Kızım Ebru, iyi bir müteahhit oldu, 10 yılda 100 ihaleye girdi

İşadamı Nihat Özdemir, veliahtı kızı Ebru Özdemir'in Türkiye'deki bu kadar erkeğin arasında çok iyi bir kadın mütteahhit olduğunu belirtiyor ve bununla da gurur duyuyor

Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nü bitirdi... Asistanlık yaparken siyasi olayların artması üzerine okuldan ayrıldı ve 1976'da bir şirket kurdu... Okul arkadaşı Sezai Bacaksız ile ortak oldu... Lider Makine (Limak) adını verdiği şirketi daha sonra altyapı yatırımlarına yönlendirdi... Bugün yaklaşık 5 bin kişinin çalıştığı bir grup haline geldi ve kızı Ebru Özdemir ile oğlu Batuhan'ı yönetime alarak işleri yavaş yavaş ikinci kuşağa emanet etmeye hazırlanıyor... Bu yıl 60 yaşını kutlayan işadamı Nihat Özdemir'le, kızı Ebru Özdemir ile çalışma hayatındaki birlikteliği ve ikinci başkanı olduğu Fenerbahçe'ye kazandırmaya çalıştığı "tenis" ile ilgili konuştum...
Kızınız Ebru ikinci kuşak olarak iş hayatında nasıl? Kamuoyu önünde, bankacılar ve uluslararası bankacıların toplantılarında Limak'ı temsil ediyor. Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdi. New York'ta okudu. Bizim şirkette çalışırken müteahhitliği çok sevdi. Birçok ihaleye hazırlık yapıyor. 10 yılda yaklaşık 100 ihaleye girdi. Sabiha Gökçen ihalesi bizim için yeni bir sektördü. Çok mücadele etti. Mücadele etmeyi seviyor. Ebru'da bu özellik var. Projelere iyi hazırlanıyor. Teklifi veren Ebru olduğu için ihaleye de o giriyor. Bununla iş bitmiyor onun finansmanı onun sözleşmesinin yapılması devralınması yeni sistemin kurulması bunun çalışmalarını da yapıyor.
Müteahhitlik bir kadın için zor değil mi? Ebru Amerika'dan yeni geldiğinde şirkete yanıma aldım ve neler öğrendi öğrenmedi diye baktım. "Baba biz müteahhitliği hiç bırakmayalım" dedi. Bir kız evladından bunu duymak ilgimi çekti. Ayrıca Ebru'nun şu dediğini de hiç unutmuyorum; "Türkiye'nin altyapıya, konuta olan ihtiyacı çok fazla. Bu memlekette müteahhitlik bitmez" ...
Peki Ebru Hanım'ın resim koleksiyonu merakı konusunda düşünceleriniz ne? Elinden geldiğince sanat olaylarına sponsor olmaya çalışıyor. Konserlere, film festivallerine, sanat galerilerine sponsor olup onlara destek olmaya çalışıyor. Şirkette çalışırken resim merakı da oluştu. Bende ona destek oldum. Bir bütçe ayırdım. Türkiye'de iyi bir koleksiyoner oldu. Geçenlerde Ankara'da sergi salonunda 130 resimden meydana gelen koleksiyonunu sergiledi. Ankara'da çok büyük ilgi gördü. Başbakan'da gezdi. Bu 130 resim, kendi resimlerinin 3'te biriymiş. 300 tane tablosu var. Hepsinin ayrı bir sanat değeri var. Bende "Baba Beni Okula Gönder" kampanyasına gittim eşimle beraber. Açık artırmaya girdim. Hem eğitime katkı olsun diye hem de iyi bir parça olmasını istedim ve Mehmet Güleryüz'ün resmini aldım. Ebru da 'Serginin en iyi resmini almışsın' dedi. İş hayatında boğulmamak lazım. Bu arada resme yapılan yatırım en iyi yatırımın olduğunu gördüm. 1'e 10, 15, 20'ye kadar değerleri artan resimler var.
Peki gıda işiniz nasıl gidiyor? Adana'da gıda işimiz devam ediyor. Bir fabrika kurduk. Meyve suyu konsantre fabrikası. Şu anda buradan 17 ülkeye ihracat yapıyoruz. 2008'in başında açtık fabrikayı. 2009'da bunun verimini almaya başladık. Çok zevkli bir iş, domatesi köylüye ektiriyoruz, sonra domates salçasını elde edip Japonya'ya yolluyoruz. Dubai, Suudi Arabistan, Sırbistan, İngiltere, Rusya, Birleşik Amerika dahil olmak üzere... 100 bin ton meyve işleyebiliyoruz. Bunlarla 20 bin ton konsantre elde edebiliyoruz.

BİZE ULAŞIN