İşte 2010 enflasyon tahmini

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 2010 yıl sonu enflasyonunun yüzde 70 olasılıkla, orta noktası yüzde 6,9 olmak üzere yüzde 5,5-8,3 aralığında olacağının öngörüldüğünü bildirdi.

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, İdare Merkezinde, bankanın ''Enflasyon Raporu''nun tanıtımına ilişkin düzenlediği basın toplantısında, enflasyonun 2011 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5,2 olmak üzere yüzde 3,4 ile yüzde 7,0 aralığında gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini kaydetti.

Yılmaz, enflasyon oranının 2012 yıl sonunda yüzde 4,9 düzeyine düşeceğini öngördüklerini açıkladı.

Merkez Bankası'nın Enflasyon Raporu'nda, ''Bu etki, 2010 Ocak döneminde bütçe dengesini düzeltmeye yönelik vergi artışlarıyla birleşince, özellikle yılın ilk iki ayında enflasyonda belirgin bir artış yaşanacaktır'' denildi.

Bu yıl enflasyonun izleyeceği seyir değerlendirilirken bu etkilerin hesaba katılmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Önceki yıl küresel krizin derinleşmesinin ardından toplam talepteki yavaşlama ve ithalat fiyatlarındaki sert gerileme sonucu 2009 yılının ilk yarısında yıllık enflasyonda keskin bir düşüş gözlendiği hatırlatılan değerlendirmede, iktisadi faaliyeti canlandırmak için yapılan geçici vergi ayarlamalarının da tüketici fiyatlarının seyri üzerinde etkili olduğu kaydedildi.

Raporda, 2010 yılında yıllık enflasyonun seyrinde, gerek 2009 yılının ilk yarısında oluşan düşük bazın etkileri, gerekse geçici vergi ayarlamalarının önemli bir rol oynayacağı kaydedildi.

-İKİNCİL PİYASADAN 750 MİLYON LİRALIK DİBS ALINDI-

Merkez Bankası raporuna göre, banka, likidite yönetimi araç çeşitliliğini, operasyonel esnekliğini ve İMKB Repo-Ters Repo Pazarı;ndaki faiz oranlarını kontrol imkanını koruyabilmek amacıyla, açıkladığı program çerçevesinde ikincil piyasadan DİBS alımı için iki ihale yaptı.

Geçen yıl 23 Aralık'ta başlayan ihaleler kapsamında, bu yıl 15 Ocak'a kadar, her ihalede nominal 100 milyon lira olmak üzere toplamda 650 milyon lira karşılığı, nominal 700 milyon liralık kıymet alımı gerçekleştirildi.

Raporda, Merkez Bankası'nın DİBS alımlarına dair duyurularının ve alım ihalelerinin, piyasa getirileri üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığının görüldüğü belirtilirken, ''Bunun yanı sıra, alım miktarının sınırlı olması ile alımların geniş bir zaman dilimine yayılarak göreli olarak likiditesi yüksek kıymetlerden yapılmasının da DİBS alımlarının piyasa faiz oranları üzerinde etkili olmamasında rol oynadığı düşünülmektedir'' denildi.

Kredi piyasalarındaki iyileşmenin kademeli olarak devam ettiği, genel ekonomiye ilişkin görünümdeki iyileşmelerin bankaların kredi standartları üzerindeki tutumlarını olumlu yönde etkilediği kaydedilen raporda, şöyle devam edildi:

''Artan rekabetin kredi arz üzerindeki belirleyiciliği olumlu yönde artarken, bankaların kendi kaynaklarına ilişkin kısıtlarının üçüncü çeyrekte de kredi piyasalarını etkileyen bir değişken olmadığı görülmektedir.
Talep tarafında ise değişen eğilimler ekonomideki kademeli toparlanmayı yansıtmaktadır. Önümüzdeki dönemde, talep tarafında öngörülmeyen artışlar olmadığı sürece, kredilerin arz tarafında gözlenen iyileşmeler çerçevesinde kredi piyasalarının ekonomik büyümeyi yavaşlatan bir faktör olmayacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, küçük ve orta boy işletmelere verilen kredilerde standartların halen göreli olarak sıkı olması, parasal koşullardaki genişlemenin iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkisini kısmen de olsa sınırlamaya devam etmektedir.''

-BORÇ ÇEVİRME ORANLARININ OVP'DE BELİRTİLEN MAKUL SEVİYELERE ÇEKİLMESİ-

Türkiye;de firmaların toplam mali kaynakları içinde dış kaynakların daha büyük bir paya sahip olduğu ve ağırlıklı olarak kısa vadeli banka kredileri ve ticari borçlardan oluştuğuna işaret edilen raporda, ticari borç ve banka kredileri arasında bir ikame olduğu ve özellikle küçük firma gruplarında bu ikamenin daha belirgin görüldüğü belirtildi.

Geçen yıl bütçe performansının bozulması ve net dış borçlanmanın sınırlı kalması nedeniyle kamu sektörü iç borçlanma gereksiniminde önemli bir artış gerçekleştiğine dikkat çekilen raporda, şu değerlendirmeye yer verildi:

''Artan kamu kesimi borçlanma ihtiyacının özel sektörün kaynaklarını dışlamaması ve para politikası kararlarının etkinliğini sınırlamaması açısından, önümüzdeki dönemde mali disipline ilişkin taahhütlerin güçlendirilerek borç çevirme oranlarının OVP;de belirtilen projeksiyonlar doğrultusunda makul düzeylere indirilmesi büyük önem taşımaktadır.''
BİZE ULAŞIN