Krizde kendine Hintli ve İtalyan ortak buldu

Geçen yıl 30 milyon dolarlık ihracat yapan Zen Diamond'ın kurucusu Emil Güzeliş, Zen'in yüzde 40'ını yabancılara sattı. Güzeliş, ortaklarıyla birlikte dünya mücevher modasına karar verenler arasına girmek istediğini söyledi

Eskiden şu olurdu. Kriz olurdu ama lüks tüketim etkilenmezdi. Ama bu kez öyle olmadı. Dünyanın en derin ve en büyük krizi herkesi, her sektörü öyle ya da böyle etkiledi. İşte pırlanta sektörü de bu krizden nasibini aldı. Dünyada pırlanta satışları düştü. Öyle olunca, 2008 yılında 22 milyon dolar pırlanta ihraç eden Zen Diamond, yönünü hafif de olsa yükselişe geçen iç pazara çevirdi. Emil Güzeliş, Mardinli bir aileden geliyor. Dedesi gerçek bir telkari ustası. Hani şu Mardin'in en ünlü gümüş takısı olarak bilinen telkarilerden söz ediyorum. Emil Güzeliş'in babası da telkari yaparmış. Ama daha çok Mardin'de ve aslında Anadolu'da her evde mutlaka olan bazen uzunluğu 2 metreyi de bulan halat zincir, kordon yaparmış. Güzeliş bir dönem kardeşleriyle birlikte bu sektörde çalıştıktan sonra kendi şirketini ve Zen ismiyle de pırlantada markasını kurarak yoluna yalnız devam etmiş. Şimdi Güzeliş'ten öğreniyoruz ki dünyada pırlanta satışları bıçak gibi kesilmiş. O nedenle yurt içinde ve dışında 37 mağazası bulunan, New York'tan, Moskova'ya, Dubai'den St. Petersburg'a kadar dünyanın dört bir tarafında 300 satış noktasına sahip olan Zen Diamond'ın da 2009 yılında ihracatı yüzde 40 gibi büyük bir oranda gerilemiş ama buna karşılık iç pazardaki satışları yüzde 20 oranında artmış. Pırlanta sektöründeki gelişmeleri ve Zen Diamond'un dünyaca ünlü bir marka olma yolculuğunu Emil Güzeliş'ten dinledim…

Lüks tüketim ve özellikle de pırlanta krizden nasıl etkilendi? Kriz her firmayı etkiledi. Lüks satan da etkilendi. Düşünün ki biz 2008 yılında Türkiye'den yapılan 42 milyon dolarlık pırlantalı mücevher ihracatının 30 milyon dolarını gerçekleştirmiştik. Ama 2009 yılındaki kriz nedeniyle toplam ihracatın 30 milyon dolara düşmesi bekleniyor. Bizim ihracatımız da yaklaşık 22 milyon dolarlık olacak. Hatırılı sayılır bir ihracat yapsak da yüzde 40 gibi bir düşüş yaşıyoruz.
Dünyadaki pırlanta satışları düşüyor belli ki. Peki iç pazarda ne oluyor? Türk halkı pırlanta ile yeni yeni tanışmaya başlamıştı. Krizde durum ne oldu? Türkiye'de pırlanta satışları öyle ABD ya da AB ülkelerinde olduğu gibi büyük oranlarda değildi. Dediğiniz doğru daha yeni yeni tüketim başlamıştı. O nedenle böyle bir düşüş yaşanmadı ama daralma oldu. Zen olarak soruyorsanız, bizim satışlarımız yüzde 20 arttı. Çünkü pırlanta satışlarında halk markaya yöneldi. Güven ön plana çıktı sanırım. Şimdi bizim fabrika ihracata model üretirken, şimdi iç pazara üretim yapmaya başladık.
Krizde herhalde en pahalı pırlantalar satılmıyordur. Nasıl bir politika izliyorsunuz? İstakoz satan restoranlar nasıl ki eskisi gibi istakoz getirmiyor ve satamıyorsa, biz de krizde daha uygun fiyatlı, daha gösterişli ürünler yapmaya başladık ve de işe yaradı. Krizden sonra yurt içinde ikisi Ankara'da, ikisi İstanbul'da 4 mağaza daha açtık. Satışlarımız düşük olsaydı, açmayacaktık tabii ki.
Avrupa'nın en büyük üretim kapasitesine sahip fabrika sizde deniyor. Rakamlara döker misiniz? Tüm dünyadaki operasyonumuzu İstanbul'dan yönetiyoruz. 240 kişiyiz. Kapalıçarşı'da fabrikamız 120 kişi üretimde çalışıyor ve haftada 4 bin takı üretebiliyor.
Krizde Türkiye'de pırlanta tüketimi niye arttı? Lüks tüketim kuşkusuz ama tekstilden ya da ne bileyim telefondan daha iyi bir lüks. En azından pırlantada paranızın yarısını her zaman geri alabilirsin.

BİZE ULAŞIN