"Kritik dönemeci aştık"

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, yeni teşvik sistemi ile ilgili olarak, ''Yatırımcılarımız 2010 yılı sonuna kadar bu teşvikten yararlanarak ilk kazmayı vurmalı. 2010 yılına kadar kazmayı vurmayanlar biraz daha az teşvikten yararlanacaklar'' dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) ''Türkiye'nin sanayi politikası ve yeni teşvik sistemi'' konulu geleneksel Perşembe Toplantısına katılan Bakan Ergün, piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi ve rekabet gücünün artırılmasının hükümetin öncelikli hedefleri arasında yer aldığını söyledi.

Türkiye'nin kendi iç potansiyeli, dünyadaki potansiyeli dikkate alındığında küresel mali aktörlerinden birisi olmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Ergün, Türkiye'nin bu potansiyele sahip olduğunu anlattı.

Bakan Ergün, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarının bu hedeflere varmasında en önemli dayanak noktası olacağını, demokrasi geliştikçe, hukuk devleti ilkesine bağlı bir Türkiye ortaya çıktıkça bu hedeflere varmanın daha kolay olacağını belirtti.

Türkiye'nin ''imparatorluk bakiyesi'' bir ülke olduğuna işaret eden Ergün, ''Bu ülkenin yönetimi alelade bir ülkenin yönetimi gibi olamaz. Ülkeyi yönetenler ilişkileri itibariyle büyük bir imparatorluğu yönetiyor gibi davranmalıdır'' dedi.

Türkiye'nin rekabet gücünün Ar-Ge yatırımlarına ağırlık verilerek artırılabileceğini vurgulayan Ergün, şunları kaydetti:

''Türkiye'nin toplam ihracatı içerisinde ileri teknolojili ürün oranının yükseltilmesi artık kaçınılmaz bir zorunluluktur. 2007 yılı itibariyle Türkiye'nin üretim yapısı içerisinde yüksek teknoloji ürünlerinin payı yüzde 4,6 ihracat yapısı içerisindeki payı yüzde 5,1'dir. Söz konusu ürünlerin AB ihracatındaki payı ise yüzde 21,5 oranındadır. Ülkemizin hem üretim yapısında hem de ihracat yapısında düşük teknolojili ürünlerin egemenliği mevcuttur. Bu tablo mutlaka tersine dönmelidir.''

İLERİ TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİNİN PAYININ YÜKSELTİLMESİ...

Düşük teknoloji ürünlerinin payı 2002-2007 yılları arasında üretimde yüzde 50'den yüzde 38,3'e, ihracatta ise yüzde 46,8'den yüzde 32,6'ya gerilediğini, dolayısıyla, aradan geçen beş yıllık dönem zarfında düşük teknoloji imalatının 11,7 puan, ihracatının ise 14,2 puan azalmış göründüğünü, bunun Türkiye'nin lehine bir gösterge olduğunu dile getiren Ergün, yine 2002-2007 döneminde ortanın üstü teknoloji ürünlerinin üretiminin yüzde 18,27den yüzde 27,2'ye, ihracattaki payının ise yüzde 24,3'ten yüzde 32,3'e yükseldiğini anlattı.

Nihat Ergün, ''Orta üstü teknoloji kullanımında belirli bir kıpırdanma içinde olduğu görülen ülkemiz, düşük teknoloji üretiminden ortanın üstü ve yüksek teknolojiye doğru geçişi belirli bir stratejik plan dahilinde başarmak durumundadır. bunun için de bilgi yoğun veya teknoloji tabanlı üretim yapmalı, sanayide Ar-Ge ve inovasyona dayalı çalışmalar desteklenmelidir. Günümüzde ancak yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünlerle rakiplerimize karşı 'biz de varız' diyebiliriz'' dedi.

Ergün, Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılda toplam üretim ve ihracatı içerisindeki ileri teknolojili ürün payını yüzde 20'lere çıkarmanın en öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurguladı.

''TÜRKİYE'DE ARTIK ÜRETİM YAPISINI DEĞİŞTİRME VAKTİ GELMİŞTİR''

Hükümet olarak ''teknogirişim sermaye desteği'' projesi ile parlak zekalı genç girişimcilere, geliştirdikleri proje başına 100 bin lira nakdi destek verdiklerini anımsatan Ergün, bu yıl ilk defa 79 genç girişimcinin projesine bakanlığın onay verdiğini aktardı.

Ergün, pazara çıkacak bilgiyi desteklediklerini, destekledikleri çalışmaların mutlaka ticarileşmesi gerektiğini söyledi.

65 Ar-Ge merkezi başvurusunun 55'inin geçen 10 aylık sürede sonuçlandırıldığını, bundan 4 tanesinin reddedildiğini, 51 tanesine de Ar-Ge merkezi kurma onayı verildiğini ifade eden Egün, Ar-Ge merkezlerinde çalışan eleman sayısının 12 bine ulaştığını belirtti.

Bakan Ergün, ''Türkiye'de artık üretim yapısını, üretimin niteliğini değiştirme vakti gelmiştir. Ülkemiz, ancak düşük teknolojili ürünlerden ileri teknolojinin kullanıldığı bir ürün yelpazesine geçtiği takdirde gerçek anlamda rekabetçi, zengin, yenilikçi ve çok daha güçlü bir yapıya kavuşabilecektir'' dedi.

Ergün, teknopark sayısının da 35'e çıktığını kaydetti.

YENİ YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, yeni yatırım teşvik sistemi ile ilgili net fotoğrafın yıl sonunda görülebileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:

''İstiyorum ki firmalarımız bir an önce yatırıma yönelsin ve bu teşvik sisteminden yararlansınlar. Bununla ilgili Bakanlar Kurulu kararı ve Teşvik Uygulama Tebliği de resmi gazetede yayımlandı. Yeni sistemle ilgili bu yıl sonunda daha net bir fotoğraf görebileceğimizi söyleyebilirim. Çünkü yıl sonuna kadar firmalar büyük çapta yatırım taleplerini Hazine Müsteşarlığımıza iletmiş olacaklar.

Hükümet olarak bu sistemi bir promosyon olarak hızlı işlemesi gereken bir sistem şeklinde düşündük.

Diyorum ki yatırımcılarımız 2010 yılı sonuna kadar bu teşvikten yararlanarak ilk kazmayı vurmalı, 2010 yılına kadar kazmayı vurmayanlar biraz daha az teşvikten yararlanacaklar. Aslında 2010 yılı sonuna kadar yatırıma başlamayan teşvikten yararlanmasın diye düşünülmüştü. Ama bazı yatırımların kazmayı vurabilme süresinin biraz daha uzun olacağı düşünülerek teşvik sisteminde yeni bir düzenlemeye gidildi. 2010 yılı sonuna kadar bu teşviklerden yararlanılarak ülkemizin hızlı bir kalkınmaya ve yatırıma dönüşmesini istiyoruz. Bu noktada yatırımları ertelemek kimsenin yararına olmayacaktır.''

''YATIRIMLARLA İLGİLİ HAREKETLİLİK BAŞLADI''

Teşvik paketinde alınan tedbirlerin krizin etkilerin bertaraf etmekle kalmayacağını, kriz sonrası fırsatları da Türkiye'nin önüne getireceğini anlatan Ergün, yatırımcılar için en uygun zeminin Türkiye olmasını istediklerini vurguladı.

Ergün, yeni sistemle birlikte yatırımlar noktasında bir hareketlilik başladığını, Türkiye'nin dört bir yanında yatırım heyecanı filizlendiğini söyledi.

Bakan Ergün, ''Girişimcilerimiz yatırım yapma isteklerini ortaya koymuş, herkes teşvik sisteminin ayrıntılarını öğrenmek ve 'acaba ben hangi sektöre yatırım yapabilirim' noktasına gelmiştir. Bu heyecanın önümüzdeki dönemde artarak devam edeceğine inanıyoruz'' dedi.

Teşvik paketinin krizle ilgili değil kriz sonra ile ilgili bir çalışma olduğunu ifade eden Ergün, paketin zamanında gündeme geldiğini söyledi.

KOBİ DESTEKLERİ

Nihat Ergün, KOBİ'lere yönelik yaptıkları çalışmalarla ilgili olarak da şunları kaydetti:

''KOBİ'lerin değişim ve dönüşüm sürecinden başarıyla çıkmaları için birleşme veya kümelenmeleri şarttır. Ne yazık ki birleşme konusunda çok istekli davranmıyoruz. Hükümet olarak birleşen KOBİ'lere önemli destekler veriyoruz, vergi muafiyetleri getiriyoruz. Bunun süresi kısa 2009 yılı sonuna kadar. Parlamento açıldığında bunu daha sağlıklı bir sisteme bağlamakla ilgili, bir süreklilik mekanizması oluşturmamız belki gerekecektir. Birleşmeler konusunda sürekli bir destek mekanizması... Birleşmeye istekli olmamız lazım.''

''BANKACILIK SİSTEMİ HERKES KADAR ELİNİ TAŞIN ALTINA SOKMADI''

KOBİ'lere kaynak aktarımı yolunu açan Kredi Garanti Fonu yasasını da uygulamaya koyacaklarını, çalışmalarının bitmek üzere olduğunu anlatan Ergün, KOBİ'lerin küresel krizle daralan finansman imkanlarına daha kolay ulaşmasının sağlanacağını bildirdi.

Bakan Ergün, ''Bankacılık sektörü bu süreçte iyi bir sınav vermedi. Krizden çıkışta elini taşın altına herkes kadar sokmadı. Elbette onların geçen krizden kalma tedirginlikleri olabilir bunu da anlayışla karşılıyorum. Geçen kriz kendi iç yapımızdan kaynaklanan krizdi ama şimdi dış nedenlerle bu krizi yaşıyoruz. Burada bankalarımızın reel sektöre daha çok destek vermesi bekleniyor. Kredi Garanti Fonu ile bankaları da bu fona ortak ederek, Hazineden de 1 milyarlık yeni kaynak oraya transfer ederek, o kaynakla yaklaşık 12-13 milyarlık bir kredi hacminin oluşturulması gündeme gelmiş olacaktır'' şeklinde konuştu.

''İYİMSERİZ AMA İHTİYATI ELDEN BIRAKMAYACAĞIZ''

Nihat Ergün, krizin psikolojik etkisinin daha çok olduğunu, Türkiye ekonomisinin kriz sürecinde başarılı bir imtihan verildiğini belirterek, şunları ifade etti:

''Türkiye kritik aşamaları başarıyla atlatmıştır. ülkemizde mart ayı ile çıkışın başladığını bazı ekonomik parametreler bize göstermektedir. Herkes piyasalara güç ve moral veren bir yaklaşım içinde olmalıdır. Türkiye ekonomisi kritik dönemeci geçmiştir. Krizin etkileri her ay bir iki puan daha azalmaktadır. İyimseriz ancak ihtiyacı da hiçbir zaman elden bırakmayacağız. Ekonomi için en büyük risk güven ve istikrar ortamının bozulmasıdır. Türkiye'deki güven ve istikrar ortamını korumak hepimizin görevidir.''
Mart ayından itibaren çıkış trendinin başladığını, türbülansın hafiflediğini söyleyen Bakan Ergün, ''Eski irtifamıza yeniden ulaşabileceğimizi, yılın ikinci yarısından sonra bu noktalara ulaşacağımızı, yeniden büyüme rakamlarını yakalayacağımızı açıkça görüyoruz'' diye konuştu.

BİZE ULAŞIN