Patronlardan sağduyu çağrısı

TÜSİAD YİK Başkanı Koç, laiklikten sonra kültürel kimlik ile ortaya çıkan kutuplaşmaya değinerek çok ciddi endişe duyduklarını söyledi, sağduyu çağrısı yaptı Bakan Yazıcı ise siyasette kriz beyanlarını abartılı bulduğunu belirterek, "Türkiye'de güven, istikrar var. 'Açılıma gerek yok' demek de gerçekçi değil" dedi

Cumartesi 12.12.2009
ABONE OL
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜ- SİAD) dün gerçekleşen Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında 'huzur' ve 'tansiyonun düşürülmesi' istendi. TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, "Gelişmelerden ülke adına çok ciddi endişe duyuyor, tüm siyaset ve toplum kesimlerine itidal ve sağduyu çağrısı yapma ihtiyacı hissediyoruz" dedi. Son yıllarda siyaset arenasında görülen keskin kutuplaşmaların, zaman zaman ileri boyutlara ulaşarak topluma da yansımaya başladığına işaret eden Koç, önce laiklik ekseninde ortaya çıkan siyasi çatışmaların toplumu nasıl kutuplaşmaya sevk ettiğine hep beraber şahit olunduğunu kaydetti.

KUTUPLAŞMA TEHLİKESİ

Mustafa Koç, şöyle devam etti: "Şimdi de kültürel kimlikler ekseninde ortaya çıkan siyasi çatışmanın toplum içindeki yansımalarına şahit oluyoruz. Toplumsal yaşamın farklı boyutlarına işaret eder gibi gözüken bu iki kutuplaşma ekseninin, siyasette aynı fay hattına tekabül etmesi ise korkutucu bir gerçeğe işaret ediyor: Siyasilerimiz, kendi siyasi stratejileri adına en keskin söylemleri benimserken, bunun toplum üzerinde yarattığı tahribatı umursamaz görünüyorlar. Öte yandan terörü meşru gösterdiği izlenimini doğuran davranışlardan yeterince de kaçınılmadığı göze çarpıyor." "Gelişmelerden ülke adına çok ciddi endişe duyuyor, tüm siyaset ve toplum kesimlerine itidal ve sağduyu çağrısı yapma ihtiyacı hissediyoruz" diyen Koç, kutuplaşmanın, işsizlikle gelebilecek sosyal sorunlar ile birleşmesinin telafisi imkansız zararlara yol açabileceği uyarısında bulundu. TÜSİAD CEO anketinden siyasi riskin sürekli yükseldiği sonucu çıktığına işaret eden Koç, yüksek büyüme hızını yakalamanın da mümkün gözükmediğini ifade etti.

Toplantıya katılan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, eleştirilere tek tek yanıt verdi ve diyalogla sorunların çözümüne katkı yapılması çağrısında bulundu. Türkiye'nin izlediği dış politikanın, bazı yerlerde ''eksen kayması'' olarak değerlendirildiğini anımsatan Yazıcı, Türkiye'nin davranışlarının, vizyonunun ve tercihinin, Türkiye'nin çıkarları açısından ne denli değerli olduğu ve bir "eksen kayması'' olarak nitelenemeyeceğinin ortaya çıktığını söyledi. Türkiye'de siyasetle ilgili yapılan değerlendirmeleri de çok haklı bulmadığını dile getiren Yazıcı, şöyle devam etti: "Siyasette kriz varmış gibi beyanları abartılı buluyorum. Türkiye'de güven var, istikrar var. Burada dile getirilen bütün sorunlar, hükümetin gündeminde. Biz büyük bir ülkeyiz. Ekonomimiz güçlü. Elbette ki kriz, bizi etkiledi ama dünyada başka ülkelerde yaşanan finansal krizler, bizim ülkemizde yaşanmadı. Bu ülke hepimizin. Bu sorunları çözme noktasında diyalog kanallarımızın hep açık tutulması lazım. Daha çok görüşüp konuşalım. Bu sorunları birlikte çözeceğiz.''

AÇILIMA KATKI VERİN

Yazıcı, "terör sorunu" konusuna değinirken de, güvenlik güçlerinin bu mücadele kapsamında ne talep etmişse kendi hükümetlerinin de temin etmesine rağmen dağdakilere katılımın önlenemediğini vurguladı. Bunu minimize etmek için başka yöntemlerin, çalışmaların gerekliliğinin altının çizildiğini kaydeden Bakan Yazıcı, ''Bu açılım projesine gerek yok veya bunu yapmak isteyenler şunun aleti oluyor, şununla birlikte hareket ediyor'' demenin, gerçeklikle bağdaşmadığını ve Türkiye'nin çıkarlarına da uygun bir davranış biçimi olmadığını söyledi. Bu noktada yapılanlara katkı verilmesi gerektiğini vurgulayan Yazıcı "Biz birlikte Türkiye'yiz. Bunda Türkiye'yi seven herkes var. Buna katkı vermeliyiz'' dedi. Yazıcı, AB sürecindeki siyasal iradenin de güçlü bir şekilde sürdürüldüğünü vurguladı.