir. Eğer kamu emekçileri bu süreçten, IMF'ye, sermaye teşviklerine karşı ortak bir direnişi örgütleyebilirse, siyasal iktidarın neoliberal saldırısını püskürtme de önemli bir döneme girilmiş olacaktır.''
BİZE ULAŞIN