'Krizlerde en büyük darbeyi çalışanlar alıyor'

Eski Merkez Bankası (MB) Başkanı Gazi Ercel, her kriz döneminde en büyük darbeyi çalışanların aldığını söyledi.

Eski MB Başkanı, Antalya Genç İşadamları Derneği (ANTGİAD) tarafından toplantıda ''Ekonomik Kriz Yansımaları ve 2010 Yılı Bekleyişleri'' konulu konferansta ''Dünyadaki ve Türkiye'deki Ekonomik kriz sürecini ve Kriz Sonrası Beklentiler'' konusunda bilgi verdi.

Küresel krizin bazı ülkelerde finans bazılarında reel sektörü çok olumsuz etkilerle, Türkiye'de asıl krizin reel sektörün darbeyi reel sektörün aldığını belirtti. Erçel, ''Küresel krizde Türkiye'de reel sektör büyük darbe aldı. İşsizlik arttı'' dedi. Krizin yaşam düzeyini iyice düşürdüğünü, kriz sonrası ekonomik büyümenin normalleşme süresinin 5-7 yıl arasında olacağını anlatan Erçel, şöyle konuştu:

''Krizlerde en büyük darbeyi çalışanlar alıyor. İşsizlik artıyor. Çalışanlar işlerinden oluyor. Krizde istihdam daralıyor. Üretim artışı yok oluyor. İstihdamın toparlanması çok güç. Asya bu krizde açısından en kolay bölge olacak. Kamu finansman açığı bozulacak. Sanayileşmiş ülkelerin kamu finansman dengesi bozulur. Büyümenin normalleşmesi 5-7 yıl arasında olacak. Bütçe açığının kapatılması için borçlanılacak. Türkiye'de borçlanacak. Türkiye aldığı borçları yerinde kullanamayacak.''

Küresel krizde bir çok ülkede finans sektörünün çöktüğünü anlatan Erçel, Türkiye'de bankaların batmadığını, döviz krizinin çıkmadığını, borsanın dibe vurduğunu daha sonra da toparlandığını ifade eden Erçel, şöyle konuştu:

''Krizde ödemeler dengesi fazla sorun yaşamadı ama reel sektör çok olumsuz etkilendi. 2008 yılındaki milli gelire ancak 2011 veya 2012'de ulaşabiliriz. Sanayi üretiminde toparlanma var. Krizde reel ücretler düştü. Krizlerde en büyük darbeyi çalışanlar alıyor. Ücretler kamuda yüzde 2,5 artarken enflasyon yüzde 5-6 n gerçekleşti. İşsizlik 4 puan arttı. Krizde 800 bin çalışan işsiz kaldı. BUnun yanında her yıl 1 milyon insanımıza iş bulmamız gerekiyor. İşsizlik yüzde 14'e çıktı. Kredilerde daralma var. Cari işlemler açığı azaldı. Reel faizler geriledi Kamu finansman dengesi bozuldu. Vergi gelirleri kriz döneminde azaldı.''
Küresel kriz sonrası azda olsa toparlanma görüldüğünü anlatan Erçel, kriz sonrası Türkiye'nin avantajlı olacak yanları da olduğunu belirten Erçel, ''Krizde enflasyon düştü. Gerçi şimdi enflasyon kafasını kaldırmaya başladı ama...Enflasyon her şeyi bozacak durumda. Türkiye kriz sonrası değişime ayak uydurmak zorunda. Bankacılık sektörü güçlü. Kredibilitesi yüksek bir Merkez Bankası var. Bankacılık güçlü, enflasyon düşük. Türkiye'nin AB macerası kör topal olsa da gidiyor. Yut dışında 130 milyar dolarlık iş yapan müteahhitlik topluluğu var.''

Kriz sonrası Türkiye'nin fırsatları daha iyi değerlendirecek fırsatları olduğuna dikkati çeken Erçel, sözlerini şöyle tamamladı:

''Türkiye enerji politikalarını iyi yönetmeli. Enerji nakil yolları üzerindeyiz. Yabancı sermaye girişi artacak. Devir ve satın almalar konusunda cazip ülke olacağız. Sanayi alt yapısı güçlü bir ülke. Özel sektörün rekabet gücü daha da yükselebilir. Türkiye'de 2 bine yakın şirket incelemede. Yabancı sermaye 50-100 milyonluk şirketler arıyor ama bulamıyorlar. Çünkü Türkiye'de böyle büyük şirketler yok. Şirketlerini iyi yönetenler sistem içinde kalacak. Diğerleri yok olacak. Yunanistan gibi değiliz. Yunanistan'da sanayi yok. Türkiye, Yunanistan gibi değil. Sanayi alt yapısı güçlü. 2010 yılında sanayi üretimi güçlü. Ocak-mart tüketici güven endeksinde yükseliş var. Tüketici kredilerinde artış eğilimi. Turizm gelirleri iyi gidiyor. İhracat artışı ve bütçe disiplini iyi. Ancak reel ücretler azalıyor. Sanayi üretimi yavaş, özel sektör yatırımları canlanmaya yeterli değil. IMF ile anlaşma olmayacak. AB ile macera sürüyor. Ama ilişkiler sıcak değil. Son politik gelişmeler ve yaklaşan seçimler güven çalışmalarını önlüyor.''

BİZE ULAŞIN