Kırmızı kafalar Dubai'yi mahvetti

İngilizler başta olmak üzere Batı'dan gelen hızlı büyüme öngören yöneticiler Dubai'de emlak fiyatlarında patlamaya ve krize neden olmakla suçlanıyor. Dubaililerin 'Kırmızı kafalar' dediği yöneticilerin yerini şimdi itidalliler alıyor

Cumartesi 12.12.2009
Son Güncelleme: Cumartesi 12.12.2009
ABONE OL
Turizmde cazibe merkezi olma çabaları çok eski değil 2000'li yıllarda başladı. Amaçları ilgi çeken dev projelerle dünyanın dikkatini çekmekti. Başardılar da. Milyarlarca dolar harcayıp denizin içine 7 yıldızlı otel kondurdular. Yetmedi, denizi doldurup palmiye şeklinde ada yaptılar ve bu yolla sahil şeritlerini ikiye üçe katladılar. Dünyanın en ünlü sanatçıları, futbolcuları Palmiye Adası olarak bilinen bu deniz dolgulu villalardan koştura koştura satın aldı. Halkın ulaşım aracı metroları öyle lükstü ki içinde VIP vagonu bile vardı. Teknoloji ve bilgi altyapı ise mükemmeldi.

'CASİNOYA DÖNMÜŞTÜ'
Zenginler bir yandan bölgeye emlak yatırımına koştu. Fiyatlar 6 ay geçmeden yüzde 20-30 artıyordu. Sermaye, bir yandan akıyor bir yandan da 'bu saadet zinciri acaba kopar mı' diye soruyordu. Ama kimin umurunda! Dünyanın en büyük bankaları bölgeye kredi vermek için yarışıyordu. Hatta rekabet öyle bir hal aldı ki bankalar arası yarış tüketici kredilerine bile sıçramıştı. Sıfıra yakın peşinatlarla yüzbinlerce dolarlık mortgage ve taşıt kredileri dağıttılar. Bu tatlı dönemi Akbank'ın yeni açılan Dubai ofisinin başındaki Cem Ataç şöyle anlattı: "Dubai casinoya dönmüştü. Yüzde 5 peşinat yatır, krediyle evi ya da villayı al. 5-6 ay sonra iki katına sat ve çık." Palmiye'de fiyatların son 4 yılda 4'e katlandığını belirten Ataç, bunun sonucunda 1995'te 700 bin olan nüfusun 1.5 milyona çıktığını belirtiyor. Uzun yıllar bölgede inşaat mühendisi olarak çalışmış Uğur Acarbay ise rakamlara daha hakim: "Palmiye'de düz villalar 500 bin dolardan satılmaya başlandı, 5 milyon dolara kadar çıktı. Şimdi 2-2.5 milyar dolara geriledi. Kiralar ise yıllık 100 bin dolar civarında. Krizden önce rakamlar yüzde 50 daha yüksekti."