"Krizde IMF'ye el açmadık" dedi, hesabı ekmekle verdi

Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin krizi iyi yönettiğini, IMF'ye el açmadan kendi yağıyla kavrulduğunu söyledi. Şimşek, çalışanların mali durumundaki iyileşmeyi de ekmek, yumurta örnekleriyle savundu

Salı 15.12.2009
Son Güncelleme: Salı 15.12.2009
ABONE OL
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kriz sürecini iyi yönettiklerini belirterek, "Önceki hükümetler gibi IMF'nin empoze ettiği programlarla krizi yönetmedik. IMF'ye el açmadık, kendi tedbirlerimizi aldık. Kendi yağımızda kavrulduk, 'kaynak Türkiye'dir dedik. Ayaklarımız üzerinde dimdik durduk" dedi. Şimşek, İspanya, Macaristan gibi toplam 52 ülkenin kredi notunun düşürüldüğünü anımsatarak, ekledi: "Türkiye'nin içinde bulunduğu 13 ülkenin notu arttı. Krizden en etkilenen ülke olsaydık notumuz iki kademe artar mıydı?" Şimşek, Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlayan 2010 bütçe sunumunda, iktidarları döneminde çalışan, emekli ve dar gelirli vatandaşların mali durumlarının iyileştiğini, gelirlerinde reel artışlar olduğunu da tabloyla ortaya koydu. Şimşek'in hesabına göre, 2002 Aralık'ta asgari ücretle 181 ekmek, 85 kilo pirinç, 238 kilo kuru fasulye alabilirken, 2009 Kasım itibariyle 269 ekmek, 114 kilo pirinç, 126 kilo kuru fasulye alınabiliyor. Maliye Bakanı Şimşek, 2010 bütçe sunumunda şu mesajları verdi:
KRİZİ İYİ YÖNETTİK: Hükümetimiz küresel krizi iyi yönetmiştir. Risk priminin ölçülmesinde kullanılan CDS endeksinin de bunu teyit ediyor.
IMF'YE EL AÇMADIK: Bizden öncesi dönemlerde olduğu gibi IMF gibi uluslararası kuruluşlara el açmadık. 1993-1994 ve 2000-2001 krizleri Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden yani kötü yönetiminden doğan krizlerdir. IMF'den yardım talep edildi. Fon'un verdiği kaynaklarla ve IMF'nin empoze ettiği programlarla bu krizler yönetildi. 2008'de küresel krizin derinleşmesiyle birçok ülke IMF'den yardım talep etti ve koşullarını hemen kabul etti. İzlanda, Macaristan, Ukrayna, Romanya ve Polonya gibi 22 ülke IMF ile anlaşmak zorunda kaldı. IMF'nin şartlarını kabul etti. Biz ise kendi yağımızla kavrulduk. Kendi ayaklarımızın üzerinde dimdik durduk. 'Kaynak, Türkiye'dir' dedik.
BÜYÜME HEDEFİ DEĞİŞMEDİ: Kriz sonrası ilk yıl olan 2010'da büyüme hedefi yüzde 3.5. Düşük görebilirsiniz ancak AB üyeleri için öngörülen hedefin 5 katı. IMF, OECD ve uluslararası finans kuruluşlarının tahminleri yüzde 3.7 ile 5.5 arasında. Uzun dönem büyüme beklentisinde değişiklik yok.
BÜTÇE AÇIĞI 62.8 MİLYAR LİRA: Bu yıl hariç bütçe hedeflerini sürekli olarak tutturduk. 2009'da ekonomideki daralmayı ve krizin etkisini sınırlandırmaya yönelik tedbirler nedeniyle bütçe açığı öngörülerimizin üzerinde gerçekleşti. Bu sapma, Türkiye'ye özgü değil. 2009 başlangıç bütçesine göre giderler yüzde 2.9, gelirler de yüzde 18 arttı. Bütçe açığı 10.4 milyar liradan 62.8 milyar liraya çıktı. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 6.6 oldu.
YUNANİSTAN ÖRNEĞİ: Çıtayı yükselttik. AB'nin yakalayamadığı performansı yakaladık. Yunanistan'ın bile bütçe açığı, bizim iki katımız. 2010'da yüzde 10'un altına düşürmek için çabalıyor. İşte bunun için bizim notumuz artıyor. İşte bunun için Türkiye'ye güven artıyor.
İHRACATTA YÜZDE 60 SAPMA: Krizle ihracatta yüzde 30'dan fazla düşüşler yaşandı. Bu da yüzde 60'lık sapma demek. Bu düşüş, bize özgü değil. Bu düşüş başta imalat sanayi olmak üzere ihracat ağırlıklı çalışan sektörlerin daralmasına neden oldu. İmalat sanayi üretimi ve stok seviyelerini olumsuz etkiledi. Yeniden artış eğilimine girildi, aralık ayında ihracattaki artışın çift haneli olmasını bekliyoruz.

EVE 88 EKMEK FAZLA GİRİYOR
Mehmet Şimşek, 2003 Ocak-2009 Kasım döneminde TÜFE'deki kümülatif değişme yüzde 93.2 olurken, en düşük memur maaşının yüzde 188, net asgari ücretin yüzde 168.5 arttığını kaydetti. Şimşek'in hesabına göre, asgari ücretli 2002'de evine 181 ekmek götürebilirken, bugün 269 ekmek alabiliyor.